Ailenin büyüğü olarak zaman zaman evinde toplanırız. Yine böyle bir gün. Mevsim yaz. Günler uzun. İki öğün yemek yiyorsun. Bir sabah, bir akşam.
Akşam ezanıyla birlikte eve gidersin. Çünkü yemeğe başkası da gelecek, bekletmeye gelmez. Evin çocukları esnaf. Biraz geç gelir ama geçikse gecikse yarım saat gecikir, bekleyelim dersin. Şimdi gelir, az sonra gelir derken baktın ki geciktiler. Telefonla ararsın. İşleri çıktığını, az gecikeceklerini söylerler. Ha geldi, ha gelecekler derken oğlanlar da yoldayız diye telefon açarlar. Daha önce pişirilmiş ve soğuğan yemekler ısınması için tekrar ocağa konur. Şurada ne kaldı, bu zamana kadar bekledik, az daha beklesek ne olur diyorsun. Bir taraftan da sofralar kurulmaya başlar. Sen de beklediğime değdi, o güzelim yemekleri bir bir mideme indireceğim hayali kurarken yemek daha midene inmeden kursağında kalır. Çünkü evin büyüğü siz beklerken beni hesaba katmadınız, ben daha ölmedim, biraz da beni bekleyin dercesine yatsı namazını kılmak için yola koyulur. Oğulları eve girerken o, camiye gider. Çocuklar geldi, gel bugün namazı evde kıl, misafirleri bekletmeyelim uyarılarına kulak vermez, bisikletine atladığı gibi caminin yolunu tutar.
Tekrar başa döneriz artık. Çünkü yeniden beklemeye koyuluruz. Patlasan da, çatlasan da, karnın zil çalsa da, için dışına çıksa da bekleyeceksin. Konuşarak vakit geçirelim desen, açlıktan konuşmaya takadin kalmaz. Başa gelen çekilir dercesine içine kapanır, patlamaya hazır bir bomba gibi sessizliğe gömülürsün. İçinizden ha yarım saat daha bekleyiver diyebilirsiniz içinizden. Doğru bir namaz en geç yarım saat içinde biter. Ama büyüğümüzün namazı yarım saati çoktan geçer. Namaz bitince hemen gelivermez. Camiden cami görevlisiyle birlikte en son çıkar, imama elini uzatır, Allah kabul etsin der. Çıkan herkes gider, caminin ışıkları söner, caminin önünde kimse kalmayınca bizimki de kaç ben de gideyim der ve camiyi terk eder.
Nihayet sofraya oturulur. Büyüğümüz de sofraya oturduktan sonra yemeğe başlamadan önce hep yaptığı tasarruflarını da sofrada bir güzel icra eder. İyi kötü yemeğini hızlı bir şekilde yer, kalkarsın. Bizimki yine devam eder yemeye. Çünkü iyice acıkmıştır. Yedikçe yer, yedikçe açılır. Yine adam bu yaşına rağmen bu zamana kadar beklemiş, sen de amma sabırsızsın diyebilirsiniz. Efendim büyüğümüz akşam olmadan karnını doyurmuştur, tüm bekletmesi yeniden acıkmasını sağlamak. Çünkü tok karna yemek yenmez. Önemli olan onun açıkması. Sen istediğin kadar dokuz doğur.
Afiyet olsun!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder