1 Şubat 2019 Cuma

Vah Güzel Türkçem Vah!

Bugün cuma namazını kılmak için camiye yöneldim. Girişte cama bantlanmış bir duyuru gözüme çarptı. Zaten görmemem mümkün değil. “Beni oku, zira önemli” der gibiydi. Ama yazıda bir gariplik vardı. Ayakkabılarımı ayakkabılığa koyduktan sonra okudum: "ŞEÇMEN ASKI LİSTESİ" idi başlık. Geri kalan kısmı  okumadım. Hemen telefonuma çektim. Sanırım yazım hatası sizin de dikkatinizi çekmiştir. Zira dikkatinizden kaçması mümkün değil.


Camiye girerken içimden "Vah güzel Türkçem vah! Seni ne hale getirdik biz. Zira  bizim yüzümüzden senin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi" geçti. Nasıl geçmez ki? Çünkü güzelim Türkçemiz bizden çektiğini kimseden çekmemiştir.

İçinizden "Sende de amma iç varmış, ne var bunda, insan hata yapamaz mı, hangimiz hata yapmıyoruz ki? Öküzün altında buzağı arama ve abartma" dediğinizi hissetmedim sanmayın. Doğrudur, hangimiz hata yapmayız, hele Türkçemize karşı. Ama bu hata, olur böyle şeyler deyip basitçe geçiştirilecek bir hata değil. Burada hatanın da ötesine geçilip dilimize bir katliam yapılmıştır.

Yazı, mahallenin muhtarı tarafından yazılıp/yazdırılıp fotokopi edilmiş ve önemli bir duyuru olarak başta camiler olmak üzere mahallenin görünür yerlerine astırılmış. Merak ettiğim, hata mahallenin sorumluluğunu üstlenmiş muhtarın gözünden kaçtı. Bu duyuru metnini fotokopi edenin de mi gözünden kaçtı bu bariz hata? Haydi bunun da gözünden kaçtı. Hocam bunu asabilir miyiz diye camiye getirdiklerinde  yanlış, cami görevlisinin de mi dikkatini çekmedi? Cemaatten biri de mi "Yahu şu yanlışı düzeltelim" demedi? Gördüğüm kadarıyla ya herkesin gözünden kaçtı, ya olur bu kadar hata dedi, ya da benim gibi hatayı gördükten sonra "Bu aşamadan sonra kime, ne diyeceksin, zaten askı süresi bitti, duyurunun asılı kalmasının bir anlamı yok artık" mı dedi?

Türkçemize karşı yaptığımız hata keşke benim gördüğümle sınırlı kalsa. Yapılmaması gereken hataları camilerde, okullarda, resmi-özel kurumlarda, özel sektörde, gazete köşelerinde vs yığınla görebiliyoruz. Bu tür bariz hataları okumuşu da yapıyor, okumamışı da, benim gibi yarım mürekkep yalayanı da. İşin garibi bu hataları düzeltecek ve denetleyecek bir mekanizmamız da yok. Sahibi olmayan garip bir dil bizim bugün kullandığımız. Kazara "Şu kelime burada yanlış yazılmış" desen, "Bir an kendimi Türkçe dersinde sandım, dersimiz Türkçe mi" eleştirisi alıyorsun. Çünkü bize göre yazım ve imla kuralları sadece Türkçe dersinde dikkate alınır. Bir de "Benim Türkçem/Edebiyatım iyidir" cevabını verenler var. Bu tipler de yanlışını düzeltmeye kalktığın zaman burnundan kıl aldırmayan tiplerdir. Gerçi bu ülkede Türkçesi iyi olmayan yok gibidir. Kime hangi dersin iyi dersen "Benim en iyi dersim Türkçedir" der. Herkesin Türkçesinin iyi olduğu bu ülkede Türkçe yazım ve imla hataları havada uçuşuyor. Tıpkı en fazla kazayı kendisine çok güvenen ve ben iyi şoförüm diyen usta şoförler yaptığı gibi güzelim Türkçemiz de en büyük katliamı Türkçeyi çok iyi bilen bizlerden çekiyor.

Ne diyelim? Çekecek çilemiz varmış. Allah daha fazla çektirmesin. İşe, muhtarlık yapmak için adaylığa soyunan muhtar adaylarına ehli tarafından Türkçe öğrenme kursu vermekle mi başlasak acaba? Bu belgeyi alamayanlar aday olmasın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder