Şimdi siz; çayın, kahvaltının lafı mı olur derseniz. Valla
ben 19 gün sabrettim. Eğer siz bir hafta sabredin. Sizi sırtımda taşımaya
razıyım. Madem ikna olmadınız. Onu anlatmaya devam edeyim.
Kursun ilk günlerinde bize “Hocam bana eşlik edin ben biraz
para bozduracağım. Kuyumculara gidelim” dedi. Ardına biz 7 kişiyi taktı.
Manisa’daki tüm kuyumcuları dolaştık. Her birine giriyor: “Mark’ı kaçtan
alırsınız” diye soruyor. Birinden diğerine girdi, çıktı. Biz de kapının önünde
onu bekledik. Sonunda dayanamayıp sordum. “Hocam kaç para bozduracaksın”
diye. “20 mark hocam” deyince grubumuz afalladı. Neredeyse görmediğim ve
ne olduğunu bilmediğim küçük dilimizi yutacaktık. Sonunda karar verip en yüksek
verene bozdurdu.
Kardeşimizi tanımaya devam edelim. Kursun bitmesine birkaç
gün kala koliyle bir şey getirdi. Bu ne hocam dedim. “Hocam konserve şişesi
aldım. Bizim memlekette pahalı bunlar. Ben burada daha ucuz buldum” dedi.
Buyurun güler misiniz? Ağlar mısınız? Size tavsiyem başka memlekete gitmeden
önce kendi memleketinizde konserve şişe fiyatlarının kaç para olduğunu öğrenin
ki gittiğiniz yerdeki konserve şişe fiyatlarını mukayese etme imkanınız olsun.
Kursun bitmesine son iki gün kala baktım elinde bir biletle
geldi. “Hocam bu ne” dedik. Memlekete trenle gideceğim onun bileti” dedi. Hani
hocam buradan İzmir’e gidip oradan otobüslerle memleketimize gidecektik diye
konuşmuştuk” dedim. “Hocam otobüsler pahalı. Ben posta treniyle gideceğim” dedi.
*
İnsanın ayıpladığı başa gelir mi? Gelir. Sakın ola ki
gülmeyin. Dedim ki tasarrufsa tasarruf! Benim neyim eksik. Ben de trenle
gideyim dedim ve trenden bilet aldım. Hem ucuz, hem ekonomik hem de
hesaplı idi. Mübarek ucuz etin yahnisi gibiydi yani.
*
Manisa Alaşehir’de trenimiz durdu. İçeriye çekirdeksiz yaş
üzüm satmak için geldiler. Fiyatına 2 lira dediler. Burası bu üzümün
memleketi. Burada 2 lira ise Konya’da ne kadardır demeye kalmadan, ver iki kilo
dedim. 19 günlük bir gurbetten sonra memlekete de bir hediye olurdu.
Efendim dolaşmadığım şehir, görmediğim ilçe kalmadı
neredeyse. Geçtiğim tünellerin sayısını hatırlamıyorum bile. Kaçta binip ne
kadar süre gittiğimi de unuttum. Nihayet akşam 21.00 gibi Afyon Karahisar’a
geldi tren. Konya’ya devam edecekler insin. Onlar aktarma olacaklar
dendi. Hemen indim, soluğu gişede aldım. Tren beni bekliyor olmalıydı. Konya
treni hangisi diye sorma gafletinde bulundum. “Ne treni? Konya treni saat gece
00.00’da gelir” dedi. Aktarma dedikleri bu mu dedim. Ya ne sandıydın? Bu işte
dedi.
Ne yapmalıydım. Daha var 12.00’ye 3 saat. Valizi sırtıma
aldım. Otogarın yolunu tuttum. Otogara doğru gecenin karanlığında
yürümeye başladım. Yürümek ne mümkün efendim! Bardaktan boşanırcasına yağmur
yağıyor. Yollar suyla dolu. Yürünmez. Dolmuşa da binmedim. Belki de dolmuş
yoktu. Ya da hedef, prensip sahibi arkadaşın yolundan gitmekti belki
de. Hemen valizimdeki terlikleri giydim. Paçaları iyice sığadım. Yola
revan oldum. Yarım saat yürüdükten sonra otogara vardım. Aradığım saatte bilet
yoktu. Sadece trenin kalkmasına yakın bir saatte bir firmanın otobüsü vardı.
Fiyatını sordum. Neredeyse İzmir’den kalkış bilet fiyatını söyledi. En iyisi
girdik bir yola. Çileyse çile, işkenceyse işkence dedim. Beğenmediğim kara
trenle seyahat için geldiğim yoldan tekrar geri döndüm. İstasyonda treni
beklemeye koyuldum. Nice sonra tren geldi. Gecikmeli demiyorum. Çünkü bu
malumun ilanı demektir. Kara tren demek; gecikir, belki de gelmezdi. Ben
geldiğine şükredeyim. Trenin içine bindim. Tren kabin kabindi. İçerisinde
yolcular vardı. Birkaç kabine baka baka ilerledim. Sonra oturabilir miyim
nezaketinde bulundum. Kime sorduysam oturacak yer olmasına rağmen dolu dediler.
Trenin içini birkaç defa turladım. Bu arada tren hareket
etti. Ben hala sırtımda valiz, turluyorum. Sonunda cesaretimi toplayıp
kabinin birine daldım ve oturdum izin almadan. O da ne? Oh be dünya varmış.
Kimse bir şey demedi. Demek ki bu kabindekilerin tapulu malı değilmiş tren.
Diğerleri nedense parsellenmişti. Aslında suç benim olmasına benim. Nazikçe
oturabilir miyim dememem gerekiyormuş. Yine anladım suçumu ama yine geç anladım
her zamanki gibi. 07/02/2016 (Devam edecek)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder