19 Aralık 2016 Pazartesi

Ben

Seni sana anlatmak isterdim ben
Buna imkan vermedi sendeki ben
Ne zaman çıkacak içindeki ben?
Daha masum geldi yüzündeki ben
16.12.2016





Sorumlu fakat yetkisi yok

Kimi mi kastediyorum? Okul müdürlerini. Okulun, çevrenin, ilçenin her türlü hamaliye işlerinin yapılması için kendilerine sorumluluk verilen kişilerdir okul müdürleri.

Öğretmen olanlara ikinci bir ek görev olarak verilir okul müdürlüğü. 4 yıllığına görevlendirilir. İkinci defa görevlendirilmeleri için bir üstü tarafından beğenilmeleri gerekiyor. Okul müdürlüğünün veya okul yöneticiliğinin bir avantajı var mı? Talep edilen bir makam olduğuna göre avantajı var sanılır. Davulun sesi uzaktan gür geldikçe heveslisi pek çoktur. İçine girince durum anlaşılır ama iş işten geçmiştir. Giren bir pişman, girmeyen bin pişman denir ya işte öyle bir şey.

Gördüğüm kadarıyla mesaiye tabi olmakla beraber esnek çalışma imkanına sahip, iki saatten fazla derse girilmez, rutin ve ekstra toplantılara katılarak okul ortamından bazen uzaklaşır, etkili ve yetkili makamlar ilk olarak muhatap kabul eder, maaşı öğretmeni ile birlikte aynı olmasına rağmen hiç izin kullanmadığı takdirde çalıştığı okul türüne bağlı olarak 20 ilâ 30 saat arasında tam  ücretini alır. Eşinin ve dostunun ölüm vb durumlarında cenazeye katılma, etkinlikte bulunma vb avantajları sayılabilir.

Az sayıdaki avantajlarına rağmen dezavantajları saymakla bitmez. Görevlendirilen yöneticinin günleri sayılıdır. 4 yıl sonra durumu ne olacak muammadır. Okulun her şeyinden sorumlu fakat yetkisi yoktur. İzinli, raporlu olsa, mesai dışı da olsa aklı hep okulundadır. Okulun başarı ve başarısızlık durumu ondan sorulur. Okullarda takviye ve yetiştirme kurslarının açılmasıyla birlikte öğretmeninden daha düşük ücret alır. Dersi biten herkes evinin yolunu tutarken idareci okulu beklemeye devam eder. Kar vb tatillerde öğrenci ve öğretmen tatil yaparken o, okulu açmak ve beklemek zorundadır. Makamı dert ve istek odası gibidir, hep dert dinler. Kendi derdini içine atar. Yeri geldiğinde okulun fiziki eksikliğini gidermek için müteahhit olur, yeri gelir okulun ihtiyaçları için alışveriş yapar. Bazen baba, bazen anne olmak zorundadır. Herkesi memnun etmeye çalışır. Pek dostu olmaz. Çoğunun işi bitinceye kadar muhatap aldığı kişidir. İşi bitince çöpe atılırlar. Hep topun ağzındadır. Her ortam ve her şartta mazeret üretmeden okulu eğitim ve öğretime hazır hale getirmek zorundadır.

Personelin izin, rapor işleri, maaş ve ek ders gibi özlük hakları, ders programlarını zamanında mükemmel yapmak zorundadır. Mesai kavramı olmadan istenen yazı ve evrakı zamanında ilgili yere ulaştırmak zorundadır.

Sözün özü, her türlü sorumluluğu verdiğimiz bu kişilere yetki verilmelidir. Maaş ve ek ders yönünden okulunda en yüksek gelir alacak şekilde düzenleme yapılmalıdır. 19.12.2016

18 Aralık 2016 Pazar

En güzel yatırım insana yatırımdır

İnsanoğlu iki tarafı keskin bir bıçak gibidir. İyi yetiştirildiği takdirde mükemmel bir varlık, şayet yaratılışına uygun yetiştirilemediği zaman ise vahşi, barbar, hem cinsini yok etmekten zevk alan bir canavar olup çıkıveriyor.

Yeryüzünü fesada uğratmak için Kabil nesli çok çalışıyor, dünyada kan görmediği zaman cinnet geçiriyor. Bu yüzden dünyanın her bir yerinde yeri geldiği zaman kullanmak, devletleri hizaya getirmek için önce terör örgütü kurduruyor, sonra da ülkeyi kan gölü haline getirebiliyor. Malzemesi insan maalesef dünyayı yaşanmaz kılanların. Kötüler eylem yapacak insan bulamazlarsa hedeflerine ulaşamazlar. Dünyayı yönetenler teröre malzeme olarak içimizden insanları seçiyor. Ki bu insanlar bizim içimizde büyüyor, bizim yediğimizi yiyor, giydiğimizi giyiyor, aynı havayı teneffüs ediyoruz. Bizim okullarımızda, bizim müfredatımıza göre okuyorlar. Kötülerin insanımıza hakim ve egemen olduğu kadar biz kendi insanımıza hakim olamıyoruz. Oturup bunu düşünmek lazım. Niçin eğitim sistemimiz böyle kötü insanların yetişmesine zemin hazırlıyor? Niçin biz onların damarlarına iyiliği, güzelliği zerk edemiyoruz? Demek ki eğitim sistemimizdeki bu boşluklardan yararlanıyorlar. Biz önce eğitimde öğretimden ziyade eğitime ağırlık vererek küçük yaşta eğitmeye başlamalıyız. Sürekli sadece bilgi yüklenen bir nesilden olsa olsa "Kitap yüklü merkepler" çıkar.

Eğitim ve öğretimimizde hangi sistem uygulanırsa uygulansın temeline insanı eğitmeyi almadığımız müddetçe daha çok analarımız ağlar. Eğitimin yön veremediği çocuklara sokaklar, gizli mahfiller yön verir. Hiçbir anne ve baba çocuğum kötü olsun diye yetiştirmez. Eğitim ve öğretim verdiğimiz çocukların kötü olmasını devlet hiç istemez. Eğer eğitim sistemimize girmiş, okumuş fakat canlı bomba olmayı seçmiş insanımız varsa -ki var görünüyor- o zaman oturup nerede hata yapıyoruz diye düşünmemiz gerekiyor. Aslında öğretmenlerin önünde okuyan nice çocuklar "Ben kötü olacağım" diye bar bar bağırmakta. Ama kimse bir şey yapamıyor. Okullarda öğretmen ve yöneticiler hiçbir şey yapamamanın acizliğini yaşamaktadır. Çünkü sistem kötüyü korumak için dizayn edilmiş durumda. Sorumluların eli kolu bağlı. Sisteme giren herkes de mezun oluyor.

Fikirlerini okul ortamında, çevresinde rahatça ve özgürce ifade edemeyenler, mahalle baskısı görenler yıkanmış beyniyle çözümü öldürmekte buluyor. Bizim eğitim sistemimiz maalesef şiddet üretiyor. Bastırılmış ve dışlanmış duygular üzerindeki prangalardan kurtulur kurtulmaz intikam peşinde koşuyor. Okulda, toplumda, hayatın içinde insanlar şiddete başvurmadan her türlü fikri rahat bir şekilde ifade ederek işe başlayabiliriz. Okullarda tek tip insan yetiştirme beyhude çabasından vazgeçmeliyiz. Özgün ve özgür beyinlerin yetişmesi için önlerini açmalıyız. Deşarj olmalarına imkan vermeliyiz. Fikir ve düşünce tartışmaları gündemimize oturmalıdır, birbirimizi dinlemek ve anlamak için çaba göstermeliyiz. Empati hayatımızın her safhasında vazgeçilmez ilk prensibimiz olmalıdır.

Şekilcilikten uzak durmalıyız. Hatta ilk önce okullarda uygulanmakta olan tek tip kıyafet zorlamasından başlanabilir işe. Kıyafetimiz tek olacak, fikirlerimiz aynı olacak, farklı fikirlere tahammülümüz olmayacak...işte bu şekil bastırılmış duygular daha sonra anormal bir şekilde karşımıza çıkabilir.

Bu eğitim sistemi sürekli mezun vere vere ihtiyaç fazlası mal üretiyor, kimsenin de işine yaramıyor. Ne toplumun ne de mezun olan kişinin. Mezun olan kişi iş bulamayarak gereksiz olduğunun farkına varıyor. Bir şeyle meşgul edilmeyen, boş avare insan olsa olsa terörist olur. Eğitim sistemimiz sürekli insan eliyor. Elenen her insan hayata, insana ve insanlığa düşman oluyor. Bir işe yaramadığı fikri belleğine yerleşiyor.  Beni kabul etmeyen, bana yar olmayan hayatı ben ne yapayım, bana değer vermeyenlere ben gününü gösteririm demek istiyor bu terör eylemine katılanlar. belki bu canlı bomba olanlar en fazla ilgiyi kendilerini canlı bomba yapmak isteyenlerden gördüler. marifet iltifata tabidir. Sen ilgi göstermezsen mutlaka birileri ilgi gösterir.

Bu konu enine boyuna irdelenmeli, terörü doğuran sebepler iyi incelenmeli, nasıl çözüm bulunur üzerine kafa yorulmalıdır. İnsana yapılan yatırım boşa gitmez. Yeter ki insa kazanma üzerine çaba sarf edelim. 18/12/2016