Bazı alanlar vardır ki zamanın ruhuna uygun olarak parlar
ve söner. Parladığı dönemde birileri sahiplenir, nemalanır. Yıldızı sönünce de
yüzüne bakan olmaz.
Bazı alanlar vardır ki parlayıp
sönmez. Bunlar din ve milliyetçiliktir. Bu iki alan toplumlarda her daim
geçerli alanlardır. Bu alanlar toplumun hem yumuşak karnı hem kırmızıçizgisi
hem de gözbebeğidir. Bu alanlara bitek ve hiçbir zaman yıldızı sönmeyen alan
diyebiliriz.
Başka ülkeler için de geçer akçe
olan din ve milliyetçiliği Türkiye özelinde ele alalım.
Türkiye'de bir zamanlar dört eğilim vardı. Bunlar: merkez
sağ, merkez sol, milliyetçilik ve İslamcılık. Bu dört eğilim toplumda taban
bulan eğilimlerdir. Bu tabanlara hitap eden bir veya daha fazla parti siyaset
sahnesinde her daim olmuştur.
Bu dört eğilim halen varlığını
sürdürse de merkez sağ ve merkez sol eskisi kadar güçlü değil. 2000'den sonra
ortaya çıkan muhafazakar ve İslamcı parti merkez sağın tek temsilcisi olmuştur.
Bu hareket 15 Temmuz 2016'dan itibaren milliyetçilik ile birlikte hareket
etmektedir. Karşısında ise sol, seküler, laik ve Atatürkçü kesim var. Bunların
dışında aldığı oy oranıyla üçüncü ya da dördüncü parti olma özelliğini koruyan bir
parti daha vardır. Bu da kamuoyunda Kürt partisi olarak bilinmektedir. Laik ve seküler
tarafa yakın olan bu parti de milliyetçi parti kategorisinde yer alır. Kürt ve Türk
milliyetçilerinin aldığı oylar birbirine yakın oylardır. Birbirinden beslenirler.
Atatürkçülük laik ve seküler eğilimin tekelinde. Ege ve sahiller
sol ağırlıklı.
Karadeniz ve İç Anadolu bölgeleri muhafazakarlığa yakın Türk
milliyetçilerinin tekelinde.
Güneydoğu Anadolu ve metropol şehirlerde Kürt milliyetçilerinin
ağırlığı var.
Marmara, İç Anadolu, Karadeniz bölgelerinde İslamcılık ve muhafazakarlığın
ağırlığı var.
Seküler ve laik ulusalcı milliyetçiler ise ağırlıklı olarak
sahillerden oy alıyor.
Hasılı bu ülkede bu dört eğilim olsa da bu ülkenin hakim unsuru
İslamcılık ve milliyetçiliktir.
İslamcılık ve milliyetçilik geçer akçe olunca haliyle bu iki
yıldızı tekeline alan partiler bu eğilimleri tepe tepe kullanmakta. Bu membadan
ekmek yemektedirler. Bu iki alan o kadar bitek bir alandır ki kullan kullan bitmiyor.
Kullananlar tıka basa doyuyorlar. Kimse bu parlayan yıldızları söndüremiyor.
Bir kurşun atılsa, bir terör vuku bulsa bir şehit haberi gelse
milliyetçilik tavan yapar. Ondan sonra gelsin oylar. Dini bir oluşum, bir hareketinden
dolayı eleştirilse bunların esas amacı İslam’dır söylemiyle, eleştiri getirenler
din düşmanı, savunanlar ise dinin yılmaz savunucusu olarak olaya müdahil oluyor.
Ondan sonra gelsin oylar.
Kısaca İslamcılık ve milliyetçilik bu ülkenin sürekli gündeminde olan, gündemden hiç düşmeyen iki parlayan yıldız. Bunları tekellerine alanların karşısında kimse duramaz. Çünkü bunların karşısında durmak demek, din ve milliyetçilik düşmanlığı gibi görülür. Bu iki yıldızı tekellerine alanlar maçlara daima bir sıfır önde başlarlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder