21 Mayıs 2023 Pazar

Adaletin Böylesi

Geçen gün biriyle karşılaştım. Biraz lafladıktan sonra devlette görev yaparken kamudan ihraç edildiğini söyledi. 

Şimdi özelde mi çalışıyorsun dedim. Çalışmadığını söyledi. 

Niye dedim. 

Daha doğrusu çalıştırılmadım. İhraç olduktan sonra özelde çalışmak için iş aradım. Bir yer ile anlaştım. İstenen evrakı hazırlayıp teslim ettim ama olmadı. 

Niye olmadı dedim. 

Zorunlu hizmet yükümlüsü olduğum gerekçesiyle ismimin karşısında çentik olduğunu, bu süre bitinceye kadar özel sektörde çalışmamın mümkün olmadığı söylendi. Kalan süre de 450 gün imiş. Bu süre sona erinceye kadar çalışmam mümkün olmadı.

Bu demektir ki 450 gün boyunca çalıştırılmadın.

Aynen öyle. 

Bunun mantığı ne böyle? Olur mu böyle şey? Yanlışın olmalı. 

Mantık ararsan bulamazsın. Yanlışlık yok. 

Madem zorunlu hizmetini tamamlamadın. O zaman seni zorunlu hizmete gönderseydi. Başka türlü zorunlu hizmeti nasıl yerine getireceksin. Sakıncalı olduğun için diyelim ki görevden el çektirdi, zorunlu hizmete de göndermedi. Buraya kadar anlaşılabilir. Süren bitinceye kadar özel sektörde çalışmana mani olması anlaşılır gibi değil. Ne haddine. 

Bu anlaşılmaz dediğini kimseye anlatamadık. Zaten daha önce mevzuatta böyle bir yasak yokmuş. Daha önce ihraç olanlar ara vermeden özelde çalışmaya başlamışlar. Mevzuata bu madde sonradan eklenmiş. 

Peki, 450 gün çalışma yasağı olunca, haliyle çalışamadın. Bu süre zarfında geçimini nasıl sağladın? Çünkü az bir süre değil. Nereden baksan bir seneden fazla. Biz ay sonunu zor getiriyoruz. 

Az birikmişim vardı. Onunla idare ettik. 

450 günlük zorunlu hizmet yükümlülüğün bitmiş olmalı. 

Biteli çok oldu. Şimdi özelde çalışıyorum. Hoş, konan 450 günlük yasağı tam bitirmiştim ki Anayasa Mahkemesi, sonradan eklenen maddeyi iptal ederek bu yasağı kaldırdı. Yani bu yasak benden öncekilere ve benden sonrakilere vurmadı. Beni buldu. 

Rahatın nasıl?

İyi?

Özel sektör pek doyurucu ücret vermez. Hele bir de sakıncalı isen. 

Sakıncalı olmaya sakıncalıyım. Bu sakıncalılık devlet nezdinde ve bir kısım insan nezdinde. Kamuoyunun genelinde böyle bir şey yok. Ücrete gelince, dolgun değilse de ayağımı yorganıma göre uzattıktan sonra aldığım fazlasıyla yetiyor.

İşini kaybedince iş bulamayacağım endişesi taşıdın mı?

Rızkı verenin Allah olduğuna inanırım. Bir kapı açıyor mutlaka. Yeter ki çalışmak iste. 

Çalışmak istedikten sonra iş bulunur bulunmaya. Ama özel ama kamu. Fark etmez. Yalnız süreç bu anlattığın gibi ise çok vahim.

Sizin vahim dediğiniz birilerine göre olması gereken.

Kim, ne derse desin, bu süreç iyi yönetilmemiş. Devletin belli bir süre de olsa özel sektörde çalışmana mani olmasının izahı olamaz. Görüyorum ki birileri seni aç bırakarak açlıkla terbiye etmek istemiş. Bir diğer husus, Anayasa Mahkemesinin yaptığı. Sonunda bir yanlışa dur demiş ama iş işten geçtikten sonra. Buna bade harabil Basra denir. Gecikmiş adalet, adalet değil denir. Dur bakalım, senden başka bu şekil kaç kişi mağdur olmuştur. Halbuki Anayasa Mahkemesi bu tür mağdur olan sayısı bir kişi bile olsa, bekletmeden ivedi karar vermeli idi.

Susma hakkımı kullanıyorum. Zira bu dediklerinin toplumda en azından sesi gür çıkanların yanında bir anlamı yok. Ateş düştüğü yeri yakar. Yaktı, geçti gitti. Tuzu kuru olanlar bunu anlamaz.

Son sözün?

Ne diyeyim? Bu da bir imtihandı. Gördüğün gibi ayaktayım. Hayat yine devam ediyor. Ben bu imtihanı yaşadım. Başkaları da imtihandalar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder