—Kardeş! Seni zaman zaman camide görürüm. Aslında sürekli
görmek isterim. Niçin cemaate katılmıyorsun? Yoksa cemaatle namazın önemine
inanmıyor musun?
—İnanmaz
olur muyum? Cemaatle namaz kılmanın derecesi 27 kat daha fazla.
—O
zaman?
—Tembellik,
planlı hareket edememe diyelim.
—Sadece
bu mu?
—Değil
elbet! Bu konuda mazeret olmaz ama dediklerimin dışında bazı çekincelerim daha var.
—Ne
gibi?
—Korkuyorum.
—Neden
korkacaksın? Allah'ın evinden mi? Buralar müminin huzur bulacağı yerlerdir.
—Orası
öyle! Hatta cami bir mümin için sudaki balığa, münafık için ise kafesteki kuşa
benzer. Bunu biliyorum. Hatta camileri tıklım tıklım doldurmamız gerektiğini
de.
—O
zaman mesele ne? Korkmaktan bahsettin az önce.
—Camiye
gelen az sayıdaki cemaatin bazılarından çekiniyorum. Hatta camiye girdiğimde
namaz kılarken biri yanıma yaklaşınca niye ne diyecekler diyorum.
—Ne
diyorlar da?
—Ne
demiyorlar ki! Namaz kılışımdan tut da giyimime varıncaya kadar her şeyime karışan
çıkıyor. Camiye gittiğim her zaman niye bugün ne gaf yapacağım da cemaatten biri
gelip beni düzeltecek diye endişe duyuyorum.
—Ne
gibi?
—Kimi
gömleğimin kolunu sıvadığıma karışıyor, kimi başımda takke olmadığına
karışıyor, kimi de namaz kılarken imamdan önce eğildiğimden namazımın
olmadığını hatta bunun Kur’an’da yazdığını söylüyor.
—Sen
imamdan önce mi eğilip kalkıyorsun?
—Olur
mu öyle şey? İmamdan önce eğilip kalkacaksam ne diye camiye gidip imama
uyuyorum o zaman?
—Derdi
ne o zaman?
—Bilemedim
gitti. Ama sanırım derdi benimle uğraşmak yani beni yola getirmek. Beni bir
yola getirse caminin, Müslümanların, ülkenin hatta dünyanın derdi bitecek
sanırım. İşin garibi bazıları namaz kılmıyor, sanki beni gözetliyor. Hemen
yanıma yaklaşıp fısır fısır bir şey söylemek hoşuna gidiyor. Bunu da yaparken
sevap kazandığını umuyor olmalı.
—Sana
bunu yapanlar bu işi bilenler mi? Mesela imam falan mı?
—Nerde?
Keşke imam olsa öpüp başıma koyacağım. Ne kadar okuduğu, nerede okuduğu, neleri
bildiği meçhul birileri kendilerine vazife edinip yanımda damlıyor. Gelenler az
buçuk mürekkep yalasa yine gam yemeyeceğim. Kulaktan dolma bilgilerle
sağdan-soldan duyduğunu ben bu işi biliyorum diye bana satmaya çalışıyor.
—Her
zaman olmuyordur bunlar.
—Doğru.
Her zaman olmuyor ama birkaç defa olunca yine biri çatacak bana diyorum. İşin
garibi gençliğimde de maruz kaldım böyle şeylere.
—Mesela?
—İmam
bir gün gelemeyecekmiş, yerime namaz kıldırır mısın dedi. Lisede okuyordum o
zamanlar. Ezanı okudum, sarığı ve cübbeyi elime aldım. Namaz kılacağım yerde
yanıma koydum.
—Niye
giymedin?
—Giymememin
sebebi, ben ne de olsa genç sayılırım. Şayet namaza daha olgun yaşta bu işi
bilen biri gelirse namazı kıldırması için ona teklif edeyim düşüncesiyle.
—Eee
koydun, ne var bunda?
—Sünneti
kıldım, kamet yapılmasını ve ehil birinin gelmesini beklerken yaşlı bir amca
geldi: Bunu giy, dedi. Tamam dedim. Ardından “Sarıkla cübbe yere konmaz, bir
daha koyma” dedi.
—Fesübhanellah!
Ne günlere kaldık.
—Hem
de ne günlere! Çocukluğumdan beri camiye gitmeye çalışırım. Çoğu zaman kamet de
yaptım. Safı doldurmak için öne geçtiğimde arkaya geçiren cemaate de rast
geldim. Üstelik önce büyükler doldursun safı diye ağırdan aldım safa geçmeyi.
Yeri geldi çorabım kirli diye çorabımı çıkararak camiye girdim. Çıplak ayakla
namaz olmaz diyen de çıktı.
---Allah Allah! İlginç gerçekten!
---Buna ilginç mi dersin yoksa hep cinsler beni mi buldu
dersin.
---Evet ama tüm bunlar cemaate gitmeyi engellememeli, mazeret
olarak görmemeli.
---Elbette öyle! Ama insanda iz bırakmıyor değil bunlar.
Küçük gibi görünse de mide bulandırıyor. Keşke bu beni düzeltmeye çalışanlar
bana harcadıkları bu eforu hiç camiye uğramayan kişileri camiye getirmek için
sarf etselerdi daha fazla sevap kazanmış olurlardı.
---Sen yine de gel olmaz mı?
---İnşallah!
---Sen yine de gel olmaz mı?
---İnşallah!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder