Lisede okurken yedi bölgemizin hangisinde hangi tarım
ürünlerinin yetiştirildiğini öğrenirdik. Hocalarımız bize "Ülkemiz bir
tarım ülkesi. Tarım ürünlerimiz kendimize yettiği gibi başka ülkelere de ihraç
edebileceğimizi" söylerlerdi. Biz de teknoloji, enerji ve sanayide yeterli
değiliz ama en azından tarım ve hayvancılığımız var, kendi kendimize yeteriz
derdik. Halkın büyük bir kesimi de geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlardı.
Günümüz ve son yıllara geldiğimizde, bir zamanlar tarım ve
hayvancılık ülkesi olan ülkemin yetiştirdiği tahılın ülkemize yetmediği, çoğu
ürünümüzü dışarıdan ithal ettiğimiz görülmektedir. İthal ettiğimiz bu ürünler
ülkede yetiştirilmiyor mu? Her biri bu ülkede ekilip dikiliyor. Burada
"Madem bu ülkede ekim dikim var. Buna rağmen dışarıdan niçin ithal
ediyoruz diyebiliriz. Dışarıdan gelen ürün, bizim burada yetiştirdiğimiz
üründen daha ucuza geliyor. Yani bizim ürünümüz daha pahalı. Garip bir durum
değil mi?
Devlet tarım ve hayvancılığı kalkındırmak için her yıl
destek veriyor, teşvik açıklıyor, para dağıtıyor, uygun kredi veriyor,
çiftçinin kredilerini yapılandırıyor. Doğal afetler dolayısıyla ürünü zarar
gören üreticinin zararını karşılıyor, borcunu erteliyor. Sonuç, sıfır elde var
sıfır. Biz yine birçok ürünü ithal etmeye devam ediyoruz ve çiftçi de
öldüm-bittim diye ağlıyor. Gerçekten bir gariplik yok mu ortada?
Açıklamalara bakılırsa çiftçilik ve hayvancılık yapana
devlet durmadan destek veriyor. Çiftçi ise gübre bu kadar oldu, ilaç şu kadar
oldu, tohum bu kadar oldu, mazot uçtu gitti; girdi maliyetleri arttı. Tabir
yerindeyse "Hakı b.kunu kurtarmıyor" diyor.
Eskiden çoğu kişi geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlarken
şimdi kırsal kesimde fazla genç nüfus da kalmadı. Tarım işiyle uğraşan ya
ihtiyarlar kaldı ya da belli başlı köklü aileler. Tarımla uğraşacak insanımız
kalmadı desek yanlış olmaz. Dua edelim ki bu işleri yapan Suriyeli ve
Afganlılar var. Onlar da olmasa ne hayvanları güdecek çobanımız var ne de
tarlada çalışacak insanımız.
Tahılın, gıdanın ve etin her geçen yıl silah olarak
kullanıldığı günleri yaşıyoruz. Belki de yaşadığımız bu günler iyi günlerimiz.
Böyle giderse tarlalarımız ekilip dikilmezse hiç şaşırmam. Çünkü şimdiden
ürettiğimizi pahalı yiyoruz. Gıdayı pahalı tükettikçe gıda fiyatlarındaki bu
artış, ister istemez enflasyon canavarını azdırmaktadır. Artan gıda
fiyatlarından çiftçinin cebine üç kuruş daha fazla girse gam yemeyeceğim.
Maalesef bu zamlardan üreticinin cebine para girmiyor.
Tüm bunlardan anladığım hangi ürüne ne kadar ihtiyacımız
var, ne kadar ekildi? Verilen teşvikler nereye gitti, yerinde kullanıldı mı?
Doğru dürüst planlama ve denetimin yapıldığını düşünmüyorum. Maalesef tüm iyi
niyetlere rağmen bu ülkede planlı, programlı bir tarım politikamız yok. Bu
ülkenin her türlü ürün ihtiyacının büyük bir kısmı ithal yoldan karşılanacaksa
merak ediyorum bu ülkede Tarım Bakanlığı, il ve ilçe tarım müdürlükleri, ziraat
odaları niçin var, anlamış değilim.
* 13/03/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 13/03/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder