22 Ocak 2017 Pazar

Ben darı ambarında iken...

Öğretmenliğe başladığım andan itibaren bakan olarak görev yapanların sayısını unuttum. Tıpkı eğitim sistemimizdeki değişiklikler gibi bakanın biri gitti, diğeri geldi. Çalıştığım zaman zarfınca ne değişen bakanı ne de eğitim sistemini sayabildim.

Benim için en sevindirici tarafı, bakan değiştikçe orta yerde kimse kalmayıp oldu olacak bu göreve bir de şu adamı getirelim denecek günleri umutla beklemek. Olmaz olmaz demeyin. Nasıl ki adam yokluğundan ehil olmadığı halde Bekri Mustafa'yı Küçük Ayasofya Camiine imam olarak atamışlar. Ben de darı ambarında yaşamaya devam edeceğim bir umut, bir teselli olarak.

Üstelik hazırlıklıyım. Dereyi görmeden paçayı sıvadım bile. Bakan olduğum an ilk yapacaklarım aşağıdadır:
1. Okullarda tam gün eğitimi başlatırım.
2. İlköğretim ve ortaöğretimde haftalık ders yükü en fazla 25 saat ile sınırlandırırım.
3. Ortaokuldan itibaren her sınıf seviyesinde kalma ve eleme sistemi getiririm.
4. İl ve ilçe merkezlerinde öğrencinin yürüyerek gelip gideceği şekilde, bünyesinde her türlü okul türünü barındıran kampüs okullar açarım.
5. Her kampüs okulda yeterli dersliğin yanında mabet, spor salonu, resim, müzik atölyeleri, laboratuvarlar vb. müştemilatı yaptırırım.
6. Haftada 6 gün 09.00-13.00 arası günlük 5 ders saati ders, bir saat öğle arasından sonra saat 16.00'a kadar sanat, kültürel, spor aktiviteleri, dersin pratiği, etüt yapma vb. çalışmaları planlarım.
7. Sınıf geçme sistemini % 50 bilgi, beceri, % 50 davranış olarak belirlerim.
8. Her türlü takviye ders, etüt merkezi vb. yarış atı mantığıyla işlev gören arızi durumlara son veririm.
9. Öğretmenlere performans sistemini getiririm.
10. Okulun iç ve dış paydaşlarının sorumluluk alanlarını belirleyerek yetki verir, aksayan kısımlar için yaptırımlar uygularım.
11. Öğretmenin aldığı ek ders ücretini kaldırır, öğretmenin atama işlerini ve maaş durumunu objektif, ölçülebilir bir performans sistemine göre ayarlarım.
12. Eş durumu vb. özür atamalarında branşında ihtiyaç olmayan eşinin yanına gelmesinden ziyade her ikisini devletin ihtiyacı olan yerde birleştirerek çalıştırırım.
13. Her türlü öğretmen ihtiyacını ağustos ayında görev yerinde olacak şekilde hallederim.
14. Bakanlığı, yazılı ve görsel medya aracılığıyla yönetmem. Emir ve talimatlarım için resmi yazışma yollarını kullanırım.
15. Okulların açılışını eylül ilk hafta başlatır, hazıran sonu sona erdiririm. İş gününü 200 iş gününe çıkarırım.
16. Öğretmenin tatilini ara tatili ve temmuz ayı olacak şekilde 1.5 aya indiririm.
17. Her ağustos ayı, izleyen öğretim yılının planlamasını yapacak şekilde öğretmenin görev yerinde olmasını sağlarım.
18. Makul özrün dışındaki her türlü devamsızlık için maaşlardan 1/30 kesinti yaparım.
19. Öğretmenler için yedi bölgede çalışma zorunluluğu ve her çalıştığı yerde yeni aldığı öğrenciyi mezun etme şartı getiririm.
20. Sanayi ile irtibatlı okulları sanayinin ortasında açarım. Sabah teori öğleden sonra pratik olacak şekilde.
21. Okumada gözü ve hedefi olmayan öğrencileri 7.sınıftan itibaren açık veya çıraklık eğitime yönlendirerek haftada bir teori, geri kalan zamanda meslek öğrenmelerinin önünü açarım.
22. Her türlü sınıf geçme, seçme, yerleştirme sınavını merkezi olarak yaparım...

Gördüğünüz gibi ben hazırlıklıyım. Sadece görev bekliyorum. 22/01/2017

Bu Milleti Kim Tutar Artık...

Son yıllarda yürütmeye çalıştığı bağımsız politikası ile fincancı katırlarını ürküten Türkiye'yi -daha önceden belirledikleri- fabrika ayarlarına döndürmek için şer güçleri içten ve dıştan saldırıya geçtiler. Hiç olmadığı kadar ülke bir seferberlik hali yaşıyor. İçeride terör, dışarıda savaş, ekonomik mücadele, kitleleri kutuplaştırma, darbe vb her yolu deniyorlar. Her vurucu hamlelerini içimizden devşirdikleriyle yapmaları olayın vahametini daha da artırıyor. Tabir yerindeyse Türkiye görünen ve görünmeyen yedi düvele karşı   tüm alanlarda ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bir milletin ölüm-kalım mücadelesi dense yeridir. Ne kötüler pes ediyor, ne de Türkiye.

Karanlık geceler gitmek bilmiyor. Nice zamandır endişe ile yastığa baş koyuyor, karabasanla uyanıyoruz. Yok yok karabasanı bizzat yaşıyoruz. Çin işkencesi bize yapılan. Milletçe sabahın olmasını bekliyoruz. Bunca hengamenin arasından ülke nefes alacak bir çıkış noktası arıyor. Hani zorluklar insanı güçlendirir denir ya işte biz de milletçe hiç olmadığı kadar piştik.

Eğri oturup doğru konuşalım. Bu ülkede ideali olmasa da iyi şeyler oluyor. Yeter ki istensin, iletişim yolu açık olsun, taraflar birbirini dinlesin. Makul olanda anlaşılabiliyor. Çünkü konu vatan ise gerisi teferruat. Yediden yetmişe bu vatanın evladı, çorbada tuzum bulunsun misali ayakta. Dövizini bozdur kampanyasına kimi teşvik ederek kimi de bozdurarak katılıyor. Hiç olmadığı kadar iktidar-muhalefet bir araya gelerek -kısmi de olsa- bir anayasa paketinin meclisten geçmesine imkan veriyor. Üstelik sistem değişikliğini içeren bir anayasa tüm gürültü ve patırtıya rağmen geçti.

Ülke savaş halinde iken, OHAL ile yönetiliyor iken meclis çalıştı. Bizde olan kanlı terör saldırılarından bir tanesi başka bir ülkede olunca hemen içe kapanırken biz açıldık. İçeride devlet yeniden yapılandırılırken diğer taraftan ocağımıza incir ağacı dikme yemini etmiş yabancıların maşası, eli kanlı kukla terör örgütleriyle uğraşıyor. Diplomatik yolları da sonuna kadar kullanıyor.

Bu kadar acılardan sonra  bu birliktelik, bu içtenlik bizde oldukça acılarla pişen bu milleti kim tutar artık. Kazananın Türkiye olacağına gönülden inanıyorum. Çünkü bedelini kanla ödeyen mutlaka başarır. Karanlık gecelerin sabahı yakın. Şafak söktü. Kimse, hiçbir güç yeniden karanlığa gömemez bizi. Zafer, başarı ona inananlarındır. 22.01.2017

Hayatın içinden tecrübeler *

İletişimde yapmamız gerekenler...
1. Karşınızdakini dinlemesini bilin.
2. Sabırlı olun.
3. Esnek olun.

4. Sizi dinleyenlerin anlayacağı sözcükler seçin.
5. İnsanların gönlünü almaktan korkmayın.
6. Sinirlerinize hakim olun.
7. Şaka yapacağınız zaman iyi düşünün.
8. Sorulara karşılık verin.9. Konunuzu iyi bilin
10. Düşünmeden konuşmayın.
11. Sürekli dert yanan biri olmayın.
12. Karşınızdakilerin tepkilerine dikkat edin.
13. Kaybetme ihtimalini de göz önünde bulundurun.
14. Gereksiz eleştirilerden kaçının.
15. Görüşlerinizi başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışmayın.
16. Gürültü yapmayın ancak sesinizi duyurun.
17. Yüz ifadenizi kontrol edin.
18. Ayaklarınızı masaların üstüne koymayın.
19. Biri sizinle konuşurken işinizle meşgul olmayın.
20. Birisi konuşurken, önünüzdeki kağıtlara çiziktirmeyin.
21. Birisi konuşurken, başkalarıyla fısıldaşmayın.
22. Sözü başkalarının ağzından kapmayın.
23. Duman makinesi olmayın.
24. Yerinde, duramayan bir olmaktan kaçının.
25. Aynı sözcükleri dilinize dolamaktan vazgeçin.
26. İnsanlara ne yapacaklarını öğretmek merakından vazgeçin.
27. Çift anlamlı sözcüklerden kaçının.
28. Ne zaman susmak gerektiğini bilin.
29. Sözünüzü güçlü bir tonla bitirin.
30. Başkalarını kötülemeyin.
31. Öğütlediğiniz şeyleri kendiniz de uygulayın.
32. Yüksekten atmayın.
33. Herkesin işine burnunuzu sokmayın.
34. Size akıl danışılmadıkça öğüt vermeyin.
35. Olduğunuz gibi görünün.
36. Gereksiz yere zıtlık yaratmayın.
37. Adil davranın.38. Böbürlenmeyin.
39. Başkalarının canını sıkacak esprilerden kaçının.
40. İnsanları terslemeyin.

Telefonla Görüşürken

41. Telefonda önce kendinizi tanıtın.
42. Ahizenin içine doğru konuşun.
43. Karşınızdakinin sözünü kesmeyin.
44. Arada bir şeyler söyleyerek dinlediğinizi belli edin.
45. Telefonda konuşurken bir şey yemeyin.

Mektup Yazarken

46. Gereksiz şeyler yazmaktan kaçının.
47. Yazdığınızı hiç değilse bir kez okuyun.
48. Ağdalı sözcükler kullanmayın.
49. Kötü haberleri yumuşak dille iletin.
50. Yazınızı, olumlu, gönül alıcı bir cümleyle tamamlaya çalışın.  22/01/2013
*Gülşah SAÇIKARA'dan alıntıdır.