Türkiye
ve İslam dünyası başta olmak üzere dünyada peygamberlik müessesesini diline
dolayıp Allah, peygamber diyerek toplumda kendini pazarlayan insanların sayısı
az değil. Önüne gelen "Ben beklenen mehdiyim, ben İsa-Mesih’im, gavsım,
kainat imamıyım, kutubum, ben müceddidim, ben resulüm, bu kitap bana Allah
tarafından yazdırıldı, bana vahiy geliyor, ben Allah'ı gördüm, peygamberlere
namaz kıldırdım" gibi gizemlerin arkasına sığınarak kendisinin bir şey
olduğunu iddia ediyor. Bu iş, bir kişinin safsatası olarak kalmıyor, her biri
arkasında epey bir kalabalık takıyor.
Bu
iddia sahiplerinden biri de İskender Evrenesoğlu'dur. Peygamber olduğunu
iddia eden, kendini sözde 'resul' ve 'mehdi' olarak tanıtan İskender
Evrenesoğlu, aynı zamanda Mihr Tarikatı'nın kurucusudur. Resulullah olduğunu
ve Allah katından kendisine kitap verildiğini, kendisine vahiy
geldiğini ve “Risalet Nurları” isimli kitabın Allah tarafından yazdırıldığını iddia
etmiştir. Veli-resullerden biri olduğunu ve Allah tarafından Türk ırkını
tebliğle, irşatla vazifelendirildiğini iddia etmektedir. Kendisini Mehdi-Resul
ve devrin imamı olarak lanse eden ve Hz. İsa ile birlikte altın çağı
tesis edeceğini söyleyen biridir. Peygamberlerin misakta kendisini desteklemek
için söz verdiğini, tüm peygamberlere namaz kıldırdığını söyleyen, Hz.
Muhammed'e imamlık yaptığını ama bunda şaşılacak bir şey olmadığını, Allah'ı
birçok kez gördüğünü söylemiştir.
ABD'de
vefat eden ve Türkiye'ye getirilen İskender Evrenesoğlu Bursa'da toprağa
verildi. Cenazesine üç bin kişi katıldı. Bu sayı az bir rakam değil.
Evrenesoğlu'nun vefatıyla yerine kim geçecek? Bekleyip göreceğiz. Çünkü kendisinin
ölümüyle herzesi sona ermiyor.
Mehmet Ali Ağca, Hasan Mezarcı, Adnan Oktar, İskender Evrenosoğlu, Bahailiğin kurucusu Bahaullah Mirza Hüseyin Ali ve nicelerinin iddialarının arkasında Mehdilik ya da İsa Mesih'in nüzulü gibi anlayışlar vardır. İslam dininin itikadi konuları içerisinde olmayan mehdilik ve İsa-Mesih anlayışı, Müslümanların aralarında konuşup tartıştıkları ana meselelerden biri olagelmiştir hep. İsa-Mesih ve mehdilik gizemi vuzuha kavuşturulmadığı müddetçe bu konulardan bugüne kadar ekmek yiyenler olduğu gibi bundan sonra da yemeye devam edenler olacaktır.
İslam
ve diğer dinlerdeki gizemler kalkmadığı/kaldırılmadığı müddetçe kerameti
kendinden menkul bazıları, kendilerinin Allah tarafından görevlendirildiğini
iddia ederek şarlatanlık yapmaya devam edeceklerdir. Çünkü saf ve sorgulamayan
insanları din ile aldatmaktan daha kolayı yoktur dünyada.
Hz
İsa'nın gökten ineceği ve mehdinin ortaya çıkacağı, bir inanç konusu değil iken
bütün sapık hareketlerin bu iki anlayıştan çıkmasına daha ne kadar tahammül
edeceğiz? Bu iki gizemli konuyu emellerine alet edenler arkalarına binler,
milyonlar takabiliyor. Bizler de seyrediyoruz. Bizimle beraber kendisini din
konusunda uzman görenler de seyrediyor. Gerçekten ne bekliyoruz? Diyanet İşleri
Başkanlığının ev sahipliğinde, ilahiyat fakültesi anabilim dalları
başkanlarından oluşturulacak bir istişare heyeti, pekala İsa-Mesih ve mehdilik
anlayışının kapısını kapatabilir. İslam dininde bu anlayışların aslı astarı yok
şeklinde bir görüş belirterek şarlatanların elinden ekmeğini alabilir.
İsa-mesih,
mehdilik ve kıyametin alametleri gibi gelecekten haber veren konular “bazı
hadis kitaplarında zayıf olarak geçiyor. Bundan dolayı üzerine gidemeyiz, tepki
çekeriz” düşüncesiyle ilahiyat camiası suskun kalmaya devam ederse yanlış
yapar, dine de büyük kötülük yapmış olur. Çünkü bu konu onulmaz yaralar
açacaktır. Eğer bir konu, birileri tarafından kullanılıyor ve kötü
sonuçlar ortaya çıkıyorsa fıkıhçıların ortaya koyduğu "kötülüğe giden
yolların tıkanması” diyebileceğimiz seddi zerai kuralı devreye sokulabilir.
Peygamberimizin ve Hz Ebu Bekir'in müellefe-i kulûbe (kalbi İslam'a ısındırılmak
istenenler) verdikleri zekatı Hz Ömer "Bundan sonra size zekat yok"
diyerek kesmiştir. Hz Ömer ayeti inkar mı etmiştir, ayetin hükmünü mü
kaldırmıştır? Hayır. Ayet ve hükmü aynen devam ediyor. Hz Ömer zekat almayı
alışkanlık haline getirmiş, hal ve hareketlerinde değişiklik olmayan yiyici bir
kesime hayır demiştir.
Sonuç
olarak gizemlerden, gizemli anlatımlardan İslam'ı uzak tutmak, insanlara
ayakları yere basan ve ahlakı önceleyen bir din anlatmak gerekir diye
düşünüyorum. Çünkü böyle bir dini kimse emellerine alet edemez. İslam
dünyası kurtarıcılardan kurtulmuş olur.
***30/11/2019 tarihinde Barbaros Ulu adıyla Pusula haber gazetesinde yayımlanmıştır.
***30/11/2019 tarihinde Barbaros Ulu adıyla Pusula haber gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder