12 Haziran 2016 Pazar

Alimin gençlere cevabı

Alimlerden biri insanlardan uzak bir şekilde yaşamaktaydı. Bir gün müminlerle alay eden 3 genç yanına çıkageldi. Kendilerinin soracakları bazı soruları olduğunu söylediler. O zat da sormalarını istedi.

İlki şöyle dedi “Allah’ın var olduğunu söylüyorsunuz. Eğer bu doğruysa senden bana O’nu göstermeni istiyorum” dedi.

Sonra ikinci gence döndü ve o da “Siz kıyamet gününde azabın ateşle yapılacağını söylüyorsunuz. Oysa cinler ateşten yaratılmıştır. O zaman ateşe ateşle nasıl azab edilir?”

Üçüncü genç de “Siz her şeyin kaza ve kaderle olduğunu iddia ediyorsunuz. Bunun manası ise insanların yaptıklarında sorumlu olmadığı anlamına gelmektedir” dedi.

Gençler sorularını bitirdikten sonra alim zat yerden bir avuç toprak alarak 3 gencin gözüne attı ve “Bu sizin sorularınıza cevabımdır” dedi.

Gençlerin şikayeti üzerine alimi kadıya götürürler.

Alim ilk gence dönerek “Allah’ı göstermemi istiyorsun o zaman sen de çektiğin acıyı bana göster” dedi.

İkincine “Sen ateşin ateşe acı vermeyeceğini söylüyorsun. Ancak sen de topraktan olduğun halde sana acı verdi” dedi.


Üçüncüsüne ise “Madem ki ben yaptıklarımdan sorumlu değilsem niçin beni kadıya getirdiniz” dedi.

Her sakallıyı deden sanma!


 Çok soğuk bir kış gecesi arabacı evine dönerken yolun kıyısında donmuş ve ölmek üzere olan bir serçe görür. Hemen minik serçeyi alıp, atının o sırada yaptığı dışkının içine koyar.

Dışkının sıcaklığı serçeyi kendisine getirmiştir ve serçe şarkı söylemeye başlar. Bunu duyan bir kedi, zavallı serçeyi iki lokmada yutacaktır. Kendi kendisine bu ziyafeti verirken bir yandan da serçeye ders verir.


“Bak yavrum öğrenmen gereken üç şey var:

Birincisi seni gırtlağına kadar pisliğe sokan her kişi düşmanın değildir. 
İkincisi gırtlağına kadar pislikten kurtaran da dostun değildir. 
Üçüncüsü ise, böyle pisliğin içindeyken şarkı söylemen de nereden çıktı."

Dost yarası


Kötü karakterli bir genç vardır.
Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba verir ve “Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak” der.

Genç, birinci günde tahta perdeye 37 çivi çakar. Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışır ve geçen her gün de daha az çivi çakar.

Nihayet bir gün gelir ki hiç çivi çakamamış. Durumu gidip babasına söyler.

Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürür ve gence “Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi sök” der.


Günler geçer ve öyle bir gün gelir ki bütün çiviler çıkarılmış.  Durumu gören babası gence “ Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var ve artık geçmişteki gibi güzel olmayacak” der.