Biri benimle ilgili "Bir insanın
anladığı bir alan olur. Bu ise her alanda yazıyor. Yazmadığı konu yok"
demiş.
Bunu diyen kişi belli ki yazılarımı takip
ediyor. Takip etmekle kalmıyor, satır satır okuyor. Bilgi edinmek ve merak
ettiği için mi okuyor? Burasını bilmiyorum. Belki de her satırı okuyarak
ileride bir yerlerde veya aleyhimde kullanmak üzere arşiv oluşturuyor. Her ne
sebeple olursa olsun, bilinçli bir okuyucuyla karşı karşıyayım ve yazılarımı
takip etmesi beni ancak mesrur eder.
Bilinçli okuyucumun benimle ilgili
tespitini bana yapmasını isterdim. Belki de gerek duymamış belki de zamanı
olmamıştır. Kendi tercihidir. Varsın arkamdan konuşsun. Yalnız herkesi tenzih
ederim ama bizim kültürümüzde bir kişi hakkında gıyabında konuşmak dedikodu
sayılır. Bunu da hatırlatmış olayım.
Geleyim yazılarıma. Hemen hemen her konuda
yazıyor muyum? Elhak doğrudur, bugüne kadar yazmadığım alan yok gibidir.
Yazılarımı takip eden bir arkadaşım bir gün "Ağabey, her konuyla ilgili
yazın var. Yazmadığın alan var mı diye düşünüyorum. Ama bulacağım. Mesela
dondurma ile ilgili yazın var mı, merak ettim" dedi gülerek. Beni bir
düşüncedir aldı. Acaba dondurmayla ilgili bir yazım var mıydı? Bloğumu açıp
dondurma yazdım ve arama butonuna bastım. Karşıma beş sene önce yazdığım bir
dondurma yazısı çıktı. Aha işte dedim. Yapma ya bu da mı varmış dedi, gülüştük.
Bir insanın her konuda bilgi sahibi olması
mümkün mü? Değil elbet. Zira bir insanın bildiği bir alan olur. O konuda bilgi
sahibidir. Diğer alanlar tali alanlarıdır. Kendi alanı gibi bilgi sahibi olması
ve anlaması mümkün değildir. Bir insan kendi alanı dışında yazamayacak mı?
Beyzademe göre yazılmaması gerekir. Şayet böyle ise gazetelerde günlük makale yazan
yazarlar sadece bir konuda yazması gerekir ki aynı konuda günlük yazmak
bıkkınlık verir ve kişi bir müddet sonra kendisini tekrarlamış olur.
Meraklısı için devam edeyim. Gazetelerin
köşesinde köşe yazarlığı yapmak hemen hemen her konuda yazmak demektir. Çünkü
hiçbir yazar sadece bir konuya saplanıp kalmaz. Sonra gazete yazısı dediğin her
yazı uzmanlık gerektiren bir yazı değildir ki. Güncel ve gündeme dair halkı
ilgilendiren her konuda yazarak o konudaki görüşünü ve duruşunu belirtirsin.
Bazen bir cümle bazen bir üslup, bir yazı konusu olabiliyor. Bunun için illa
gazetecilik okumak da gerekmez. Ki bugün gazetelerde yazıp çizen çoğu kimsenin
esas mesleği gazetecilik değildir. Başka meslek erbabı da buralarda yazıyor.
Köşe yazısı dediğin kompozisyondur. Ortaokul ve lise bitiren kimseler
kompozisyonun nasıl yazılacağını Türkçe ve edebiyat derslerinden
öğrenmişlerdir. Öğrenmekle de kalmayıp öğretmenler sınavlarda bir cümle, bir
atasözü vermek suretiyle açıklayın sorusu sormuşlardır. Sınav dışında da
kompozisyon ödevi veren öğretmenler olmuştur. O yüzden mesleği ve uzmanlık
alanı ne olursa olsun, kendisine ve bilgi dağarcığına güvenen, cesareti olan ve
bir gazete köşesi bulabilen herkes yazabilir. Yazının olup olmadığını okuyucu
takdir eder. Gazete yetkilileri de uygun görürse yayımlar. Yazmanın sonucunda
risk yok mu? Risk olduğu gibi rezil olmak da var. Hasılı, her konuda yazıyor
diyen okuyucum da sonuçlarına katlanmak suretiyle yazabilir.
Gelelim, her konuda yazıyor, bir insan bir konudan anlar sözünün mimarına. Benden bu şekilde bahseden kişi, kendinden de iki cümle ile bahsetse daha iyi olurmuş. Başkasına çuvaldızı batırırken kendisine de iğneyi batırması lazım. Zira kendisi de her şeye karışıyor. Karıştığına göre her şeyden de anlıyor yani bilgi sahibi demektir. Öyle ya anlamazsa niye karışsın? Burada sormak lazım: Her şeyden az veya çok bilgi sahibi olmak mı, olur olmaz her şeye karışmak mı? Kendisini bilmem ama vatandaş her konuda az veya çok bilgi sahibi olanı takdir ederken her şeye karışanı tasvip etmez. En hafifiyle her şeye maydanoz oluyor, her şeye karışıyor der. Beyzadem, her şeyden yazıp çizeni dedikodu yoluyla eleştirirken önce aynaya bakmasında ve nasıl bir görüntü verdiğini görmesinde fayda vardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder