Çarşı,
pazarda ve okulların bahçesinde yılın belli aylarında bir veya birkaç kermesin düzenlendiğini
görürsünüz. Belki de katılmışsınızdır. Çünkü kermes herkese açık olduğu gibi
davetiye yoluyla katılım durumları da söz konusu.
Kermeste
satışa sunulanlar genellikle gönüllüleri eliyle karşılanır. Hummalı bir şekilde
görev yapanlar da bu işi ücretsiz yaparlar. Çünkü düzenlenen yer yararına bir
kermes bu. Elde edilen para da o kurumun giderine harcanır.
Kermese
alışverişe gelenler de harcama yaparken fiyat hesabı yapmaz. Çünkü hayır işi
söz konusu.
Kısaca
vakıf, dernek veya okul yararı olup da düzenlenen bir kermeste zarar etme söz
konusu olamaz.
Bu
genel açıklamaların ardından, katıldığım bir kermesi anlatacağım. Bakalım benim
katıldığım bu kermes zarar mı etmiş, kar mı, bunu hep birlikte görelim.
Katıldığım
kermes okul kermesi. Okul ikili öğretim yapan bir ortaokul. Okul zengin bir
muhitte. Okulun öğrenci nüfusu da iki binin üzerinde. Fakir öğrencinin yanında zengin
aile çocuğunun sayısı da çok.
Yüzden
fazla öğretmen görev yapıyor.
Dört,
beş rehber öğretmen, dört müdür yardımcısı ve müdürden ibaret kermese günler
öncesinden hazırlıklar yapıldı.
Evden
getirilecekler için öğrenciler görevlendirildi. Evinden bir şey getirmeyecek
olan öğrencilerden 15 lira para toplandı.
Alışveriş
için bilet bastırıldı. Biletler sınıf öğretmenlerine verilerek bir hafta on gün
öncesinden öğrencilere satışa sunuldu. Öyle ya o kadar kalabalıkta bir de para
işiyle uğraşılmayacaktı.
Gözleme
yapacak öğrenci anneleri ve yeri de belirlendi.
Kermeste
her bir öğretmene görev verildi. Aşağı yukarı her bir satış reyonunun başında
görevli öğrencilerle birlikte birer ikişer öğretmen de görevlendirildi.
Bana
da bir arkadaşla beraber kermes günü bilet satma görevi verildi.
Biletler
bastırılıp kermesten önce satışa sunulduğunda eline bileti alıp yanıma gelen
bir öğrenci, "Hocam, bu biletlerin sahtesini biri basabilir"
dediğinde, bunu yapsan yapsan sen yaparsın deyip gülüşmüştük.
Biletlerin
beheri sanırım o zamanlar bir TL idi.
Sabahın
erken saatinde okulun girişindeki güvenlik kulübesine bilet satmak için
arkadaşla oturduk. Sabahtan, öğle nöbeti diğer bilet satıcılarına devredinceye
kadar nefes almadan bilet sattık. Çünkü gelen veli, gelen öğrenci ilk iş olarak
bilet satın aldı. Görevi teslim etmeden önce ne kadar bilet kaldığını ne kadar
nakit olduğunu sayarak teslim ettik.
Kermeste
yok yoktu. Ne satacağı görevi verilen öğretmen cebinden para vererek
toptancılardan yiyecek bile almıştı.
Gözleme
yapan kadınlar gözleme yetiştiremedi. Gözleme isteyen sıra bekledi. Hoş
gözlemelerin çoğu müdürün odasındaki protokole gitti ama neyse. Müdürün odası enfes
yiyeceklere donatılmıştı sabahtan. Protokol belki üç beş kuruş atmıştır. Elleri
yağlı olunca belki elini cebine atamamıştır.
Tüm
satış yerlerinin olduğu yer alışveriş yapan öğrenciden geçilmedi.
Sabahtan
akşama kadar devam eden satış nihayet günün inmesiyle birlikte sona erdi.
Herkes kazancını okul idaresine verip evinin yolunu tuttu. Görevini bihakkın
yerine getirmenin mutluluğuyla güzel bir uyku çekti. (Devam edecek)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder