Öğle namazını kılmak için camiye gittim. 10-15 kadar bir
cemaat vardık. İlk sünneti kıldıktan sonra kametle beraber ilk safı oluşturduk.
İmamın arkasında fatih görevi yapacak olan kişinin sol tarafında saf tuttum. Bu
arada imamımız da öne geçti. İmam her zamanki namaz kıldıran değildi. Müezzin
idi namaz kıldırmak için öne geçen.
Öğle namazının farzına niyetimi yaptım. Kulağım imamın iftitah
tekbirini almasını beklerken ne zaman ellerini kaldıracak diye de gözümü imama
kaydırdım. Nihayet tekbirle beraber elini kaldırdı. Elini diyorum. Çünkü tek
elini kaldırdı. Diğer el vücuduna paralel bir şekilde hazır ol
vaziyetindeydi. Ardından ellerini bağladı. Az sonra rükuya, sonra secdeye
vardı. Ayağa kalkarken sağa yaslanarak ve sağ eliyle yerden destek alarak
kalktı. Tüm namaz boyunca sadece işini sağ eliyle yaptı.
Ezan okumaya giderken ve ezan dönüşü gördüğüm zaman ayağı
aksıyor, sol elini ise işlevsiz görürdüm. Ama bu iki uzvunun bu kadar da iş
yapmadığını bilmiyordum.
Eve gelince ilk işim bir imam-hatipte olması gereken
özelliklere baktım yeniden. Önüme Diyanet’in bu yıl alacağı; içerisinde
imam-hatip, müezzin kayyum ve Kur’an Kursu öğreticisi olmak üzere 9500 personel
alım ilanı geldi. Müracaat edeceklerde aranan şartlardan bir tanesi de “Başvuru
yapacağı unvanda görev yapmaya mani bir engeli bulunmamak” maddesi idi. Bu
şart olmasına rağmen bu arkadaşa nasıl müezzinlik görevi verildi? Diyebiliriz
ki bu arkadaşın görevi müezzin kayyumluk, imamlık değil. Buna bir diyeceğim
yok. Ama müezzinlerin görevlerinden bir tanesi de imam olmadığı zaman onun
yerine imamlık vazifesini yapmaktır. Nitekim kıldığım öğle namazında imam
olmadığı için müezzinin namaz kıldırmasında olduğu gibi.
Namazım olmadı mı? Olup olmadığını Allah bilir ama namazım
olmuştur. O zaman derdin ne diyebilirsiniz. Benim derdim bu arkadaşa niçin
başka bir memurluk değil de müezzin kayyumluğun verildiği? Pekâlâ, bu arkadaşa
memurluk görevi yapması için müftülüklerde masa başı bir görev verilebilirdi.
Çünkü yaptığı görev olan imamlık şüphe götürmez, tereddüde mahal bırakmayacak
bir görevdir. Camide o anda cemaat olarak namaz kılan o kadar sağlam insan
varken engelli birinin namaz kıldırması uygun olmasa gerek.
Müftülük bu engelli görevliyi biliyor olmalıdır. Ne yapıp
ne edip bu kişiyi geçici görevli olarak büro işi yapması için müftülük
bünyesine almalıdır.
Not: Bu görevliyi yaptığı bu görevden dolayı kınamıyorum.
Allah kimseye bir engel vermesin. Burada sözüm engelli olmasına rağmen bu
arkadaşa görev veren sorumlularadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder