21 Ocak 2023 Cumartesi

Seçme Fıkralar (18)

Konya’da kaybolsa

Kendimin ve çocuklarımdan iki tanesinin saç rengi havuç rengidir. Emsallerimizden farklı olan bu renk bizim alametifarikamızdır.

2000 öncesi il dışında görev yaparken yaz tatilini geçirmek için memleketim Konya’ya gelmiştim.

Dönüş yaklaşırken 8-9 yaşlarındaki çocuğumun gözünde sivilceye benzer bir kızarıklık ve şişlik oluştu. Göz bu. Şakaya gelmez. Bir hastaneye göstereyim istedim. Sevk almam gerekiyor. Çünkü o yıllarda memurun kendisi ve yakını direk hastaneye gidemiyor. İl dışında çalıştığım için de dış kadro sevki il veya ilçe milli eğitimden almam gerekiyor. Yine o yıllarda kırtasiyeciden alıp bilgileri doldurduktan sonra çalıştığımız okulun müdürüne imza ve onay yaptırdığımız defter şeklinde sağlık karneleri vardı. Bu karnelere her yıl, “Falan halen okulumuzda öğretmen olarak görev yapmaktadır” yazıldıktan sonra tekrar onaylanırdı. Büyüklerde fotoğraf yapıştırılır, küçüklerde yapıştırılmazdı. Bildiğim kadarıyla hastanelerde bu karnelerin yüzüne bakan da olmazdı. Doktor gözlük yazacaksa bu sağlık karnesine yazardı.

Sevk almaya gitmeden önce hanımdan çocuğun sağlık karnesini istedim. Her yanımızda taşıdığımız ve hiç kullanmadığımız sağlık karneleri görev yaptığımız yerde kalmıştı.

Çocuğu yanına alıp milli eğitimin yolunu tuttum. Görevli memurun istediği dilekçeyi bir A4 kağıdına yazıp verdim. Ayrıca kaç sayfa sevk hazırlayacaksa, sayfa adedince hazırlanacak sevk kağıdı için istediği parayı da verdim.

İlgili şube müdürünün odasına sevki imzalaması için çocukla beraber girdim. Şube müdürü, imzalayalım ama sağlık karnesini göreyim dedi. Görev yaptığım yerde unutmuşuz. Öğretmen kimliğimi göstereyim dedim. Olmaz, sağlık karnesi olacak dedi. Birkaç gün sonra görev yerime gideceğim. Sağlık karnesini fotokopisini çekip göndereyim dedim. Yine olmaz dedi. Siz esas ilgili şube müdürünü bekleyin. O imzalarsa imzalarsın. Ben imzalamam dedi.

Odadan çıkıp diğer şube müdürünün gelmesini beklemeye koyuldum. Kimse ne zaman geleceğini de bilmiyordu. Son kez şansımı bir daha deneyeyim diyerek aynı şube müdürünün odasına tekrar girdim. Hocam, durumumu izah ettim. Niye imzalamıyorsunuz dedim. Başkasının yerine sevk alanlar çıkıyor. O yüzden sağlık karnesi şart dedi. İyi de görmek istediğiniz sağlık karnesinde çocuğun fotoğrafı yok. Pekala sağlık karnesini göstererek bir başkasına sevk de alınabilir dedim. Olabilir de yine de karneyi görmem lazım. Israrın üzerine “Bu çocuğun senin olduğunu nereden bileceğim” diyerek bildiğim yerden bir soru sordu. Yanımdaki çocuğumun başında güneş geçmesin diye şapka vardı. Davranıp başındaki şapkayı çıkardım. Havuç rengi saçlar kendini gösterdi. Hocam, bir bana bak, bir de şu çocuğun saçlarına bak. Bu çocuk Konya’da kaybolsa, bu çocuk senin diye bana getirirler dedim. Bir bana bir de çocuğa baktı. Bu cevabım hoşuna gitmişti ve ikna olmuştu. Başka da bir şey diyemedi, karne olmadan sevki imzaladı.

Gördüğünüz gibi mücadelenin ilk etabını güç bela kazandım. Bundan sonra esas mücadele, sağlık eğitim merkezinden bir hastanenin göz polikliniğine sevk ettirip hastaneye gidip sıra alacağım ve çocuğumu muayene ettireceğim. Ölme eşeğim ölme...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder