Allah Teala'nın emriyle Peygamberimiz, -kalplerini İslam'a ısındırmak ya da en azından İslam'a ve müslümanlara husûmet beslemelerinin önüne geçmek amacıyla- kafirlere zekattan pay vermiştir belki berileştiririz diye... Abdullah b.Sebe, Abdullah Ubeyy b.Selül ve nicelerine tahammül edildi. Bugün biz ise öteye gönderiyoruz; ötekileşsinler diye, tıpkı dün birilerinin bizi ötekileştirdiği gibi. Bu ülkenin yanlış yapanları kazanma diye bir derdi yok. Toptancılığa devam maalesef...
Ötekileştirme ve dışlamaya harcadığımız efor kazanmaya harcasak fena olmaz sanırım. 31.12.2014
31 Aralık 2016 Cumartesi
30 Aralık 2016 Cuma
Sen burada bostan korkuluğu musun?
Şehir merkezinde neredeyse adım başı GSM operatörü bayileri var. Bunların ne iş yaptığını merak ettiniz mi hiç? Ya da parmağa işediğini gördünüz mü? Açıkça söyleyeyim, ben pek görmedim.
Eskiden her yerde bakkal dükkanı olurdu, şimdilerde tarih oldu dense yeridir. Çünkü çok nadir yerlerde bulabilirsiniz. Bu GSM operatörlerine ait bayiler eskinin bakkal dükkanlarının yerini aldı. Çarşıda her köşe başında bulabilirsiniz. Fatura yatırma, hat değiştirme, yeni hat alma, yeni kampanyaya geçme, telefon satma gibi işlevleri görmekte. Sattıkları hat veya reklamını yaptıkları hat değişikliği ile ilgili bir sorununuz veya sorunuz olduğu zaman kapılarını aşındırdığınızda size tek yardımları: "444.....'ü arayın" derler. Ararsın verdikleri numarayı. Karşına bir robot çıkar. Sanki lokantaya gitmiş, garson menüyü sayar gibi sayar. Anlattıkları da seninle alakası olmayan bilgiler. Bir türlü senin aradığın müşteri hizmetlerinin numarasını vermezler. Gözümden mi kaçtı, ana menüye döndükten sonra tekrar dinlersin bantı. Nafile. Müşteri hizmetleri ile görüşme diye bir seçenek maalesef bulunmuyor. İşini halletmeden kapatıyorsun telefonu.
Merak ediyorum. Bu operatörler niçin robot ile ya da bant ile geliştirilen bu işi. Sizi arayan niye arar. Bayat bantınızı dinlemek için mi? Tamam müşteri ile görüşmek istemiyorsunuz o zaman her köşede sizin adınıza iş yapan bayilerinize yetki verseniz ne olur. Bayiler bostan korkuluğu mu, Allah aşkına. Millete hat, telefon vb satarsınız konuşması için. Ama kendiniz kaçıyorsunuz. Verdiği hizmeti en güzel şekilde yerine getiren firma, müşterisi ile görüşmekten kaçınmaz. Ancak ayıplı iş yapan kaçınır. Demek ki telefonun karşısına çıkmaktan utanıyorsunuz. 30.12.2016
Eskiden her yerde bakkal dükkanı olurdu, şimdilerde tarih oldu dense yeridir. Çünkü çok nadir yerlerde bulabilirsiniz. Bu GSM operatörlerine ait bayiler eskinin bakkal dükkanlarının yerini aldı. Çarşıda her köşe başında bulabilirsiniz. Fatura yatırma, hat değiştirme, yeni hat alma, yeni kampanyaya geçme, telefon satma gibi işlevleri görmekte. Sattıkları hat veya reklamını yaptıkları hat değişikliği ile ilgili bir sorununuz veya sorunuz olduğu zaman kapılarını aşındırdığınızda size tek yardımları: "444.....'ü arayın" derler. Ararsın verdikleri numarayı. Karşına bir robot çıkar. Sanki lokantaya gitmiş, garson menüyü sayar gibi sayar. Anlattıkları da seninle alakası olmayan bilgiler. Bir türlü senin aradığın müşteri hizmetlerinin numarasını vermezler. Gözümden mi kaçtı, ana menüye döndükten sonra tekrar dinlersin bantı. Nafile. Müşteri hizmetleri ile görüşme diye bir seçenek maalesef bulunmuyor. İşini halletmeden kapatıyorsun telefonu.
Merak ediyorum. Bu operatörler niçin robot ile ya da bant ile geliştirilen bu işi. Sizi arayan niye arar. Bayat bantınızı dinlemek için mi? Tamam müşteri ile görüşmek istemiyorsunuz o zaman her köşede sizin adınıza iş yapan bayilerinize yetki verseniz ne olur. Bayiler bostan korkuluğu mu, Allah aşkına. Millete hat, telefon vb satarsınız konuşması için. Ama kendiniz kaçıyorsunuz. Verdiği hizmeti en güzel şekilde yerine getiren firma, müşterisi ile görüşmekten kaçınmaz. Ancak ayıplı iş yapan kaçınır. Demek ki telefonun karşısına çıkmaktan utanıyorsunuz. 30.12.2016
Karı en çok kim ister? Niçin
Kar yağdı, her yer beyaza büründü. Eski kışlardan bir kışı yazıyoruz bu sene. Ne zaman yere kar düşse herkesin aklında "Okullar tatil mi?" sorusu akla gelir.
Karın yağmaya başlamasıyla birlikte herkesin eli kulağı valilik'ten gelecek haberde. Ellerden telefon düşmez: "Ne zaman açıklanacak bu kar tatili" diye homurdanır dururuz.
Hepimiz kar bekleriz. Fakat herkesin beklentisi ve niyetleri farklı. Devlet kar yağsın, barajlar sularla dolsun, önümüzdeki yıl içme suyu sıkıntısı çekmeyelim, derdindedir. Çiftçi: "Kar yağsın ki, toprak nemini iyi alsın. Bu sene mahsulümüz daha iyi olsun, yoksa kuraklık kapıda. Yaptığımız masrafı çıkartamayız" düşüncesindedir. Hırdavatçılar: "Yağsa da biraz kürek satsak," Esnaf: "Kışlık ürünler elde kalacak, hava soğusa, kar bastırsa da bot, elbise satsak," öğrenciler: "kar yağsa da bir kartopu oynasak, kaysak, okullar da tatil olsa iyi olur," öğretmenler: "kar yağsa da okullar bir tatil olsa," derdindedir. Okullar tatil olunca vatandaş ve diğer memurlar: "Tamam kar yağsın, okullar tatil olursa olsun. Ama öğretmenlere niye tatil yapılıyor, onlar okula gitsin," mantığını yürütürler. Belediyeler: "Kar yağsın yağmasına da fazla öyle yollar falan kapanmasın, bu kışta kıyamette yol açma işiyle kim uğraşacak, fazla yağarsa acizliğimiz ortaya çıkar," niyetini taşır.
İşin garibi herkes kar bekler, ona rahmet der. Yağdıktan sonra da biraz yürüyüş yapar, kartopu oynar. Ardından belediye evimin önünü, sokağımı temizlemedi, bu belediye ne iş yapıyor, belediye sınıfta kaldı, kardan yürüyemiyoruz serzenişleri ve şikayetleri başlıyor. Bu kadar karı sadece kartopu oynayıp sıkıldıktan sonra kaldırılsın için mi istedik? Mademki rahmeti istedik. Keremine şükür verdi. Rahmeti isteyen zahmetine de katlanacak. Kara saplanacağız, kayacağız, düşeceğiz, kar temizleyeceğiz. Kusura bakmayalım da biraz zahmete katlanalım derim.
Kara en çok sevinen kimdir desem herhalde hepiniz: "öğrenciler" dersiniz. Öğrenciler sevinir sevinmesine de, onlardan daha fazla sevinen bir kesim var: öğretmenleri. Öğrenci tatili bekler, tatil olunca: sabah geç kalkacağım diyerek sanal aleme girip biraz daha fazla oyun oynar. Ya öğretmenler? İşte onların sevincine diyecek yoktur. Sanki Cenneti kazanmış gibi sevinirler. Ne de olsa sürekli öğrencilerle beraber. Onlara baka baka onlara benzemişler. Zaten bu yüzden öğretmenler, öğrencinin büyümüş şekli diyorum. Aralarında başka da hiçbir fark yoktur. 30/12/2016
Karın yağmaya başlamasıyla birlikte herkesin eli kulağı valilik'ten gelecek haberde. Ellerden telefon düşmez: "Ne zaman açıklanacak bu kar tatili" diye homurdanır dururuz.
Hepimiz kar bekleriz. Fakat herkesin beklentisi ve niyetleri farklı. Devlet kar yağsın, barajlar sularla dolsun, önümüzdeki yıl içme suyu sıkıntısı çekmeyelim, derdindedir. Çiftçi: "Kar yağsın ki, toprak nemini iyi alsın. Bu sene mahsulümüz daha iyi olsun, yoksa kuraklık kapıda. Yaptığımız masrafı çıkartamayız" düşüncesindedir. Hırdavatçılar: "Yağsa da biraz kürek satsak," Esnaf: "Kışlık ürünler elde kalacak, hava soğusa, kar bastırsa da bot, elbise satsak," öğrenciler: "kar yağsa da bir kartopu oynasak, kaysak, okullar da tatil olsa iyi olur," öğretmenler: "kar yağsa da okullar bir tatil olsa," derdindedir. Okullar tatil olunca vatandaş ve diğer memurlar: "Tamam kar yağsın, okullar tatil olursa olsun. Ama öğretmenlere niye tatil yapılıyor, onlar okula gitsin," mantığını yürütürler. Belediyeler: "Kar yağsın yağmasına da fazla öyle yollar falan kapanmasın, bu kışta kıyamette yol açma işiyle kim uğraşacak, fazla yağarsa acizliğimiz ortaya çıkar," niyetini taşır.
İşin garibi herkes kar bekler, ona rahmet der. Yağdıktan sonra da biraz yürüyüş yapar, kartopu oynar. Ardından belediye evimin önünü, sokağımı temizlemedi, bu belediye ne iş yapıyor, belediye sınıfta kaldı, kardan yürüyemiyoruz serzenişleri ve şikayetleri başlıyor. Bu kadar karı sadece kartopu oynayıp sıkıldıktan sonra kaldırılsın için mi istedik? Mademki rahmeti istedik. Keremine şükür verdi. Rahmeti isteyen zahmetine de katlanacak. Kara saplanacağız, kayacağız, düşeceğiz, kar temizleyeceğiz. Kusura bakmayalım da biraz zahmete katlanalım derim.
Kara en çok sevinen kimdir desem herhalde hepiniz: "öğrenciler" dersiniz. Öğrenciler sevinir sevinmesine de, onlardan daha fazla sevinen bir kesim var: öğretmenleri. Öğrenci tatili bekler, tatil olunca: sabah geç kalkacağım diyerek sanal aleme girip biraz daha fazla oyun oynar. Ya öğretmenler? İşte onların sevincine diyecek yoktur. Sanki Cenneti kazanmış gibi sevinirler. Ne de olsa sürekli öğrencilerle beraber. Onlara baka baka onlara benzemişler. Zaten bu yüzden öğretmenler, öğrencinin büyümüş şekli diyorum. Aralarında başka da hiçbir fark yoktur. 30/12/2016
Kaydol:
Yorumlar (Atom)