İslam tek olmasına rağmen İslam'ı farklı yorumları
diyebileceğimiz çokça siyasi, itikadi, fıkhi mezhepler ve tasavvufi yorumlar
vardır. Hepsinin çıkış noktası da Kur'an ve sünnet temellidir. Ayet ve
hadislerden çıkarılan hükümler ve bu çerçevede verilen fetvalar sonrasında
farklı farklı mezhepler ortaya çıkmıştır. Zaman zaman birbirlerinin görüşlerine
karşı çıkılıp sert mücadeleler yapılsa da mezhepler varlığını geçmişten
günümüze sürdürmüştür.
Günümüzden bakınca, mezheplerin isabet eden görüşleri
olduğu gibi isabet etmeyenleri de vardır. Mezhepler dinin kendisi olmadığı için
bir mezhepteki isabet eden bir görüşü diğer mezhep müntesipleri alıp
uygulayabilmektedir.
Mezhepleri tasnif ederken bazıları hak ve batıl
mezhepler şeklinde tasnif etse de her mezhep mensubuna göre kendi mezhebi
haktır.
Bazıları İslam tek olmasına rağmen bu kadar değişik mezhebe
anlam vermezken işin erbabı, bu farklılığı "İslam'daki fikir, inanç ve
görüş zenginliğinin bir gereği olarak açıklar. Bunu da hoşgörü çerçevesinde
değerlendirir. Ayrıca çeşitli mezheplerin uygulamada kolaylık sağladığını
belirtir. Yine mezhep çeşitliliğinin bölge ihtiyaçlarından, farklı coğrafya
şartlarından, mezhep imamlarının ölçü aldığı delillerden ve temel kaynaklara
ulaşmadan, birden fazla anlama gelen kelimelerin yapısından, siyasal
olaylardan, anlama ve yorumlama kapasitesinden kaynaklandığını dile
getirirler.
Anlatmak istediğim, İslam’da hoşgörünün; fikir, inanç, kanaat
ve ifade hürriyetinin olduğu, farklılıkların ve farklı düşünmenin Müslümanların
zenginliğini gösterdiği, birbirinden farklı mezheplerin de buna verilebilecek en
güzel örnek olduğudur.
Konuşurken ve anlatırken bu zenginliklere işaret ederiz ama
uygulama nasıl? Bu konuda sınıfta kaldığımızı söyleyebilirim. Çünkü farklı fikirlere
tahammül yok. İstenen tekdüze olmaktır. Farklı fikri söylemenin önünde bir engel
yok. Eleştirinin de hakeza. Şayet dışlanmayı, ayıplanmayı, mimlenmeyi göze alırsan,
o başka. Bu durum bazı öğretmenlerin “Sınavımda kopya çekmek serbesttir. Yakalanmamak
şartıyla” sözüne çok benziyor. Evet, bu topraklarda farklı düşünebilirsin. Zira
çeşitliliktir. Ama bu çeşitliliği ifade etmek yasaktır. Sonucuna katlanmak şartıyla
bu da serbesttir. Ama başına neler gelebileceğini baştan kestirmek zordur. Bedel
ödemeyi göze alan, eleştiri yolunu rahatça kullanabilir.
O yüzden ağrımaz başın ağrımasın ve yalnızlığa terk edilmek istemiyorsan, aykırı görüşten, hoşnutsuzluktan ve farklı fikirden uzak durmakta fayda vardır. Bunun için tek yapabileceğin, uydum kalabalığa deyip sesi gür çıkanların kollarına kendini teslim etmektir. Kim düşünürse düşünsün, bana ne demektir. İlla düşüneceğim dersen, düşünülüp servis edilen düşünceyi özümsemek, bu benim görüşüm ve çizgim demek, ben çizgimi hiç değiştirmedim demek, bu devirde yapılacak en akıllıca hareket sanki. Kalabalık sana uymuyorsa sen kalabalığa uyacaksın. Aynı şekilde zaman sana uymuyorsa, sen zamana uyacaksın. Farklı düşünüp sap gibi orta yerde kalmak iş değil. Zira üç günlük dünyada rahatından ödün vermeye ve rahatını bozmaya değmez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder