19 Şubat 2019 Salı

Manisa’da 19 Gün (3)


Manisa’da bulunduğumuzun ilk hafta sonu, Ege'nin incisi dedikleri İzmir'e günü birlik bir gezi düzenlendi: Selçuk-Kuşadası-İzmir şeklinde. Deniz ile ilk yakın temasım o zaman oldu. Denize şurada, burada girelim derken kimsenin olmadığı bir yere geldik. Taş, çakıl, kaya ne ararsan vardı. Hazırlıklı olanlar ve yüzmeyi bilenler yüzme elbisesini giyip açıldılar denize.  Hiç denize girmemiştim o güne kadar. Yüzme zaten bana yabancı. Deniz malzemem de yok. İç çamaşırla girenler vardı ama bana tersti bu. Hiç olmadığı kadar yakındı bana deniz. Kaçırır mıyım? Pantolonu sığadım. Daldım içine. Dalgalar geldikçe İçindeki kaya parçaları  cesaret kaynağım oldu. Hep onlara tutundum. Ayağım yerde sabit zaten. Kafam da deniz suyu görmeliydi. Onu da daldırıp çıkardım. Ayaklarıma bir şeyler batıyordu ama  olsun o kadar.

Sonra çıktım denizden. Baktım ayaklarım kanıyor. Kimseye de pek göstermedim, cehaletim ortaya çıkmasın diye. Ayağıma batan ve kanatan şeyin deniz kestanesi olduğunu sonradan öğrendim.


Yüzme faslı sona erdikten sonra İzmir’de bir okul ziyaretine gittik. Çıkışta bembeyaz koridor ve merdivenlerin kana bulandığını gördüm. Anladım ki bizim ekibin hepsi deniz kestanesinin hışmına uğramış ve gazi olmuştu.

*
İzmir’den döndük. Bir namaz vakti için mescide yöneldiğimizde, grubumuzun içinde “Seferi miyiz, değil miyiz tartışması başladı. Sonunda yetkili makama soralım dendi. Manisa Müftülüğü arandı. ‘Biliyorsunuz biz 19 gün kalacağımız için Manisa’ya geldikten sonra namazlarımızı mukim olarak kılmaya başlamıştık. Bir hafta sonu, dolaşıp geldiğimiz İzmir ve havalisi 90 km.den fazla  olduğundan dolayı bizim mukimlik bozulmuş, seferiliğe dönmüştük tekrar. Geriye kalan 12 günümüzü seferi kılmamız gerektiği bilgisi verildi müftülük tarafından.  Olmaz, ben farzları tam kılacağım dedimse de Erzurumlu hocamızın “Ramazan Hocam, Hanefi mezhebine göre  farzları iki kılmamız gerekir” dedi ve nokta konmuş oldu. Gelin hocam bu seferilik konusunda Şafii, Maliki ve Hanbeli’nin görüşünü benimseyip 4 kılalım dedimse de taraftar bulamadım. İçime sinmese de geriye kalan 12 gün boyunca farzları seferi kıldık. 

*
Diğer zamanlarda da  Manisa’nın tarihi yerlerini, Spil Dağını  gezdik. Bizim grup ekstradan  Denizli’ye gidip Pamukkale’yi ziyaret ettik. Hepsi bu. O zamanın en iyi teknolojisi dijital olmayan fotoğraf makinesiyle Pamukkale’de bol bol fotoğraf çektirdik. Makinenin sahibi pozdaki adam sayısınca tab ettirmiş fotoğrafçıya. Tabii bizim prensipli arkadaşımız “Ben hepsinden almayacağım” dedi. Niye dediğimizde, “Öyle” dedi. Hocam arkadaş, sayımızca çoğaltmış, fiyatını vermemiz lazım ayıp olur dedim. “Hocam ben almak istemiyorum” dedi. Hocam madem almak istemiyorsun da adama daha önce deseydin ya ben istemiyorum diye. Sonra bütün pozlarda  da varsın, hiç kaçırmamışsın dedim. Sonunda istemeyerek de olsa aldı. 04/02/2016 (Devam edecek)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder