7 Şubat 2017 Salı

Başarısız olmanın 41 yolu *

Genelde başarılı olmanın yolları anlatılır, başarısız olmanın yollarına pek değinilmez. İsteyenlere faydalı olur umuduyla burada başarısız olma yollarını çok ayrıntıya girmeden ifade etmek istiyorum:
1.Bir hedef koymayın.
2.Ders çalışıyormuş gibi yapın.
3.Konuları derinlemesine değil, yüzeysel okuyun.
4.Olumsuz deneyimlerinize takılıp kalın.
5.Hazır bulunuşluk düzeyinizi düşük tutun.
6.Bir konuyu iyice anlamadan problem ya da test çözmeye başlayın.
7.Kitap okumayın.
8.Bir şey yiyip içerek veya yatarak çalışın. (Bu şekilde beyin beslenme moduna geçer.)
9.Odanızda açık olarak TV, bilgisayar, cep telefonu bulundurun.
10.Hem müzik dinleyin, hem sakız dinleyin, hem de ders çalışın. (Hatta bir de kulaklı takarsanız tam olur.)
11.Kafanızın dışına yatırım yapın. (Dış görünüşünüze yatırım yapın.)
12. Sizi eleştiren veya yol gösterenin ağzını hemen kapatın.
13.Başkasından sık sık yardım alın.
14.Herkesin sizi sevmesi için çaba sarf edin. (Sınavınız varken arkadaşın sinemaya mı çağırdı, gezmeye mi davet etti, hiç hayır demeyin.)
15.Sınava, sınav gecesi hazırlanın.
16.Ders notu tutmayın, başkalarının notlarını fotokopi ettirin.
17.Zamanı har vurup harman savurun. Nerede akşam orada sabahlayın.
18.Erken yatıp erken kalkmayın. Kahvaltınızı okulda, ödevlerinizi de son gece yapın.
19.Derse zamanında gitmeyin, sınavlara son anda yetişin.
20.Sigaraya başlayın, alkol alın. (Birine az, diğerine çok vakit harcarsınız)
21.Öğrenilmiş çaresizliğe düşmemek için öğrenirken en kolay konuları seçin. Hiç risk almayın.
22.Sınavda sınav kağıdını bitirir bitirmez öğretmene teslim edin, hiç kağıdı incelemeyin. Hemen dışarıya çıkın.
23. Başkasıyla rekabet edin. (Birisiyle rekabet ediyorum diye ders çalışmak, sizi bir yere kadar taşır. Ondan sonra yavaş yavaş ya yarıştan vazgeçer ya da başarısızlığı kabul etmeye başlarsınız.)
24.Az çalışın, az yorulun. Çalışmanızı yeterli görün. Ardından çok yüksek başarı bekleyin.
25.Görev ve ödevleri hep yarına, ertesi güne erteleyin.
26.Sürekli keyif alıcı işler yapmaktan ve tembel olmaktan zevk alın.
27.Her sınavdan 100 almaya çalışın. (Bunu yeterli görün ki sonun başlangıcı olsun. Süreci değil, sonucu değerlendirin. Sınavlardan 100 almanız, o konuyu 100 düzeyinde bildiğinizin göstergesi değildir...)
28.“Battı balık yan gider” atasözünü çok kullanın.
29.Siyasi gruplara katılın, bol bol boykotlar yapın. Öğrenci olduğunuzu ve sorumluluklarınızı unutun.
30.Derslere devam etmeyin, yerine arkadaşların imzanı atsın. (Doktor, avukat olabilirsin ama asla etik değerlere sahip bir meslek erbabı olamazsın.)
31.Profesyonel kopya çekin. Çaba sarf etmeden, çalışmadan kazanın.
32.Sürekli tembellik yapın. Zira her dersin bütünlemesi ve telafisi var.
33.“Çalışmadım, çalışsaydım başarırdım,” deyin.
34. “Öğretmen iyi anlatmıyor, sınavda zor soruyor, notu kıt, bana taktı,” deyin.
35.“İmkanlarım yoktu,” deyin.
36.“Başkası gibi kopya çekseydim ben de yüksek alırdım,” deyin.
37.Günü  kurtarmak için yaşayın ve ona göre çalışın.
38.Yarını düşünmeyin, hep anı yaşayın.
39.Ödev yapmak, konu araştırmak için ailenize bilgisayar aldırın, ardından internet bağlatın. Sonra dijital oyunlara kaptırın kendinizi.
40.Aileniz her istediğini yapsın ve alsın, bir dediğinizi iki etmesin. Sizin için saçını süpürge etsin. Siz hiç sorumluluk almayın.
41.Ailenizin sizin için aldığı akıllı cep telefonunu hiç yanınızdan ayırmayın. Yolda, çarşıda, pazarda, okula giderken ve gelirken, ders çalışırken yüklediğin müzikler sürekli beynini işgal etsin…

     Veli ve öğrencilerin “Sen bizi yanlış anladın. Biize başarısızlığın değil, başarmanın yollarını anlat" dediklerini duyar gibiyim. O zaman bunun kolayı var. Yazdıklarımın tersini yapın, başarıyı yakalarsınız derim. Fakat bu tersten yapma hoca’nın oğlunun durumuna benzemesin. Hoca, oğluyla beraber unu öğütmüş, değirmenden geliyor. Un çuvalı eşeğin sırtında en önde, oğlu arkasında. Hoca ise yaşın da getirdiği durum dolayısıyla en arkada kalmış. Arkada kalsa da gözü eşekte hocanın. Bir bakar ki eşek dere kenarından geçiyor, çuval dereye düştü düşecek. Hoca kendi kendine: “Koşsam yetişemem, oğluma söylesem; aksi mi aksi. Her dediğimin tersini yapar. Onca emek de boşa gidecek. En iyisi ben tersini söyleyeyim. Oğlan doğrusunu yapsın” der. Aklına gelen bu fikir sayesinde hoca kendine de hayran kalır. Hemen seslenir: Oğlum! Çuval dereye düşecek. Kakala gitsin” der. Oğlu başını çevirir: Babacığım! İlk defa senin dediğini yapacağım” diyerek çuvalı dereye itekler.

Not: Bu konuyu ele alırken  ilk 32 maddesini Prof. Dr. Necati  CEMALOĞLU’nun 05/02/2017 günü  “kamudanhaber.net” sitesinde yayımlanan “Başarısız olmanın ipuçları” başlıklı yazısından yararlandım. 07/02/2017

* 06/03/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

Aileler Çatırdıyor

TÜİK Aile Yapısı Araştırması sonuçları açıklandı. 2014 yılında evlilik yapan çiftlerden 130 bini aynı yıl boşanmak durumunda kalmış. Bu, evlenenlerden her 4 ya da 5 kişiden birinin ayrılması demektir. Araştırma sonuçlarına göre geçimsizlik, aldatılma, şiddet ve terk edilme ayrılma nedenleri olarak sayılmaktadır. % 51 ile "sorumsuz ve ilgisizlik," % 30 ile "ailenin geçimini sağlayamaması," % 24 ile "eşlerin birbirinin ailelerine karşı saygısız davranması" olarak sıralanmaktadır. Oranı düşük olmakla beraber "birlikte vakit geçirmeme," sigara ve alkol" de yine ayrılık nedenleri olarak görülmektedir.

Daha önce bir kaç yazımda boşanma üzerine yazılar yazdım. Fakat her geçen yıl boşanmalarda bir artışın olduğu gözlerden kaçmamaktadır. Toplumsal bir yara haline geldi. Bu gidişle kangren haline dönüşecek. Toplumun temel direği kabul edilen aile mefhumumuz kalmayacak. Sorumsuzluk ve ekonomik durumu sağlayamama boşanma nedenleri arasında ilk ikiye oturmuş. Üçüncü neden ise eşlerin birbirinin ailesine saygısız davranması bana garip geldi. Şimdiki evliliklerin ekseriyetinde yeni evliler için ayrı ev döşenmektedir. Eskisi gibi anne baba ile aynı evi paylaşmıyorlar. Yani gelin-kaynana, gelin kayınpeder, oğlan-ebeveyn ile sürekli birlikte değiller. Bir arada yaşasalar aralarında sorun çıkabilir, doğaldır diyeceğim. Özellikle gelin-kaynana arasındaki anlaşmazlıklar/çekişmeler dillere destandır. Yeni evliler ayrı bir evde yepyeni bir ev ortamı oluşturacakları yerde yanlarında olmayan anne babalar sorun olmaktadır. Bu demektir ki damat-gelin durmadan birbirlerinin anne-babalarının dedikodusunu yapmaktadır. Ya da ayrı evde olmalarına rağmen tarafların ailesi her yaptıklarına karışmaktadır. Hangisi olursa olsun garip bir durum gerçekten.

Evli çift, birbirinin ebeveynini kendi anne babası bilmeli, gereken saygıyı göstermeli, saygıda kusur etmemeli. Öf bile dememeli. Eşler anne babayı dizayn etmeye çalışmaktan ziyade onları oldukları gibi kabul etmelidirler. Çünkü huylu huyundan vazgeçmez. Zira, onların ahı gitmiş vahı kalmış artık. Eğer illaki değişme/değiştirme durumu söz konusu olacaksa damat-gelin değişmelidir. Ayrıca koca evde tek başlarına kendi kafalarına göre bir düzen oturtup, doğmuş/doğacak çocuklarını kendi istedikleri şekilde yetiştirmek için mutlu bir ailenin temelini atacakları/oluşturacakları yerde yanlarında olmayan üçüncü şahıslarla uğraşmakta neyin nesi? Eskiden anne babanın yanında iken "Çocuğumuzu sevemiyoruz, istediğimiz gibi eğitemiyoruz, kendimize ait özelimiz yok, çocuklar büyüklerden yüz buluyor" gibi serzenişler olurdu. Aha işte elinizde bir fırsat. Bırakın birbirinizin ailesiyle uğraşmayı da kendinize vakit ayırın. Kendi ayaklarınız üzerinde durmaya çalışın. Atın bu problem olarak gördüğünüz meseleyi kafanızdan. Kendi evinize ve işinize yoğunlaşın. Birbirinizin ailesini kötüleyerek elinize ne geçecek, yaralamaktan başka. Ayrıca kötülediğiniz ailelerinizin yüzüne karşılaştığınız zaman ne yüzle bakacaksınız. Biliniz ki, birbirinizin ailesini kötüleyerek aslında birbirinize saygınız olmadığını ifade etmiş oluyorsunuz. Herkesin kendi ailesi kendine güzeldir. Kimse ailesinden gördüğünü diğerinden beklemesin.

Anne ve babalar da oğlan ve gelini rahat bırakmalıdır. Onları aşırı korumacılıktan vazgeçmelidir. Oğlum elden gitti, kızım evden gitti, kızım sıkıntı çekiyor sızlanmasını bir tarafa bırakmalıdır. Aralarında bir sorun olursa bu sorunu öncelikle çiftlerin halletmelerini beklemeli aileler. Halledemedikleri durumlarda iki tarafın ebeveyni bir araya gelerek meseleyi halletme yoluna gitmeliler. Sorun çözerken sorun çıkarmamalılar. Önce iki tarafı da ön yargısız dinleyip tarafsız bir şekilde çözme yoluna gitmelidirler. Tüm dert bu yeni aileyi bir arada tutmak olmalıdır, suçlu aramak değil. Eğer bir suçlu aranacaksa aileler ilk önce çuvaldızı kendi çocuğuna batırmalıdır. Benim çocuk haklı, seninki haksız şeklinde bir kavgaya tutuşarak yangına körükle gitmemelidirler. Aileler yapıcı olmalı, yıkıcı değil. Ben haklıyım egosu çocukları ayrılma noktasına getirebilir. Bir yuva kolay kurulmaz, birden kurulmaz. Mutlaka zamana ihtiyaç vardır. Zaman her şeyin en iyi ilacıdır.

Yeni çiftlerin, anne ve babaların evliliği ciddiye almaları gerekir. Evlilik ciddi bir müessesedir. Ne evcilik oyunudur, ne de çocuk oyuncağı. Herkes ailesinde öğrendiğini karşı tarafta uygulamaya kalkmasın. Her taraf kendilerine özgü yaşantı ve huylarını törpülemelidir. Yeni evde yeni bir ev ve aile kültürü oluşmalıdır. Bu da birbirine tahammül ederek, saygı göstererek olur. Kırarak, kızarak, vurarak, yıkarak olmaz. Yeter ki geçinme gibi bir niyetimiz olsun. Yoksa ayrılmak için çok bahane bulunur.

Unutmayalım ki, her ayrılık toplumun temeline atılan bir dinamittir. Ayrılık kimseye huzur vermez. Herkes aklını başına alsın. Hiçbir şeyi düşünmüyorsanız; kendinize, birbirinize saygınız yoksa bile ortaya yerde varsa çocuk/torun onu düşünün. Çünkü ayrılıklarda en büyük darbeyi maalesef küçük dimağlar yiyor. 07/02/2017

Sanal taziye


Bir kurumda bir personel vefat ettiğinde kurumun amiri üyesi bulunduğu kurumsal whatsapptan vefat haberini veriyor. Buraya kadar her şey tabii seyrinde devam ediyor. Taziye mesajları gruba mermi gibi gelmeye başlayınca kurumun en büyük yetkilisi, whatsapptan grup üyelerine: " Arkadaşlar falanın cep numarası şu, bilginize" diye bir bilgi paylaşıyor.
Bu son bilgi ne demektir? Ne anlama gelir?
"Arkadaşlar whatsapp grubunu rahatsız etmeyin. Lütfen taziyenizi özelden dileyin" anlamına gelmiyor mu?
Ama ne mümkün efendim. Hatırlatmaya rağmen grubun tüm üyelerine taziye mesajları yağmur gibi yağmaya devam ediyor.
El insaf yahu! Neredesin feraset, neredesin basiret, neredesin anlayış... Çıkın artık ortaya.
Yoksa ben çok mu yanlış  düşünüyorum? Burada taziye sahibi grup mu diye düşünmeden edemiyor insan. 07/02/2016