Hediyelik Afyon lokumu almak için Gazlıgöl'de bir
dükkana girdim. Seçtiğimiz lokum çeşitlerini kesip paketin içine koyan yaşlı
bir amcaya, tartıda yardım eden bir çocuk vardı.
Amca pratik mi pratik. Gelen müşteriyi kaçırmıyor. Hem
ağzı çalışıyor hem de eli. "Kampanyamız var efendim. Şu kadar fiyattı. Bu
kadara indirdik." diyor. Bir taraftan da lokum kesmeye devam ediyor.
Dışarıdan gelip geçenleri de gözünden kaçırmıyor. Müşterinin dükkanın önündeki
tezgahtaki ürünlere baktığını görür görmez kalabalığı yararak kendini dışarıya
atması görülmeye değer. “Sucuklarımız şu kadar efendim. Tavsiye ederim"
diyor. Müşteri, "Şurada şu fiyat dediler. Sen pahalı veriyorsun"
deyince, onların verdiği sucuklardan içeride var. Bende onlar şu fiyat"
diyerek onlara da bir kılçık atıyor. Bundan sonrasını onlar düşünsün. "Biz
daha buradayız. Giderken alacağız" diyor adamlar. Bey amca, "Tamam,
efendim, biz buradayız. Size söylediğim fiyat geçerli. Mutlaka beklerim"
diyor.
Ardından işinin başına dönüyor. Yanında kendisine
yardım eden çocuğa, "Geri zekalı, kutuyu ver. Kutuyu aç. Şu koyduğumu
paketle" diyor. Çocuğa ya cümlesinin başında ya da sonunda geri zekalı
dedi durdu. Bu söze çocuk da hiç tepki vermedi. Bir an için çocuğun adı geri
zekalı olabilir mi diye düşünmedim değil. Bey amca, çocuğa niye hakaret
ediyorsun diyeyim dedim. Nasıl dersin? Adamın elinde makas var. Nedin lan sen
deyip peşime düşebilir ve lokum doğar gibi doğrayabilirdi. Ondan sonra al
başına belayı. Benim lokum işi de kalırdı. Adam öyle yapar mıydı, yapmaz mıydı
bilmiyorum ama beni sessizliğe iten elindeki makastı. Kasaplara da bir şey
demem. Zira onların da elinde bıçak, satır, tahra gibi edevat eksik olmaz.
Elektronik terazileri yokken pazarcı esnafına ve seyyar satıcıya da bir şey
demezdim. Çünkü tartıda kullandıkları kilolar aynı zamanda onların kavgada
kullandıkları aletleriydi. Aman neyse ne.
Gelelim tekrar usta-çırak diyaloğuna. "Şu
teraziye koyduğum bir kilo. Bunu hemen paketle. Oyalanma" dedi usta. Çocuk
ise "Ustam, bu daha bir kilo olmamış. 998 gram. Denk getiremiyorsun"
dedi. Ustası, Ulen geri zekalı. Nasıl gelmez bir kilo. Bak 1024 yazıyor"
dedi. Çocuk ısrarlıydı 998 olduğuna. Adam paketi kaldırıp hızlıca teraziye
koyunca, tartı eylemin şiddetinden bir kiloyu geçti. Çocuk hep böyle ikna oldu.
Amca zaman zaman da çocuğa göre eksik tartı olan lokumun içine biraz Hindistan cevizi
serpiştirerek kiloya tamamladı. Ardından bey amcanın koyduğu her pakete aynı
muamele ve usta çırak arasında aynı konuşma. Anladım ki çocuğun geri zekalı
olmasının temelinde ustasının düşük tartmasına itiraz var. Bu arada düşük
tartılıyor mu, tartılmıyor mu, bunu usta ile çırak dışında kimse göremiyor. Tüm
mesele iki gram ise varsın eksik olsun. Zira tam kilo denk gelmez. Buna da
kimse bir şey demez. Yine de siz siz olun, çırak olarak yaşını başını almış
ustanızın tarttığı lokumun kilosuna karışmayın yoksa öğle yemeğiniz hazır: Geri
zekalı.
Hülasa, amcanın her iki lafından birinin geri zekalı
olması hoş değil. Herhalde sizin de hoşunuza gitmemiştir. Çünkü bir çocuğun her
yaptığına geri zekalı denmesi ve bunun sürekli tekrarlanması çocukta kalıcı
izler bırakabilir. Zira bir kişiye kırk defa geri zekalı dense, o kişinin adı
geri zekalı kalır. Hele çırak bulmada esnafın zorlandığı bu yıllarda, bu çocuklara
bu şekil hakaret, ayağına kadar gelen nimeti tepmek demektir. Burada bir
temennide de çocuk için bulunmak istiyorum. Bu çocuk biz büyükler gibi günaha
batmamış, masum mu masum.
*14/10/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder