10 ay önce tanıdım kendisini. Zira aynı ortamı soluyoruz. 20
yıldır aynı kurumda çalışıyormuş. Çocuklarının okulu için şimdilerde 75 km.lik
mesafeye gidiş geliş yapıyor olsa da çoğu kimse gibi gidiş geliş yapmamış. Uzun
yıllar ilçede ikamet etmiş. Bundan olsa gerek, büyük-küçük herkesi tanıyor,
herkes de onu. Herkesle oturup kalkmış, dostluklar kurmuş; büyükle büyük,
küçükle küçük olmuş, herkesle diyalogu olan, çabuk iletişim kurabilen,
şen-şakrak ve sosyal biri. Benim memleketimi ve insanını benden iyi biliyor.
Oturmasını da biliyor, kalkmasını da.
İnsanlar kıyafetiyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanır
misali, giyim ve kuşamına önem veriyor. Bugün de böyle giyineyim demiyor.
Kimin düğünü var, kimin cenazesi var, bilir. İyi günde, kötü
günde ilçe insanının yanında. Düğünlerin davetlisi, cenazelerin gediklisi.
Bir konuşmamızda burada epey çalışmışsın, tayin iste git,
maddi yönden rahat edersin, yol da yormaz dedimse de tayini düşünmüyor. Çünkü
ilçe insanını çok sevmiş. Kalp kalbe karşı sözü gereği ilçe de ona yüreğini
açmış.
Yemeyi-içmeyi, yedirmeyi-içirmeyi seven, gönül almayı
bilen, değer verene değer veren, sohbeti, muhabbeti ve dinlemeyi seven, bir
adım atana birkaç adımla karşılık veren biri. İş bitiriciliğine derman yetmez. Bir
bakmışsın bir yemek organizasyonu yapmış, herkesi yemek masasında
buluşturuveriyor. Birinin çocuğu veya torunu olmuş. Çam sakızı, çoban armağanı deyip
ortaklaşa hediyeye öncülük ediyor.
İzinli olmadığı zaman odamı yoklar, halimi hatırımı sorar
ve gelirken de eli boş gelmez. İkramı ben yapacağım yerde o yapar. Bir tepside
iki kahve ile birlikte gelir. Kahvelerimizi yudumlarken muhabbetimizi yaparız.
Bir gün, Dalyan Bey, kahveyi hep senden içiyoruz. Getirdiğin kahve ne ise bir
de ben alıp geleyim dedim. “Şimdi kırıldım, hiç duymamış olayım. Olur mu öyle
şey. Ben ikramdan kaçınmam. Ben Miralay Hasan’ın torunuyum. Dedemden kalma bu
bana dedi. Deden ne dedi dedim? İlk göreve başladığında, dedesi ona şöyle
demiş:
Bak oğlum, devletini koru
Hiçbir şeyine tenezzül etme
Kendinden feragat et
Devletten feragat etme.
Yemeden içmeden korkma
Benim malım, yemeyle içmeyle bitmez
Sen ye, g…. büyüsün
El yesin, namın büyüsün.
Hayata, her şeye, herkese olumlu bakan, pozitif enerji
veren, umut olan ve umut dağıtan Dalyan Bey, engel tanımayan bir engelli. Bu
engelin doğuştan mı, sonradan mı diye hiç sormadım. O da anlatmadı. 3 Aralık
Dünya Engelliler Günü dolayısıyla kendisini yazı konusu edinmek isteyince, kendisini
yakinen tanıyan birine sordum. Küçük yaşta hastalandığında yapılan bir iğne
dolayısıyla sağ ayağı sakat kalmış, ameliyat olmuş ama ayağına protez takılmaktan
kurtulamamış, ikinci ameliyatı da olmamış. Hasılı protez kendinden bir parça
olmuş. Bundan dolayı ne ah dediğini duydum ne karamsarlığına şahit oldum ne dert
yandığını ne de kendisini bu hale getirenlere kızdığını. Durumu kabullenmiş. Kimseye
yük olmadan, gücü nispetinde işini yapmaya devam ediyor. Başta kendisi olmak
üzere tüm engellilerimize Allah huzur, sağlık ve uzun ömürler versin.
*03/12/2021 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder