Hayır-hasenat
ve darda kalana yardım eli uzatmak hem dinimizin emir ve tavsiyesi hem de
toplumumuzun bir özelliğidir. Bundandır ki yardım toplayan ve topladığı yardımı
ihtiyaç sahiplerine dağıtan vakıf ve derneklerimiz var. Yardım kuruluşlarının
bir kısmı Türkiye genelinde ve uluslar arası teşkilatlanmış iken bazıları il ve
ilçe bazında faaliyetler yürütmektedir. Yine valilik ve kaymakamlıklar
bünyesinde ihtiyaç sahiplerini görüp gözeten Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakıfları (Fak-Fuk-Fon), aynı şekilde belediyeler nezdinde faaliyet yürüten
sosyal yardım müdürlükleri var. Bunların dışında yapımı devam etmekte olan cami
ve Kur’an Kursu yaşatma dernekleri, Diyanet Vakfı, ayrıca sosyal medya
aracılığıyla gönüllülük esasına dayalı yardım toplama faaliyetleri göze
çarpmaktadır. Yine mahallinde, birilerinin öncülüğünde yardım toplayanlar var.
Bireysel olarak yakından uzağa akrabalarına zekat, fitre vs yardım yapanlar da
eksik değil. Giderken bir saniye deyip “yetimlere bakıyorum, onlara yardım
topluyorum” diyenleri de görmeniz mümkün. Çarşı merkezinde dilencilik
yapanları; yolda kaldım, bir dolmuş parası diyenleri saymıyorum bile.
Yöresel
ve ulusal çapta yardım toplayan bu yardım kuruluşlarının sayısı ne kadardır,
bilmiyorum. Bildiğim, sayısının sayılamayacak kadar çok olması. İrili ufaklı bu
kuruluşların işleyişi nasıldır, toplanan yardımların amacına uygun bir şekilde
dağıtılıp dağıtılmadığı yeterince denetleniyor mu, bu kısımlar biraz kapalı.
Zira yardımlar Allah rızası için toplanıyor, veren de Allah rızası için
veriyor. İşin içine Allah rızası girince akan sular durur ve yardımlar nereye
gitti denmez.
Sayısını
bilmediğim yardım kuruluşlarının çokluğu, yardımlara önem verdiğimizin bir
göstergesi olabilir. Bana göre aşağı yukarı aynı amaca hizmet eden bu yardım
kuruluşlarının çokluğu ve çeşitliliği normal değil. Diyelim ki hayırseverler
yardımlarını bu kuruluşlara veriyor. Peki, gerçek ihtiyaç sahiplerine yeterince
ulaşılabiliyor mu yoksa yapılan yardımlar öne çıkmış belli sayıdaki kişilere mi
gidiyor? Belki yardımlardan belli kesim faydalanabilirken bazıları es geçiliyor
olabilir. Çünkü kendini ifade eden, yardım istemeyi bilen, kendisini acındıran
fakirler olduğu gibi derdini içine gömen, kimseye açılamayan nice fakirlerin
olabileceği ihtimal dahilindedir.
Burada
yardımlar gerçek sahiplerine gitmiyor anlaşılmasın. Bu yola başvurmuş her
kuruluş gerçek mağdurları bulmak için çabalıyordur. (Böyle de olmalıdır. Zira
yardımlar birer emanettir. Zenginden fakire köprü görevi gören kuruluşların
sorumluluğu daha fazladır.) Yine de yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine,
yerinde ve zamanında ulaştırılması için bir düzenlemenin yapılması gerektiğini
düşünüyorum. Bunun için aynı amaca hizmet eden yardım kuruluşları bir
konfederasyon benzeri bir yapının içerisine alınabilir. Burada her yardım
kuruluşundan üyeye yer verilebilir. Tüm yardım planlaması bu çatı içerisinde
planlanıp karara bağlanabilir. Aynı şekilde her il ve ilçede yardıma muhtaç
fakirlerin bir listesi yine bu çatı kuruluş tarafından tespit edilebilir.
Muhtaçların öncelik sırası belirlenir. Yardımlar da tek elin plan ve
organizesiyle deruhte edilir. Böyle yapıldığı takdirde düşüncesi ve fikri ne
olursa olsun, tüm fakirlere ulaşılır kanaatini taşıyorum.
Toplanan
yardım paraları, birinci öncelikli kişilere dağıtıldıktan sonra çalışacak gücü
olan fakirlere iş bulma, onlara istihdam sağlama yollarına kafa yorulabilir.
Bunun için toplanan yardım paralarının bir kısmı çatı kuruluş eliyle kazanç
getiren yerlerde değerlendirilebilir. Burada amaç, sürekli yardımla ayakta tutulmaya
çalışan fakirlere iş vermek ve onların bir daha yardım almayacak noktaya
gelmelerini hedeflemek amaç olmalıdır. Böylece sadaka devleti ve sadaka ülkesi
görünümü vermekten yavaş yavaş kurtuluruz. İş bulan fakir de bir müddet sonra
bu yardım fonlarına yardım yapar duruma gelebilir. Yardımdan amaç da bu
olmalıdır. Zira elden gelenle öğün olmaz, gelse de zamanında gelmez. Bunun için
fakiri ele avuca muhtaç olmaktan kurtarmak önceliğimiz olmalıdır.
Hasılı, anlatmak istediğim, önüne gelen üç-beş kişi bir vakıf ve dernek kurarak yardım toplama işine girmesin. Yardım kuruluşlarına bir sınırlandırma getirmek lazım. Toplanan yardım paralarının nereye, kime gittiği bir güzel denetlenmeli ve halka hesap verebilir şekilde şeffaf olmalı. Yardım yapılan fakire de sürekli balık yedirmeyi bırakıp balık tutmayı öğretmek lazım. Yardım kuruluşları da kimi-kimsesi olmayan ve dermandan kesilmiş kişilere yardımı sürekli hale getirirken aynı zamanda döndürdüğü para ile işsizlere iş kapısı işlevi de görebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder