Ölüm bir gün kapımızı
çalacak. Zira biyolojik yasa gereği er veya geç öleceğiz. Çünkü bu dünya geçici
ve içinde yaşayan bizler de fani birer varlıklarız. Zamanı gelen gidiyor: Kimimiz
ölümcül bir hastalığa yakalanıp ölüyor, kimimiz kalp krizi sonucu vefat ediyor,
kimimiz vücut fonksiyonları pes edince ölüyor, kimimiz de bir kaza sonucu veya
bir cinayete kurban giderek hayatını kaybediyor. Sebebi ne olursa olsun, ölümün
bir gerçek olduğunu bildiğimiz halde bir sala duyduğumuz zaman içimiz cız eder.
O anda hayatın anlamsızlığı aklımıza gelir. Bir müddet sonra normal hayatımıza
kaldığımız yerden devam ederiz.
Ölümü her zaman düşünür
olsak da hayatın içine kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki hiç ölmeyecekmişiz
gibi yaşamaya devam ediyoruz. Çünkü bu fani hayatı daha çok seviyoruz. O yüzden
ölmemek için her yolu deneriz. Bu, bugüne kadar böyle idi. Bugünlerde ölümü
daha çok düşünür olduk. Hatta hiç aklımızdan çıkmıyor. Hatta ölmeden önce
ölüyoruz dense yeridir. Çünkü görünmez düşman virüs, hayatımızı çepeçevre kuşattı.
Zayıf bulduğu vücudu yere yeriyor. O yüzden ne kadar hedefimiz, idealimiz varsa
öteledik hepsini ve evlerimize kapattık kendimizi. Postu deldirmemeye ve dünyayı
eve sığdırmaya çalışıyoruz.
Biz ölüm korkusuyla
kendimizi eve hapsetsek de ölümler oluyor ve hoşlanmasak da vefat haberleri
geliyor. Ölenin yakınına eskisi gibi “Ölüm nedeni nedir” diye soramıyoruz. Çünkü
hepimizin aklına “Acaba koronavirüsten dolayı mı vefat etti” geliyor. Bundandır
ki ölenin yakınları, daha sormadan vefat nedenini açıklamak zorunda kalıyor. Hatta
bazı vefat mesajlarında ve sosyal medya paylaşımlarında “kalp krizi” veya “vadesiyle
vefat etti” açıklamalarına bile rastlıyoruz.
Koranavirüsten dolayı
ölmek ayıp bir şey midir? Asla. Kişi koronavirüsten dolayı da ölebilir. Zira
ayıplanacak bir durum değildir. Hepimizin başına gelebilir. Hepimiz bu amansız
hastalığa yakalanabilir ve bundan dolayı da ölebilir ve yakınlarımızı kaybedebiliriz.
Çünkü bu virüs kişi seçmiyor. Kimi önüne katıyorsa kovalıyor. Doktorları da
vuruyor, şöhret bulmuş koltuk sahiplerini de. Bu gerçekliğe rağmen bize ölüm
zamanını tercih hakkı verilse öyle zannediyorum hiçbirimiz bugünlerde ölmek
istemeyiz. Yine ölüm nedeni seçeneği sunulsa koronavirüsten dolayı ölme tercihini
seçmeyiz. Gerçekten zor bir durum. Belki de bundandır ki cenaze yakınları,
ölenin ölüm nedenini açıklamak durumunda kalıyorlar. Çünkü bu hastalığın
bulaşıcı özelliği var. Pekala ölenin yakınları da bu virüsü kapmış olabilir. Defin
esnasında bu virüsün merasime katılanlara bulaştırılma riski de maalesef yüksektir.
Hasılı biz istesek de
istemesek de hoşumuza gitse de gitmese de ölüm şu ya da başka nedenlerle
kapımızı çalacak. Ama bu ölüm nasıl olsun? Hepimizin istediği, vadesi gelmiş
bir ölüm. (Aslında her ölüm vadesi gelmiş bir ölümdür.) Belki de bu yüzden
birbirimize dua ederken “Allah hayırlı ömür ve hayırlı ölümler nasip etsin” şeklinde
dua ederiz. Bu duayı daha çok yapmanın şimdi tam zamanı. Temennim, bu zaman
diliminde sebebi ne olursa olsun bir ölümün gerçekleşmemesi. Eğer ölüm hak vaki
olacaksa da herkese hayırlı ömürler gibi hayırlı ölümler nasip etsin Mevla’m!
*03/04/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
*03/04/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder