Eskiden tarikatlarda dervişlerin çile dönemleri olurmuş. Bunlar için yapılmış küçük bir kapısı, penceresiz ve dar odalara çilehane adı verilirmiş. Günümüzde tarikat müntesipleri için böyle yerler ve çile dönemleri yok. Çilehane varsa da eskiden kalma yerlerdir. Bir gezi vesilesiyle Beyşehir Eşrefoğlu Camisinin mahzeninde (bodrumunda) görmüştüm çilehaneyi. İçeride kalmak cesaret ister. Düşünün ki penceresi yok, ışığı yok, karanlık bir yer. Girdiğin kapıyı da kapatıyorsun. Dur durabilirsen burada.
Günümüzde eski çilehaneler kalmadı. Ama modern çilehaneler var bugün. Üstelik para vererek gönüllü kalıyorsun buralarda. Biz görmedik, biz de bu ülkede yaşıyoruz diyemezsiniz. Eğer bugüne kadar tatmadıysanız çilehaneleri aratmaz. Hatta işkencehane de denilebilir buralara. Yahu çatlatma, neresi burası dediğinizi duyar gibiyim. Neyse size daha fazla çile çektirmeyeyim. Kaplıcalardan bahsediyorum. Kaplıca kaplıca dedikleri tam bir çilehane, hatta işkencehane. Eğer bugüne kadar bir kaplıcaya uğramadıysanız biliniz ki gelmeniz yakındır. Ne zamanki yaşınız ilerler, ağrı ve sızınır artar, kaplıca arayışına girersiniz. Etrafınızda kaplıcaları tavsiye eden gönüllüler var. Sana faydasını bir anlatırlar. Ağzın açık dinlersin. Ardından bir de internetten kaplıcanın faydalarına girerseniz, her derde deva olduğunu anlamakta pek gecikmezsiniz. Çünkü yazılıp çizilenlere göre sıcak su, senin için biçilmiş kaftandır.
Kısa bir araştırmadan sonra benim gibi soluğu bir kaplıcada alırsınız. Kiraladığınız daireye girer, 2x2 ebatındaki havuzu suyla doldurur, sonra beklemeye koyulursunuz. Çünkü adı üzerinde sıcak su. Günde iki defa girmeniz önerilen havuza girerek hareket etmeden en az yirmi dakika durmalısınız. Kapıyı açamazsınız, havuzun içinde buram buram terlersiniz. Nefes almada zorlanırsınız. İçiniz daralır, çarpıntı başlar. Oksijenin dışında her şeyi soluyorsunuz. Karabasanlar basar. Gidiyor muyum yoksa dersiniz. Olmaz, ben yapamayacağım. Burası tam bir çilehane diye içinden geçirirsiniz. Ama faydaları gözünüzün önüne gelince çekeyim bu çileyi diyorsunuz. Vakit geçirmek için hayal kurayım diyorsunuz. Aklınıza hayal de gelmiyor. Elime bir telefon alayım, oynayayım dersiniz. İyi valla! Suyun içinde telefon olur mu? Halihazırda teknoloji suyun içinde telefon icat etmedi. Epey vakit geçmiştir, belki de yirmi dakikayı doldurmuşumdur diyor, sevinçle ayağa kalkıp saate bir göz atıyorsunuz. Daha beş dakika bile geçmemiştir. Durmuş sanki saat. Dervişler çilehanede çekmemiştir bu çileyi. Ama faydası... Yatarsınız tekrar suyun içine. Gözünüz saatte olarak güç bela yirmi dakikayı tamamlar, duşunu alır, dışarı atarsınız kendinizi. Oh be dünya varmış demeye kalmadan bir terleme bir terleme. Balkona çıkıp hava da alamazsınız. Çünkü üşütüp bir çuval inciri berbat etmek de var balkon sefasında. (Sanki incir çuvalın içine konuyor da!)
Çektiğiniz tüm bu çile bir yirmi dakikalık olsa eh dersiniz. Bu işin akşamı var, ertesi sabah ve yine akşamı var, günleri var... Çünkü kaplıcanın faydasını görmek istiyorsanız en az on ila yirmi gün kaplıcada kalmalısınız diyorlar. Bitecek gibi değil. Bitse dertleriniz bitecek mi? Bir ihtimal. Faydasını görmeyen de çok. Dervişler, çilehanede ahlaki eğitim alıyor, çektiklerine değiyor. Bizimki, tutarsa bir beden terbiyesi. Haydi bedenimizi terbiye ettik. Bitecek mi? Ertesi yaz yine kaplıca arayışı. Of! Çekilir mi? Sanki çile çekmeye gelmişiz bu dünyaya!
Ben diyeceğimi dedim. Bundan sonrası sizin bileceğiniz iş. Ya benim yolumdan gider, gönüllü çilenizi para vererek çekersiniz ya bir derdiniz varsa doktora gidersiniz ya da çekecek çilem varmış deyip kaderinize razı olur, evin bir köşesinde sıranın kendinize gelmesini beklersiniz. Kaplıca veya doktor bize düşen sebebini işlemek. Ötesi yani şifası Allah'a ait. Buna amenna!
Burada şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bana bakarak kaplıcadan vazgeçmeyin. Niyetinizi bozmayın benim gibi. Faydasını gören de çok. Ayrıca kaplıca işletmecileri de Allah Allah diyor. Çünkü bu iş tamamen bir sektöre dönüşmüş. Ama en azından gitmedim demezsiniz. Gidin, görün gününüzü!
Yeter bu kadar değil mi? Zaten vaktim de kalmadı. Çünkü çile çekme vaktim geldi. Bana müsaade. Bana iyi çile, pardon işkence çekmeler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder