Her meslek zordur. En
kolay olanı kaldırım mühendisliğidir. Bu işi icra edenlerin de dolaşmaktan
ayaklarına karasular iner. Bakmayın, çoğumuz kendi yaptığı işi zor, başkasının
işinin kolay olduğunu söylediğine. Sorumluluk istenen her iş zordur.
Meslekler zor olduğu
kadar aynı zamanda önemlidir de. Önem sırası da daha fazla ihtiyaç
hissettiğimiz anlara göre değişir. Hiç önemsemediğimiz meslek ve işkollarını,
yokluklarında ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarız.
Hangi meslek ve
işkolunda çalışırsak çalışalım, her meslek çalışanı değerlidir aynı zamanda.
Mesleklerin zorluğu,
önemli olması ve çalışanlarının değerli olması yanında, bir de mesleklerin
gözde olanları vardır. Gözde meslekler, zamanın ruhuna uygun olarak ihtiyaca,
özlük haklarına ve çalışma şartlarına göre değişiklik gösterse de ilk sırayı
hiçbir meslek grubuna kaptırmayan meslek, hekimlik mesleğidir. Başarılı
öğrencilerin çoğunun gönlünde doktor olmak vardır. Çocuk ve öğrenciler arasında
“İleride ne olmak istiyorsun” araştırması yapılsa, kahir ekseriyeti “Doktor
olmak istiyorum” cevabı verir.
Gelelim günümüze… Dünyayı
esir alan, normal yaşantımızı değiştirerek bizi evlerimize hapseden, hayatı
durduran koronavirüsten dolayı her akşam hastalığa yakalanan ve bu hastalıktan
dolayı ölen insan sayısını duyan çocuklarımız, gözde mesleklerden doktor (ve
sağlık çalışanı) olmayı ya da anne ve babalar, çocuklarının doktor (ve sağlık
çalışanı) olmasını ister mi hala? Sanırım bu olağanüstü durumu gören ve
yaşayanlar bu aşamada kolay kolay sağlıkçı olmak istemezler. Çünkü virüs
kaparım endişesiyle herkesin -sağlam insanlar dahil- birbiriyle temas etmekten
kaçındığı günümüzde sağlık çalışanları, önlerine gelen hastayla temas etmek
zorunda: “Bu hasta koronavirüs hastası, bundan bize virüs bulaşır, o yüzden uzak
durayım” gibi bir tercihleri söz konusu değil.
Sağlık Bakanı Sayın
Koca, “Muayene veya diğer temaslar dolayısıyla koronavirüs teşhisi konan sağlık
çalışanı sayısının 601 kişi olduğunu” söyledi. Bakan’ın 1 Nisanda verdiği bu
rakamlar 1 Nisan şakası değil, gerçek maalesef. Bakan ayrıca “DSÖ Avrupa
Direktörünün Avrupa'da görülen vakaların yüzde 10'unun sağlık çalışanları
olduğunu ifade ettiğini” açıkladı aynı gün. Tıp profesörü Cemil Taşçıoğlu da
maalesef kaptığı virüsten dolayı vefat etti.
Anlatmak istediğim, yaşadığımız
bu olağanüstü durum gösterdi ki bu devirde doktor veya sağlık çalışanı olmak
kefenini giymek demektir. Onlar bu riske rağmen hastayı muayene edip tahlil
tetkikini yapacak ve teşhisten sonra tedavisi için uğraşacaklar. Ölmeden ölmek,
her gün, her saat, her saniye ölmek demektir. Ölmez sağ çıkarlarsa iş çıkışı ne
annelerini görürler ne babalarını ne de çocuklarını. Çünkü aldıkları virüsü
yakınlarına kaptırma durumları söz konusu.
Zorluğu, önemi ve değeri,
günümüzde daha önemli hale gelen sağlık çalışanlarının, virüs kapma ve ölme
riskine rağmen yoğun bir tempoda görevlerine sabırla devam etmesi, bir
fedakarlık örneği ve diğerkamlıktır. Yaptıklarının karşılığı ne parayla ödenir
ne teşekkür ne de alkışla. Hele de bu zor günde… İyi ki varlar bu fedakârlar
ordusu. Allah razı olsun kendilerinden. Allah onları sevdiklerine bağışlasın.
***04/04/2020 tarihinde Barbaros Ulu adıyla Pusula Haber gazetesinde yayımlanmıştır.
***04/04/2020 tarihinde Barbaros Ulu adıyla Pusula Haber gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder