23 Şubat 2017 Perşembe

Hac ve umre yapmak için mukaddes beldeye gideceklere...

Öncelikle sizlere hayırlı yolculuklar diler, ibadetinizin mebrur olmasını dilerim. Daha gitmeden eşe dosta, akrabaya ne hediye getireyim telaşı içerisine kapıldınız.

Hediyeleşmek güzeldir. Kiminiz içten hediye getirme niyetindesiniz, kiminiz hediye getirmek istemese de "Getirmezsek olmaz, almazsak olmaz, başkası ne der" toplumsal baskı ya da ikilemi içerisine girdiniz. En güzel hediye ibadetinizin kabul olması ve geri dönmenizdir.


Dönüşte yapacağınız en güzel ikram hurma ve zemzem ikramıdır. Yok ben illa alacağım diyorsanız mağazalara gitmekten önce bir düşünün. Evimde bol miktarda mukaddes beldeden gelenlerden şahsıma verilen hediye mevcuttur. Ne mi var? Takke, tespih(33'lü,99'lı) seccade, kına mevcuttur. Uygun fiyatla evlere teslimat yapılır. Nakliye bedeli şirkettendir. 24/02/2015

"Bugün gönül kırdın mı?" **

Eskiden tekkelerde iki soru sorulurmuş:
1.      Bugün gönül kırdın mı?
2.      Namazını kıldın mı?
Birinci soruya evet diyene ikinci soru sorulmaz imiş...

Eski ve tekke kelimelerini duyunca içinizden birileri Celaleddin Rumi’nin: “…cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.dizeleriyle cevap vererek yeni şeyler söyle diyebilir. Doğru. Çünkü bu soruyu soracak tekke kalmadı bugün. Ama soru eskimez ve her asırda güncelliğini kaybetmeyecek bir soru.

Sahi, kaçımız ikinci soruya geçebiliriz? Günümüzde yapılacak sınavlara birinci soru olarak bu soru sorulsa sanırım çoğumuz ilk soruda kalırız. Hatta bize bir kolaylık sağlansa gönül kırdınsa da kırdığın gönlü yaz, sonra ikinci soruya geç dense…hangi birini anlatayım, hangi birini  yazayım deriz. Çünkü bir gönül kırmakla falan yetinmiyoruz bugün. Kırdığımız yumurta kırkı geçiyor maalesef.

Çoğu kırgınlıkların, incinmişliklerin, küskünlüklerin gerisinde hep gönül kırgınlığı yatmaktadır. Çünkü gönül yarası ve gönül kırgınlığı başka bir şeye benzemiyor. Gönül almak için çabalarken bir başka gönülü kırabiliyoruz. Kırılan kalbi tamir etmek mümkün olmuyor çoğu zaman. Tamir için özür dilense de, gönül alınsa da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, mutlaka izi kalıyor. Zaman zaman akla geldikçe uykusunu kaçırıyor insanın.

Bugün bir başka sorunumuz daha var. Kırdığımız gönlün farkında bile değiliz. Kırmışsak da kolay kolay hatayı kabul etmeyiz. Çünkü eskilere göre kendimizi daha da geliştirdik. Hemen savunma refleksimiz devreye giriyor. Asla burnumuzdan kıl aldırmıyoruz. Bırakın özür dilemeyi…hatta özür dileyecek biri varsa o benden özür dilesin gibi sözler de söyleyebiliyoruz. Kolay kolay vicdanımızın sesine kulak vermeyiz. Bir an için vicdanımızın sesini dinlesek bile bu sefer egomuz devreye giriyor.  Asla özür diletmiyor.

Gönül kırmanın bizim gibi namazda gözü olmayanlara bir de faydası var. İlk soru da takılıp kalacağımız için nasılsa namaz kılıp kılmadığımız sorulmayacak diyerek kendimizi namazdan muaf gibi de görebiliriz. Sözlerimizi Yunus’un bir dörtlüğüyle noktalayalım:
“Bir kez gönül yıktın ise 
 Bu kıldığın namaz değil 
Yetmiş iki millet dahi 
Elin yüzün yumaz değil

Gönül kırmayanlardan, gönül yıkmayanlardan olalım inşallah! 23/02/2017

** 26/02/2017 tarihinde Kahta Söz gazetesinde yayımlanmıştır.

Vekilimi seçeceğim...Mutluyum mutlu...Neden mi?


1.Kim vekil seçilecek, hangi vekiller gidecek merakımı gidereceğim.
2.Seçim için 4 yıl beklemeyeceğim, ortalama yılda 1 meydanlar hareketlenecek.
3.Şehrin görünür yerleri rengarenk parti bayraklarıyla donatılacak.
4.Miting yapacak partinin yerel otoları cadde cadde anons ederek beni mitinge davet edecek.
5.Meydanlarda mitingler yapılacak, siyasi partiler gövde gösterisi yapacaklar. Ana arterler trafiğe kapanacak, yaya olarak yürüyemediğim yollardan yürüyeceğim, yürümeyen araç trafiği alternatif yollardan akacak.
6.Toplu taşıma aracı, beni bilmediğim yerlerde bırakıp yürüyeceğim, araca binmek için uzunca bir yol yürüyeceğim.Yıllarca veremediğim kilomu böylece vereceğim, yürürken yorulunca kendi kendime "Akılsız başı ayaklar çeker" diye homurdanacağım ama olsun o kadar.
7.Gittiğim her yerde konu zorluğu çekmeyeceğim, hangi parti ne kadar alır konuşması 7'den 70'e herkesin dilinde olacak. Bir taraftan da hangi parti ne kadar oy alacak bahsine gireceğim.
8.Miting esnasında simitçi, köfteci, amblem-bayrak satıcıları satış yapacak, mitingin bitiminde ise yine belediye temizlik işçilerine iş düşecek. Saatler öncesinde polisler görev yapacak, konuşmacıyı sevse de sevmese de renk vermeyecek. Miting alanını terk edenler de acaba mitingde ne kadar kişi varız diye yorumda bulunacaklar.
9.Mitingi düzenleyen partinin lideri dün başka bir ilde konuştuğunu noktası virgülüne dokunmadan tekrar edecek, öndeki fanatikler bir taraftan partinin bayrağını sallarken diğer taraftan alkış ve sloganla bağlılığını bildirecek, arka taraflarda da seyirciler dolduracak. Hele miting bir de kalabalık olursa lider coştukça coşacak.
10.Seçim günü gelir. Herkes evine çekilir seçim sonuçlarını izlemeye. Kanal kanal dolaşır, sonuçları erkenden almak için. Beklediği sonucu vermeyen kanalın sonuçlarını “yanlış ve yanlı haber veriyor“ diyerek homurdanacak bir taraftan. Gecenin ilerleyen saatlerinde kazanan lider “kazandım” konuşması yapacak, kaybedense görünmeyecek ve kısa bir not yayımlacak: ”Seçimlere hile karıştı” diye. 25/02/2015