Postacıları bilirsiniz. Şu anki işlevleri nasıl bilmiyorum
ama bir zaman önemli görevler ifa ediyorlardı. Mektup, telgraf, tebrikleşme
uzun süre postacıların eliyle yürütüldü. Mektup, telgraf, APS, iadeli taahhütlü
vs mektuplar artık bugün pek kullanılmıyor. Bunun yerine postacılar kargo işine
ağırlık vermeye başladı. Bir de e tanzim adı altında sebze ve meyve siparişi
verenlerin isteklerini yerine getiriyor şimdilerde.
Postacılar haberleşme işini yaparken gelen evrakı adrese
teslim yapar. Yani kendinden bir şey katmaz. Belki de bu yüzden adlarına
postacı dendi.
Postacıları yazarken yaptıkları görevi küçümsüyor değilim.
Çünkü telefon ve iletişim ağlarının olmadığı ya da çok yoğun kullanılmadığı
zamanlarda taraflar arasında aracı olmak suretiyle haber getirdi, haber
götürdü. Yani iki taraf arasında emanetçi rolü üstlendi. Bu görevi yaparken de
aracı kurum olarak taraflardan haberleşme bedeli aldı. Bu da doğaldır. Çünkü bu
işler parasız dönmez.
Bayram değil, seyran değil, postacıların kuruluş yıldönümü
değil, şimdi bu postacı muhabbeti nereden çıktı diyebilirsiniz. Doğrusunu
isterseniz bir gün postacıları kaleme alacağım hiç aklıma gelmezdi. Aslında
adımıza postacı denmese de yeri geldiği zaman her birimiz birer postacıyız.
Çünkü bazen biriyle konuşurken veya yeni tanışırken ortak tanıdıklarımız ortaya
çıkabiliyor. Vedalaşırken falan beye selamımı iletirsen sevinirim deriz. Hasılı
bizim postacılığımız selam alıp selam götürmek. Postacılar bu işi profesyonelce
yaparken bizimki amatörce. Bir diğer farkı, postacı kendinden bir şey katmazken
biz başüstüne, aleyküm selam gibi kendimizden bir şeyler katarız.
Amatörce postacılık yapmayı en azından ben böyle bilirdim.
Bugün birini gördüm ki birinin selamını getirdi. Tam profesyonelce idi. Daha
postacılar ölmemiş dedim. Niye derseniz? Selamı getiren, selam vermeyen ve
selam almayan biri. Selam alıp veriyorsa da çok seçici. Getirdiği selam,
üstündendi. Postacılık görevini layıkıyla yaptı. Çünkü kendinden bir şey
katmadı. Ne diyelim? Yok olmaya yüz tutmuş postacılığı yaşatan bu kişiyi tebrik
etmek lazım. Tek kusuru, küçüklüğümüzde öğrendiğimiz postacı profiline pek
uymuyor. Çünkü biz postacıyı;
"Bak postacı geliyor, selam veriyor,
Herkes ona bakıyor, merak ediyor,
Çok teşekkür ederim postacı sana,
Pek sevinçli haberler getirdin bana..."
Şeklinde öğrendik. Yani postacı selam verirmiş. Bu ise ne
selam veriyor ne de selam alıyor. Postacı merak uyandırırmış, bu merak
uyandırmadığı gibi sevinç de uyandırmadı. Bu yüzden bir teşekkürü de hak
etmedi. Çünkü selam gönderen bizi tanımaz, biz de onu tanımayız. Selamı getiren
de selamsız, sabahsız biri zaten...
*14/02/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
*14/02/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder