Zaman zaman sosyal
medya paylaşımlarında, Hz Muhammed'e atfedilen ve "Öyle bir zaman gelecek
ki..." diye başlayan sözlere hep temkinli yaklaşmışımdır ve acaba
demişimdir. Çünkü bu tür hadisler geleceğe ait bilgiler içermektedir. Bu
hadislerin sonradan ortaya çıkan konulardan hareketle geriye dönük üretildiğini
düşünüyorum.
Hadis inkarcılığı
değildir benimkisi. Az buçuk mürekkep yalamışlığımla bilirim ki Hz Muhammed
gaybı bilemez. Sadece peygamberimiz değil, Allah'tan başka kimse bilemez. Çünkü
gaybın anahtarı Allah'tadır. Bu şüphemi açığa kavuşturan da şu ayet
mealidir: "Size Allah'ın hazineleri benim yanındadır demiyorum. Fizik ve
bilgi alanı ötesini, gayb alemini de bilmiyorum. Size bir meleğim de demiyorum.
Ben sadece bana vahy olunana, Kuran'a tabi oluyorum" de (En'am süresi
50.ayet meali). Burada gaybi konuları yani gelecek bilgisini bilmediğini
peygamberimizin diliyle Kur'an bize ifade etmektedir. Kısaca peygamberler gaybı
bilemez.
"Öyle bir zaman
gelecek ki..." şeklinde başlayan ve geleceğe dair bilgiler veren hadislere
dair eleştiri getirdiğinde, birileri "Allah bildirirse bilemez mi"
şeklinde bir cevap veriyor. Buna amenna. Allah bildirdikten sonra niye
bilemesin. Ama bu tür hadisleri Allah'ın peygamberine bildirdiğini nereden
biliyoruz? Ya bildirmediyse, o zaman peygambere söz atfederek ona iftira atmış olmuyor
muyuz? Allah bildirmediği halde peygamber toplumun gidişatından hareketle gelecekte
şöyle şeylerin olmasından endişe ediyorum demesi, gelecek bilgisinden ziyade
bir öngörüdür. Böyle demesinde bir sakınca yok.
Bir an için En'am
50.ayeti yorumlayarak peygamberin gaybı bildiğini düşünelim. Peygamber vefat
etmeden önce Hz Ebu Bekir zamanında sahte peygamberlerin çıkacağını, ridde
olaylarının olacağını, bunlara dair önceden tedbir almalarını öğütlerdi. Hz.
Osman'ın şehit edileceğini, aman ha dikkat edin derdi. Cemel ve Sıffın savaşları
yapılmadan önlem almalarını isterdi. Bu verdiğim örneklere dair peygamberin
dilinden rivayetlerin olduğunu biliyoruz. Ama bu rivayetlerin Cemel ve Sıffın
savaşlarında, Hakem ve Kerbela olaylarında kimin haklı olduğuna dair tarafların, kendilerini
haklı çıkarmak amacıyla sonradan üretildiğini söyleyebiliriz. Bu tür rivayetleri
gören, bak bak, peygamber olacakları bilmiş diyor. Halbuki böyle olacağını
peygamber bilseydi, olayın taraflarını çağırır, sakın ha diyerek hepsini
uyarırdı. Çünkü bahsi geçen savaşlar bir daha bir araya gelemeyecek şekilde
Müslümanların arasına fitne sokmuş ve Müslümanlar ayrışmıştır. Bugünkü ayrılık ve
gayrılığın temeli bu olaylara dayanmaktadır.
Gördüğümüz gibi vefatının ardından kısa bir süre sonra meydana gelecek olayları dahi bilemeyen peygamberin, kıyametin alametlerine dair yazılıp çizilenlere, gelecekten haber veren bilgilere dair söz söylemesi her şeyden önce En’an 50.ayete terstir. Unutmayalım ki Hz Muhammed gelecekten haber vermek için gönderilmedi. Peygambere, dinimize daha doğrusu kendimize yapacağımız en büyük iyilik Hz Muhammedin bizim için örnek olan ahlakını yaşantımızda uygulamaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder