1 Ağustos 2019 Perşembe

Aklı Olan Bu Kaleye Çıkmasın!

Düşmanın bile çıkmaya cesaret edemediği 701 basamaklı Afyonkarahisar Kalesine çıktım. Düşman, orada yaşayabilirseniz aşk olsun size demiş olmalı. 

Kaleye çıkarken az sayıda meraklılar gördüm. Emekleyen bir kadın da vardı. Sere serpe serpilmiş her biri. Beni gören moral buldu. Dede çıkarsa biz hayli hayli çıkarız dediler. Önlü, arkalı çıktık hep birlikte. Bayrağa ulaşan on beş kadar kişiydik. Gelin hep birlikte bir fotoğraf çekinelim. Toplam on beş kişiyiz deriz dedim. Gülmekle yetindiler. Bayrağın dışında kalede kare şeklinde bir su havuzu buldum. Birkaç da gözetleme kulesi. Zaten fazla da gözetleme kulesine ihtiyaç yok burada. Çünkü düşman, varsın burası fethedilmesin der, geri döner gider.

Kaleden ayağımın altında kalan Afyon'u çektim. Dağları delerek aşklarını ilan eden Ferhat ile Şirin misali aralarına kalp resmi yapılmış Meryem ile Sinan'ın aşkını gördüm. Az daha aşağıya geldiğimde "Kemal, seni seviyorum. Sibel" yazısını gördüm. Az daha aşağıya indiğimde "Batsın bu dünya" yazısını nakşetmişler taşa. Sanırım kalede aşklarını ilan edenler inişte dünyayı batırmaya yeltenmiş olmalılar.

İnişim esnasında kalenin zirvesine çıkmaya çalışanlara "Dönülmez bir yola girmişsiniz. Aklınız varsa dönün, Afyonluların bile hepsi çıkmamıştır" dedim. Ama kimseye dinletemedim. Hepsi benim gördüğümü görecek. Zaten insanın başına gelen hep meraktan değil mi?

İnişim esnasında çıkmaya çalışan birine "Kardeş, çıkma! Gel bu sevdadan vazgeç" dedim. Kendinden emin bir şekilde "Çıkacağım. Ben hep çıkarım" dedi. Kaç defa çıktın bugüne kadar dedim. "Yüz olmuştur" dedi. Benim gibi ilk çıkanlarda akıl noksanlığı, bunda akıl fazlalığı var dedim içimden. Kütahya'dan geliyormuş bir de. Aklından zoru var gayri, belli.

Kale deyip de geçmeyin. Dimdik bir kale. Çık çık bitmiyor. Ayaklarına kara sular iniyor. Dile kolay 701 basamak. Bir de her bir basamağın iki adım mesafede olduğu düşünülürse 1402 basamak demektir sadece çıkışı. Bunun bir de inişi var. Merak ediyorum, Hititler'den kalma bu kaleyi düşman kuşatıp çıkmaya yeltenmiş midir? Sanmam. 

Neyse merakımı giderdim. Bir güzel terlemiş oldum. Yarım saatte çıkıp yarım saatte indim. 

Tüm bunları niçin mi yazdım? Kaleyi tanıttım size. Olur ya bir gün yolunuz Afyonkarahisar'a düşer. Burada bir kale varmış deyip tırmanmaya yeltenirsiniz. Ben çektim, siz bari çekmeyin istedim. (Gerçi bu yolculuğuma 17 yaşındaki fidan gibi oğlumu da alet ettim. Çocuğun neredeyse tarihe olan sevgisi de yok olacaktı.) Afyon'a geldim, bir yerleri göreyim diyorsanız hemen karşısında Selçuklulardan kalma Ulu Camii var. Mis gibi. Görülmeye değer. Her yeri ahşap. Camide 40 sütun var. İçi loş ve serin. Gerçi koca cami öğle namazında bir safı dolduramadık ama olsun. Ölmez eser.

Ben devletin yerinde olsam, cezaevlerinde yatan suçlularla ilgili bir proje geliştiririm. Bunları günde üç dört defa bu kaleye çıkarır, indiririm. Bak bakalım, bir daha suç işleyebilirler mi? Başlarına da bu kaleye yüz defa çıkan Kütahyalı'yı koyarım. Suç oranları düşer, hapishaneler boşalır. Buyrun size suçluyla mücadele yolu. Var mı ötesi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder