3 Haziran 2016 Cuma

Düşman çatlatan eğitimci dayanışması

Konya’da bir lisenin kantincisi, çalıştığı okula çocuğunu da getirir. Kantinde sıkılan çocuk bir müddet sonra okulun bütün odalarına girip çıkmaya başlar. Açık gördüğü müdür yardımcısı odasına da girer. Odadaki dolapla oynayan çocuk bir zoru başarır, dolabı üstüne düşürür ve hastaneye kaldırılır. Muayenesi yapılıp yatışı yapılan çocuğa polis tutanak tutar.

Okul müdürü ne yapacağını şaşırır, yardım ve destekleri için bir telefon kadar yakın olan amiri ilçe milli eğitim müdürünü arar. Durumu izah eder.

İlçe Milli Eğitim Müdürü: “Hocam, tutanağı gönder de biz de bir soruşturma açalım” der.

Gördüğünüz mü bizdeki dayanışmayı… Buna, düşman çatlatan eğitimci dayanışması denir. Eğer bilmiyorsanız öğrenin. Bu iyiliğimi de unutmayın. 03/06/2016

Elveda Kaşınhanı!

Konya'dan, doğup büyüdüğüm Güneysınır'a giderken 25.km'de köprünün üzerinden tepeden temaşa edip geçerdim bu beldeyi. Oraya vardım mı kendimi İlçeme bir adım daha yaklaşmış, İlçemden Konya'ya gelirken de Orayı görünce kendimi şehre girmiş bilirdim. Şehirler arası yolun ve  rayların ikiye böldüğü, kendisi küçük fakat ülkeye kattığı katma değeriyle büyük, bir yerleşim yeri. Eski bir belde, şimdilerde Meram ilçesine bağlı Büyükşehir sınırları içerisine alınmış bir mahalle.

Bozkır ve  Hadim'in ekmeğini taştan çıkartan insanlarının  Göçmenlerle kaynaşarak mesken edindiği; toprağı bereketli, insanları çalışkan bir yer. Türkiye'nin bir mozaiği: Zengini zengin, fakiri fakir. İmkanları iyi olan birkaç kişiyle konuştuğumda kimi ırgat olarak gelmiş, kimi birkaç dönümle başlamış ziraata zamanında.  Satın alma gücü olan satın almış, ya da tarla kiralamış... Bugün geldikleri noktada birçoğu işveren olmuş, insanlara iş verir duruma gelmişler. Sabahın erken saatlerinde başlayan hummalı çalışmaları, geç vakitlere kadar devam ediyor... 

Öğretmenliğe başladığım 1991 yılından itibaren sırasıyla 1.Karatay Kemerli Kolça İlkokulu, 2.Nizip İHL, 3.Kahta İHL,  4.Kahta And. Lisesi, 5.Seyhan İSÖ And. Lisesi, 6.Sarayönü And. Lisesi, 7.Meram Çomaklı Talip Kahraman İÖO, 8.Karatay Mehmet-Hanife Yapıcı And. Lisesi ve 9.Selçuklu Şemsi Tebrizi  İHL'de... kiminde uzun süre kiminde teşehhüt miktarı çalıştıktan sonra memleketime giderken yukarıdan bakarak geçip gittiğim yerleşim yeri olan Kaşınhanı ile 10.tercihim olarak yollarım kesişti. 10.köy olarak Kaşınhanı İHO 'da göreve başladım.. Hani şu havucuyla meşhur yerle... Çay ocağında yeni tanıştığım biri, çalıştığım yeri sormuştu da. Ben 'Kaşınhanı' deyince:  "Çok mu kaşındın oraya gitmek için demişti sonradan meslektaşım olduğunu öğrendiğim kişi.

1.5 yıl kaldım aralarında. Bu kadar az bir sürede belki bir şey veremedim Kaşınhanı'na. Kaşındığımı öğrenmemle birlikte başka şeyler de öğrendim. Her şeyden önce 45 dakika süren otobüs yolculuğunu değerlendirmeyi öğrendim. Gelirken- giderken 400 kadar  yazı yazdım cep telefonum vasıtasıyla. Yolculuğun ne zaman bittiğini bile anlayamadım. Belki de geçmişte fazla havuç yemediğimden gözlerim bozulmuştu... Konya merkezde iken çevremde dönen başı şeyleri görememişim, Kaşınhanı'nın havucunu yeyince gözlerimin feri geldi. Keşke bu havuçtan daha önce bol bol yeseymişim. Çünkü uzaktan Konya'yı seyredince bazı şeyleri daha iyi anlamaya, görmeye başladım. Eli açık ve cömert insanlarını tanıdım; parasıyla, aracıyla seferber olan. Anneler yaptığımız kermeslerimize yaptıkları enfes yiyecekleriyle katkıda bulundular. Tanışmadığımız insanlar yesinler diye öğretmenler odasına havuç, lahana, turp bırakıp gittiler, hem de çuval çuval. Gelen misafirimiz oldu mu? Çocuklar havuç bulabilir miyiz der demez aynı anda onlarca öğrencinin: "Hemen hocam " deyip sağa sola dağılmak için harekete geçtiğini gördüm. Ziyaretimize gelen eş-dosta çuval çuval havuç ikram ettik hediye olarak. Ne diyeyim Allah bol kazanç versin bu elleri nasır tutmuş sahavet ehli insanlara. 

Anne-babalardaki  bu çalışma azminin, çok sevdiğim ama sevgimi belli etmediğim öğrencilerime biraz daha sirayet etmesini istiyorum. Ölüleri bakın: 2015-2016 TEOG sınavında ne yapmış bir görelim:

2015-2016 ÖĞRETİM YILI TEOG-1 SONUÇLARI
İLÇE
OKUL ADI
OKUL TÜRÜ 
VE SAYISI
TÜRKÇE
MAT.
FEN
TC.
İNG.
DİN
İLÇE ORTALAMASI
62,46
45,29
59,77
60,83
56,12
76,17
MERAM
KAŞINHANI
 ATATÜRK ORTAOKULU
ORTAOKUL
 VE İHO
60,13
36,50
60,13
61,75
50,38
78,88
  RESMİ OKUL SAYISI
51
13.
24.
12.
8.
17.
9
2015-2016 ÖĞRETİM YILI TEOG-2  SONUÇLARI
İLÇE
OKUL ADI
OKUL TÜRÜ 
VE SAYISI
TÜRKÇE
MAT.
FEN
TC.
İNG.
DİN
İLÇE ORTALAMASI
58,59
41,34
55,36
61,00
54,26
78,03
MERAM
KAŞINHANI
 ATATÜRK ORTAOKULU
ORTAOKUL
 VE İHO
63,21
39,23
60,51
71,28
54,08
82,31
  RESMİ OKUL SAYISI
51
11.
16.
8.
6.
15.
9.


Yeşil renk ile boyanmış yerler ilçe ortalamasının üstünde.  Tebrikler… Keratalar! Öğretmenlerini biraz daha iyi dinleseler bu iş mutlaka daha iyi olacaktı. Buna canı gönülden inanıyorum. Matematik ve İngilizce kadrolu öğretmenimiz yok. Bu derslerde sık sık öğretmen değişikliği olması sebebiyle     -listeye bakıldığı- zaman öğrencilerimize olumsuz katkı yaptığı görülecektir.  Öğretmen sirkülasyonu oldukça fazla. Biraz daha gayret gösterseler çok daha iyi puan alabileceklerdi öğrencilerimiz. Yeter ki kendilerine güvensinler. Burada ayrıca 40 İHO okulu içerisinde yapılan ezbere hadis yarışmasında il ikincisi olarak 1500,00 lira ödülü alan öğrencimizi de tebrik ediyorum…     
                 
Gelen öğretmen ve idareci en azından öğrencileri mezun edinceye kadar dursa inanıyorum ki çok zeki olan bu çocuklar kendilerindeki yetenekleri göstereceklerdir. Maalesef ben de duramadım, ayrılıyorum aralarından. Benim ki buruk bir ayrılık. Kısa süre de olsa ısınmıştım ekmeğini yediğim yere. Öğretmeninden, öğrencisine, personelinden velisine varıncaya kadar bir aile olmuştuk kısa zaman zarfında.

13 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra memlekete gelmek için başvurduğum müdürlüğüm de 11 yıl sürdü. Bu kadar yıl nasıl sürdürdüm bilmiyorum. Çünkü bana ve kişiliğime yabancı, iğreti idi yöneticilik. Sırtımdaki yumurta küfesini atarak kendi isteğimle tekrar  öğretmenliğe dönüyorum hayırlısıyla, koltuğa iyice yapışmadan...

Kaşınarak geldiğim bu yerde teşehhüt miktarı durarak elimden gelen gayreti göstermeye çalıştım. Yediğim, içtiğim, oturup kalktığım, dertlerini/mi paylaştığım herkesten pozitif bir enerji alarak gidiyorum.  Kubbede kalan hoş bir sada idi her biri. Bundan sonra doğup büyüdüğüm yere gelip giderken yine mahallenin ortasından, tepesindeki köprüsünden geçeceğim, ama tepeden bakmayacağım artık... Öğretmeni, öğrencisi, velisi ve halkı, kalın sağlıcakla. Hakkınızı helal edin Sürç-i lisan etmişsem affola... 

Yeni yerim: Mehmet Beğen Ortaokulu, görevim: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği...

Meraklısına not: İncindim, kırgınım. Kime mi ? Dağa. Gönül koydum ben ona. Ama onun haberi yok zaten. Kalbi ve vicdanı da yok maalesef. Çünkü o dağlar olmuş koca bir kaya. "Al sana bir kaya, nereye dayarsan daya."  İyice taşlaşmış olsa da  ben şimdilik iyi niyetli olduğunu bildiğim fakat şımaran dağımı uzaktan seveceğim... Dağlar hep zirvede olur biliyorum. Hep zirvede olması sebebiyle aşağıdakilere tepeden bakmamasında, mütevazı olmasında, gönüllere köprü olmasında, gönülleri fethetmesinde  fayda vardır. Büyüklüğü onu şımarıklığa itmemesi lazım. Çokluğuyla övünüp böbürlenmemesi gerek. Tevazu ona daha çok yakışır. Çünkü bu ülkenin ve yeryüzünün denge unsurudur dağlar. Denge demek orta yol demektir…  03/06/2016

2 Haziran 2016 Perşembe

2000 sonrası bir meslek erbabı

01/06/2016 tarihinde yazmış olduğum "2000 öncesi bir meslek erbabı" başlıklı yazımda  bir fakülte mezunlarının 2000 öncesi horlandığını, herhangi bir makama getirilmediklerini yazmış... Ya şimdi nasıl diyerek yazımı devam edecek şekilde noktalamıştım. Evet ya şimdi nasıl?

Şimdi geçmişin dışlanmış, horlanmış bu meslek sahipleri aranan meslek erbabı oldular. Nerede bir müdür ve yardımcılığı, nerede bir ilçe-il müdürlüğü, nerede bir sendika başkanlığı, yönetimi, delegesi varsa, nerede bir makam varsa bu branş sahipleri öncelikli olarak atanmaya başlandı. Dünün güç sahibi insanları tarafından sakıncalı olarak görülüp rutin işleri bile yerine getirilmeyen bu insanlara bugün gün doğdu. Bugünün  gücü elinde bulunduran  insanları tarafından neredeyse tüm koltuklar bu meslek erbabına teslim edildi. Öncekilerin tespit edemediği yöneticilik kabiliyetini bugünküler tespit etmiş oldular. Bir ile bakın ne kadar yönetici varsa neredeyse aynı branşın dayanışmasını görebilirsiniz. Bu kişiler yönetici yapıla yapıla neredeyse okullarda derslere girecek öğretmen kalmadı. Çoğu okullarda  bu dersler ücretli lisans, ön lisans mezunları ve emekliler tarafından  doldurulmaktadır.

Meslektaşlarımız içerisinde yöneticiliği hak etmiş insanların sayısı az değildir. Geçmişte birçok konuda sıkıntı ve eziyet de görmüşlerdir. Bir zamanlar yönetici yapılmasa da yine muhitinin değer verdiği insanlar içerisindeydiler. Dinini seven halkımız bu dersin öğretmenlerine de saygı gösterirdi.

Bunlardan idareci olabileceği gibi diğer branşlardan da yönetici seçilmeliydi halbuki. Dün tercih edilmemeleri ne kadar yanlış ise bugün de tamamen bu gruptan seçilmeleri bir o kadar yanlıştır.  Nedense dün ve bugün yine ifrat ve tefritlerdeyiz.

Yöneticilik zordur. Çünkü insan yönetme sanatıdır. Çalışma esnasında çoğu zaman çalışanlarını memnun edemez yöneticiler. Bir başka branştan bir yönetici hata yaparsa suç kişiye yüklenir. Ama bu meslek erbabı hata yaptığı zaman insanımız buna asla tahammül göstermez. Hatta yapılan bu hatadan dolayı bazı insanlar dine de mesafe koyabiliyorlar.

Son birkaç yıldır ülkemizde yaşanan bir süreç var. Bu süreçte bürokrasi de nasibini aldı. Kamuda yeniden yapılanmaya gidildi. Bu süreçle mücadele için geçmişin dışlanmış kişileri olan bu meslek grubu yöneticiliğe getirildi. Kamuda, bürokraside yapılan operasyon bu insanların imzasıyla yapıldı. Asılacak insan bunların eliyle asıldı, görevine son verilecek insan bunların makam gücüyle alt edildi. Mücadele gerekiyordu ama maalesef ipin ucu kaçtı, sap ile saman karıştı. Haklı-haksız bir kıyım ortaya çıktı.

Sonuç, gücü elinde bulunduranların emriyle bu meslek erbabı maalesef kendisini kullandırdı. Neyin karşılığında?  Getirildikleri makamda kalabilmek için belki de. Yazık oldu bu meslek grubuna. Süreç bu şekilde işleyecek idiyse keşke başkasının kalemini kıranlar bir başka branştan olsaydı. Umarım kalemi kırılanlar, kenardan bu süreci seyredenler bu sarığı beyaz olması gerekenlerin camisine kızıp kiliseye yönelmezler. Keşke bir makam uğruna benim meslektaşlarım bu konuda alet olmasalardı. Çünkü doğru anlatılamayan, ikna edilemeyen hiçbir harekette başarıya ulaşılamaz. Mücadele edeceğim derken hazırında düşman sayısını ve nefret edenlerin sayısını artırmış olmayalım.

Yazık oldu bana ve benim meslektaşlarıma, düştüğümüz pozisyon itibariyle.  Keşke kalemleri kıranlar diğer meslek gruplarına eşit bir şekilde dağıtılsaydı. Yazık oldu camianın gülen yüzü olması gerekenlere. Yazık oldu başlarındaki beyaz sarığa. Yoğurdu üfleyerek yemesi gereken bu camiaya yazık oldu.... Çünkü içimizdeki İrlandalılar ile mücadele edeceğiz diye kendi içimizi kemirmeye başladık bile.

Keşke 2000 öncesi gibi öğretmen olarak kalsaydık, yöneticilik yüzü görmeseydik, derslerimize girip öğrencilerimize doğruluğu, dürüstlüğü anlatmaya devam etseydik... Yaşantımızla örnek olsaydık, ya da örnek olmaya devam etseydik...

Bugün belki de geçmişte anlattığımız  doğrularla çelişerek içinde boğulduk... Umarım keşkelerimde ve yorumlarımda yanılmış olurum. İçlerindeki istisnalar yine kaideyi bozmaz tabii...

İşini hakkaniyet içerisinde, düzgün bir şekilde yerine getiren bu meslek erbabına selam olsun... 02.06.2016