15 Temmuz menfur darbe
girişiminin ikinci yılını bir dizi etkinliklerle milyonlar meydanlarda hem
andı, hem kutladı, hem de tel’in etti. Andı. Çünkü 251 şehidimiz, 2196 da
gazimiz vardı o geceye ait. Coşkuyla kutladı. Çünkü kötü emellerine ulaşmak
için her yolu mubah gören bir kanlı bir darbe kalkışması; Cumhurbaşkanının
öncülüğü, halkın desteği, harbiye ve mülkiyedeki vatanseverler sayesinde akim
kaldı, o gece bir destan yazıldı dense yanlış olmaz. Bu yüzden kutlandı sözü de
doğrudur. Tel’in edildi. Çünkü yediği çanağa pisleyen, beslenip beslenip
gözümüzü oymaya kalkan, cami duvarına işeyen, yabancı devletlerin maşası ve son
yılların kendini gizlemiş en sinsi örgütünün yabancı destekli kanlı kalkışması
püskürtüldü. Millete silah doğrultan, bomba yağdıran, tankla insanların
üzerinden geçen gözü dönmüş ne menem mahluklara lanet okumak ve o yedikleri
herzeyi tel’in etmek kadar doğal bir şey olamaz.
İkinci yılını andığımız
15 Temmuz’un gecesinde meydanları dolduran halk “Bize karşı kötü emelleri olan
ülkeler, derin güçler! Bakın biz bir ve beraberiz. İkinci yılında da biz aynı
duyguları, heyecanı yaşıyoruz. Kadını-erkeği, genci-yaşlısı, sağcısı-solcusu
yine meydanlardayız. Bize karşı hala o bitmez tükenmez melanetlerinize devam
edecekseniz daha çok avucunuzu yalarsınız. Görün; biz iki yıl önce 15 Temmuz’da
kenetlendiğimiz gibi aynı durumdayız. Bize karşı yeniden bir halt yemeye
kalkarsanız tekrar boşa kürek çekeceksiniz. Eğer hala bizi anlamadıysanız bilin
ki bizim bundan sonra parolamız: ‘Girmeden tefrika bir millete düşman giremez./Toplu vurdukça yürekler onu
top sindiremez’ dizelerinde saklıdır. Biz bir ve beraber oldukça
ister topunuzu gönderin, ister topunuz gelin; biz böyle oldukça hiçbir halt
yiyemezsiniz. Gram aklınız varsa üzerimize değişik şekillerde gelmek suretiyle gücünüzü
heba etmeyin. Biz normal şartlarda aramızda fikir ayrılığı yaşarız. Ama siz
veya maşalarınız ne zaman ki bu ülkeye karşı hin oğlu hinliğini, hain oğlu
hainliğini göstermeye kalkarsa gördüğünüz gibi tüm farklılıklarımızı bir tarafa
bırakarak bir araya gelebiliyoruz” mesajını verdi tüm dünyaya.
15 Temmuz’un ikinci seneyi
devriyesini bugün zafer olarak kutlamamızda daha doğrusu 15 Temmuz’da hainler
güruhunun başarılı olamamasında en büyük pay, devlet ve millet bütünleşmesidir.
Hayatımızda keşke, olsaydı/olmasaydı gibi sözlere yer olmaz. Ama bir an için
soralım: 15 Temmuz’da devletin başında Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan değil de
bir başkası cumhurbaşkanı olsaydı bu cunta hareketi öyle zannediyorum başarılı
olurdu. Halkımız Erdoğan’da kendisini gördü ve ölümüne destek verdi. TC’de
bugüne kadar cumhurbaşkanlığı makamına oturanları gözümüzün önüne bir
getirelim. Hangisi “Meydanlara, havaalanlarına çıkın” derdi? Haydi “Halka çıkın”
dedi diyelim. Kaç kişi meydanlara akın ederdi? Geçmiş darbe tarihimize bakarsak
içine sinmese de halk evinden dışarıya çıkmamıştır. Gönüllü veya gönülsüz olanı
kabullenmiştir: 27 Mayıs, ordunun içerisinden bir cunta marifetiyle yapılmış
olmasına rağmen başarılı olmuştur. 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül İhtilali ve 28
Şubat Post Modern Darbesi komuta kademesi eliyle yapılmış ve darbeciler
hedeflerine ulaşmıştır.
Sonuç olarak 15 Temmuz ülkede iç
savaş çıkarmayı, istikrarı yok etmeyi hedefleyen menfur bir hareketti. Bizim
için kötü bir gece idi. Ama “Her şerde bir hayır” olabileceği gibi 15 Temmuz
darbesinin bize en büyük hayrı bir ve beraber olabileceğimizi gösterdi,
birbirimize kenetledi. O yüzden de bu gecenin adı “15 Temmuz Demokrasi ve Milli
Birlik Günü” oldu. Milli birlik günümüz daim olsun.
*** 17/07/2018 günü Yeni Haber gazetesinde Barbaros Ulu adıyla yayımlanmıştır.
*** 17/07/2018 günü Yeni Haber gazetesinde Barbaros Ulu adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder