İsrailiyat menşeli,
kadının erkeğin eğe kemiğinden yaratıldığı, kadını rencide eden bir hurafedir.
Hatta 13. kaburga kemiğinden yaratıldığının ifade edilmesi Hristiyan
anlayışındaki 13 uğursuz rakamını temsil ediyor. Burada kadının uğursuzluğu
kastediliyor olsa gerek. Yahudi kaynaklarından İslam kültürüne hatta rivayetlere
giren bu anlayış ile yüzleşilmeli. Bu rivayetler içerik yönünden
reddedilmelidir. Kadının da tıpkı erkek gibi topraktan yaratıldığı ifade
edilmelidir.
Erkeğin dört kadınla
evlilik durumunun, İslam'ın emir, tavsiye ve ruhsatı olmadığı, ayette geçen
dörde kadar (4 dahil) evlilikle, İslam'ın sayı sınırı olmayan Arap adetini önce
sınırladığı, bunu da adalet şartına bağladığı, bir evliliği tercih ettiği,
nihai hedefinin tek evlilik olduğu anlatılmalıdır.
Karı koca arasında sorun
çıktığında nasihat, yatağı ayırma ve dayak atma şeklindeki sıra ile İslam’ın
evliliği idame ettirmeyi istediği, dövme meselesinin darabe fiilinin onlarca
anlamından biri olduğu, kültürde dövme olduğu için fiilin dövme şeklinde
anlaşıldığı, ayetle kastedilen, dövmeden ziyade evleri ayırma, evi terk etme ve
ailesinin yanına küs gitme şeklinde anlaşılmasının daha uygun olacağı
işlenmelidir.
Kadının erkeğe göre
şahitliği konusu, kadın ve erkeğin ticari alan haricinde şahitlikte eşit
olduğu, ticari alandaki bir erkek, iki kadın derken o günün şartlarında
ticaretin kahir ekseriyetle erkek mesleği olduğu, ticarete çoğu kadının yabancı
olduğu, yabancı olunan konularda unutma ve yanılma ihtimaline karşı biri
unutursa diğeri hatırla-t-sın niyeti güdüldüğü, ayetteki amacın eşitsizlikten
ziyade ticaretin sekteye uğramadan devam etmesinin kastedildiği, buradaki
vurgunun uzmanlık olduğu, uzmanı olmayan kişiler için birden fazla şahit
istenebileceği anlatılmalıdır.
Yine kadın erkek
arasında genel hatlarıyla erkeğin mirastan iki, kadının ise bir pay alacağıyla
ilgili ayeti anlamak için ayetin indiği toplum yapısı incelendiğinde, o günün
şartlarında kadına miras verilmediği, ilk defa İslam'ın kadına mirastan
pay verdiği, payın eşitsiz dağılımının ise o günkü toplum yapısına uygun olacak
şekilde belirlendiği, burada erkeğe mirastan fazla pay vermenin sorumlulukla
alakalı olduğu, erkeğe ailenin ve evin geçim işinin yüklendiği, fazlalığın da
bundan kaynaklandığı anlatılmalıdır. Aile fertleri arasında sorumluluk eşit ise
mirasın eşit dağıtılabileceği, eşit değilse erkekler arasında bile farklı miras
dağıtmanın olabileceği işlenmelidir.
Bunların dışında kadını ikinci
plana iten, rencide eden ne kadar söz, rivayet varsa bu düşünce ve anlayışların
İslam’ın görüşü olmadığı, kültürden kaynaklandığı izah edilmelidir. Kadının da tıpkı
erkek gibi bir birey olduğu, Allah Teala’nın kadına da tıpkı erkeğe olduğu gibi
sorumluluk verdiği, aralarındaki üstünlüğün Allah’a karşı sorumluluk bilincini yerine
getirme ile olduğu, farklılığın biyolojik bünyeden ibaret olduğu, toplumdaki görev
farklılıklarının iş bölümü olduğu şeklinde izahlara yer verilmelidir.
Bu konular izah edilsin derken bu konudaki ayetler dikkate alınmasın gibi bir düşüncem yok. Birilerine şirin görünme gibi bir niyetim de yok. İsterim ki kadını aşağılayan anlayış değişsin. Toplumun yarısı ve önemli bir güce sahip olan kadınların kafalarında ama, fakat, acaba gibi müphemler olmasın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder