2 Aralık 2016 Cuma

Konya'yı temaşa

İstanbul yedi tepe üzerine kurulu biliyorsunuz.  Hani Yahya Kemal Beyatlı, 'Aziz İstanbul' isimli şiirinde: "Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!" diyordu ya. Hangi tepesine çıkarsanız İstanbul'u seyredebilirsiniz.

Konya dümdüz ova. İstanbul gibi şehri seyr için Akyokuş gibi bir seçeneğin dışında Konya'yı temaşa etmek mümkün değil herhangi bir tepeden. Bu temaşa zevk ve özlemimi bugün bir vesileyle çıktığım Kombassan gökdeleninin 23.katında giderdim. Dümdüz ovaya ve şehre tepeden nazar ettim. Fena değilmiş tepeden bakmak. Binalar ve yollar bir insicam halinde yukarıdan daha düzgün gözüküyor. Göz zevkini bozan tek şey diğer binalardan daha yüksek katlı yapılmış bazı binalardır. İskelet görüntüsü veren bu heyula binalar olmasa şehir daha bir güzel görünürdü.

Bu da, bu yüksek kat verenlerin ayıbı. Ne Diyelim? Benim aldığım seyir zevkini almak isteyeniniz olup da gökdelene çıkma imkanınız yoksa Akyokuş tepesine çıkarak seyir zevkinizi giderebilirsiniz.  02.12.2016


Resmi araçla kazaya sebebiyet vermek

Bizde her şeyin kuralı vardır. Ösym'nin merkezi sınavla ilgili koyduğu kuralların dışındaki kuralları genelde görmezden geliriz. Çiğnemekten de zevk alırız. 

Trafik kuralları da bu kural tanımazlığımızdan nasibini almaktadır. Kural bilmeme gibi bir sorunumuz yoktur. Kuralları en alası ile biliriz. Sorun uygulamada. Yangından mal kaçırır gibi araç kullanırız. Hep bir yere yetişeceğiz aceleciliğimiz vardır. İşimizi son ana kadar bekletir, sonra harekete geçeriz. Yetişmek için de Allah ne verdiyse basarız. Çoğu zaman da işimize, randevumuza zamanında varamayız. Mazeretimiz hazır: "Trafik yoğundu."

Trafik kural tanımazlığımızdan kazaya sebebiyet vermekten kıl payı kurtuluruz çoğu zaman. Yeri gelir, kırmızı ışık ihlali yaparız. Sarı ışık zaten bizim hakkımız. Tepe tepe kullanırız.  Yeri gelir kaldırıma çıkar, oradan geçmeye çalışırız. Olmadı, sağa, sola girme imkanı varsa oraya dalarız. Hiç mümkınatı yoksa şerit ihlali yapıp ters istikamete süreriz aracımızı. Karşı trafiği engelleyeceğimizi bile bile. Arka boş ise geri geri gideriz. Hiç bir seçenek yoksa önün tıkalı olduğunu bile bile acı acı kornaya basarız. El ve dil zaten hep hareket halinde. Stres zaten tavan yapar bu esnada.  Yani diğer alanlarda göstermediğimiz zekamızın tamamını burada kullanırız. 

Kural tanımazlığımız bir gün gelir, duvara toslar. Çünkü kaç defa tıpkı çekirge gibi sıçrarız. Bir, iki derken kazaya sebebiyet veririz. İşimize gidemediğimiz gibi trafiği de tamamen kapatırız. Ya yandakine sürteriz, ya önümüzdekine vururuz, ya da arkadaki gelir, bize vurur. Bereket kazaya karışanlar kaza fotoğrafını çekerek araçlarını uygun bir yere çekerek tutanak düzenleyebiliyorlar, trafik polisinin gelmesine gerek olmadan. Ya kazaya karıştığın araç resmi bir araç, hele de belediyeye ait bir toplu taşıma aracı ise işte şimdi yandın demektir. Sivil aracın sahibi tutanak tutalım dese de, aracın masrafını tamamen ben çekeyim dese de resmi şoför mutlaka polisi çağırır, onu bekler, aracını da uygun bir yere çekmez. Araçtaki yolcuları indirir. Trafiği tıkıyorum demeden istirahate çekilir. 

Bugün ve iki hafta önce toplu taşıma aracının kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle menzilime bir türlü varamadım. Yolculuğum hep yarım kaldı. Arkadan gelmesini beklediğin araç nice sonra geldiğinde araç tıklım tıklım dolu olduğundan zaten binemedim. Bu durumda ya gitmekten vazgeçeceksin, ya da tabana kuvvet deyip yürüyeceksin. 

O yüzden sen sen ol, sakın kaza yapma, kurallara uy. Yok yapacağım, başa gelen çekilir diyorsan bari belediye otobüsüne vurma. Vurursan hayatta duymadığın pişmanlığı duyarsın. Trafiği felç ettiğin de işin cabası. Yok benim işim yok, zaten işe de gidemedim diyorsan, o zaman sana iyi beklemeler...  02.12.2016

Engelli dili

Son yıllarda empati kelimesini ağzımızdan düşürmüyoruz. Güzel bir şey. Bu demektir ki başkasını kendimizin yerine koyabileceğiz. Fakat öyle olmuyor. Çünkü biz empatiyi sadece kendimize bekliyoruz. Bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da maalesef benciliz.

Haydi birbirimize yapamıyoruz bu empatiyi. İçimizde epey bir yekûn oluşturan engellilere yapabiliyor muyuz? Onlara gereken ilgi, alaka ve saygıyı gösterebiliyor muyuz? Onlar için ayrılan pozitif imkanları kendi menfaatimize kullanmıyor muyuz? Benim verebileceğim cevap maalesef engellilere tahsis edilen yerleri hor kullanıyoruz. Kaldırımlara engelliler için yapılmış sarı renkli yürüyüş bantlarının üzerine aracımızı park ediyoruz. Yol benim diye ama biri gelip çarpıp yere düşse ne olur? Bir düşünmek lazım. Park yerlerinde engelliler için uyarı levhası olmasına rağmen boş yer yok diye aracımızı park ediyoruz. Bu konuda verilebilecek örnekleri çoğaltabiliriz.

Bugün mevcut engellilerin bir kısmının engeli doğuştan değildir. Yarın bizim de engelli olmayacağımıza dair bir garantimiz var mı? O zaman bu meseleyi ciddiye almak lazım. Engellilere ilgi, alaka ve hatırlamayı sadece 3 Aralık'a indirgememek lazım. Onlar bizim velinimetimizdir. Onları gördükçe kendi sağlığımızın kıymetini bilir, şükretme aklımıza gelir.

Engellilere karşı devlet son yıllarda daha bir duyarlı hale geldi. Onlar için hayatı kolaylaştıracak imkanlar sağlamakta ve faaliyetler yapmakta ve teşvik etmektedir. Kaldırımlar onlara göre düzenlenmekte, toplu taşıma araçlarını onların bineceği şekilde değiştirme yoluna gitmektedir.

İçimizdeki engelliler her şeye rağmen hayata tutunmuşlar, içimizde kimseye yük olmadan yaşamaya çalışıyorlar, kendilerindeki engele aldırmadan, isyan etmeden hayat mücadelesi veriyorlar, mevcudu kabullenmişler. Burada sorun biz sağlamlarda. Bizim onları anlamamız ve yardımcı olmamızda. İçimizdeki engelleri atamıyoruz.

Dünya Engelliler Günü münasebetiyle dünyalılar olarak ortak bir engelli dili oluşturabiliriz. Böylece ister engelli ister engelsiz olalım, dünyanın neresine gidersek gidelim, dilini bilmediğimiz insanlarla daha kolay anlaşabiliriz. Yabancı dil öğrenmeye vereceğimiz önemi ortak işaret diline versek daha hayırlı bir iş yapmış oluruz, çok da faydalı olur kanaatindeyim. Yabancı bir ülkeye gittiğimiz zaman olaya fransız kalmayız. Hemen B planımızı devreye koyarız: Ortak engelli dili. 02.12.2016