Cuma akşamı Türkiye, şiddeti birçok ilden hissedilen
Elazığ-Sivrice merkezli 6.8 şiddetinde bir depreme maruz kaldı. Yapılan ilk
açıklamalara göre Elazığ ve Malatya’da vefat edenlerin sayısı 35 olarak
açıklandı. Hastanelere intikal eden yaralı sayısı 1607, enkaz altından sağ
çıkarılan sayısı ise 45 olduğu bildirildi. Depremin ikinci (Pazar) günü öğle
saatlerine kadar enkaz altında kalanları kurtarma çalışmaları devam etti.
Bundan sonra yıkılan binaların enkazını taşıma işine ağırlık verilecek.
Devlet, tüm kurum ve kuruluşlarıyla deprem bölgesine ilk
saatlerde seferber oldu. Temennimiz odur ki ölü sayısında bir artış olmaz. Bu
yıkıcı depremin ardından tesiri büyük başka deprem olmaz. Kışın etkisini
fazlasıyla hissettirdiği bugünlerde evine giremeyen, evi yıkılan insanlarımıza
büyük geçmiş olsun derken onlara sabırlar diliyorum. Yaralılara acil şifalar,
vefat edenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Allah yardımcıları olsun. Bu kışta
imtihanları daha büyük olacak. Allah, üstesinden kalkamayacakları yük vermesin.
Bölgenin acısı milletçe bizim acımızdır ve acımız büyüktür.
Büyük depremin verdiği zayiatı, ilerleyen gün ve saatlerde daha
net öğrenmiş olacağız. Bu doğal afette bizi teselli eden, devlet ve STK'ların
dimdik ayakta olmasıdır. Türkiye'nin her bir köşesinden bölgenin imdadına
koşulmuş ve yardımlar ulaştırılmıştır. TV'lerimiz, vatandaşı an be an doğru bir
şekilde bilgilendirmiştir. Devletiyle, milletiyle yaralar sarılıyor. İnşallah
milletimizin birlik, beraberliği ve dayanışmasıyla bu yıkıcı afeti de
atlatacağız. Depremin insanımızı uykuda yakalamaması ölü sayısının artmasının
önüne geçtiğini düşünüyorum.
Etkisi 7 kuvvetinde hissedilen 6.8 şiddetindeki depremin
sıcaklığını iliklerimize kadar hissettiğimiz bu zaman aralığında, belki zamanı
değil ama bizden bir parça olan depremlerimiz üzerine birkaç kelam etmek
istiyorum. Bizden bir parça dedim. Çünkü ülkemiz bir deprem bölgesi. Az bedel
ödemedik bugüne kadar. Nice insanımızı enkazların altında kaybettik. Bu kadar
bedel ödememize rağmen enkaza dönen koca koca binaları görünce çok ibret ve
tedbir almadığımız görülüyor. 1999 Marmara depreminden bu yana 20 yıl geçmiş
olmasına rağmen hala musibetlerden ders çıkarmadığımız anlaşılıyor. 99
depreminden sonra yeni yapılan binaların depreme dayanıklı olması için gerekli
mevzuat çıkarıldı. Yeni binalar buna göre yapıldı ama 99 öncesi yapılan
binalar, her depremde yeni canlar almaya devam ediyor.
Deprem sadece bizim ülkemizde değil, başka ülkelerde de
oluyor. Çünkü bizim gibi birçok ülke de deprem ülkesi ama o ülkelerde -özellikle
İslam dünyası dışındaki ülkelerde- daha şiddetli depremler olmasına rağmen
onlarda kimse ölmüyor. Çünkü binaları yıkılmıyor. Haliyle ölen de olmuyor.
Deprem öldürmez, binalar öldürür sözünü bir kez daha yaşayarak öğrenmiş olduk.
Kıyametin küçük bir provası olan büyük ve yıkıcı
depremlerden Allah milletimizi korusun. Şimdi yaralarımızı sarma zamanı.
Hepimize geçmiş olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder