1 Haziran 2018 Cuma

Ulu Çınar

Bundan 46 yıl önce Türkiye’nin kök ve genleriyle barışık biri, bin bir mücadeleden sonra bir başka alanda söz sahibi olmak için Anadolu’nun bağrına bir fidan dikti. Önceleri kökü  dışarıya bağlı olanlar alaya aldı, bu ağaç meyve vermez diye.

O; bıkmadı, usanmadı, kınayanların kınamasına aldırmadı; didindi. Onca engele rağmen ağaç kök saldı, tam meyveye duracakken hasımları kesti, tekrar filizlendi, tekrar kesildi; köküne kibrit çakmaya, boğmaya çalıştılar fakat kesildikçe filizlendi.

Hayatiyetine devam etmek için de her defasında ağacın ismini değiştirdi. Bir zaman geldi ağaç zirveye oturdu, meyve vermeye başladı.Yine hasım ve rakipleri herkesin gıptayla baktığı bu ağacı ortadan bölerek meyve vermesinin önüne geçmeye çalıştı. 32 yıl sonra  belki de baba ile oğlu bir araya gelerek “Evlat! Bu gidişle bize hayat hakkı tanımayacaklar, siz en iyisi köklerimden  yeniden dal budak salarak beni de reddederek yolunuza devam edin, ben rakiplerimi oyalarım, başka türlü bu millet bizim ağacımızdan faydalanamayacak, bizim yapmak istediklerimizi de yapın, daha geniş bir alana yayılın, ben dar alanda mücadeleye devam edeyim, bundan sonra da biz geliştikçe ben yine budarım, artık budama sırası bende, ama sakın şımarmayın, sizin yolunuz açık olsun” dedi.

Ana kökün yanında filizlenen ağaç, önce dal sonra da kısa zamanda meyve verdi. Halkın kahir ekseriyeti bu ağaçtan faydalanmak için memnuniyetini ifade etti. Evlatları kısa zamanda atasına eziyet edenleri sorguladı, yapmak isteyip de yapamadıklarını, yaptırmadıklarını  bir bir yapar hale geldi. Bir zaman geldi kök salmak için ömrünü veren ulu çınar kurudu. Milyonlar onu rahmetle uğurladı. Ardından yeşertmek için yanındaki gövde devreye girdi...

Boynuz kulağı geçti geçmesine de uzun yıllar meyvesinden faydalanan milyonlardan bir kısmı, belki de "menn ve selvadan" bıkanlar gibi -teşbihte hata olmasın- bıkmaya başladı. Dünü, geçmişi unuttu. Ağaca ve meyvesine sırt dönmeye başladı.Türkiyede kökü olan ve olmayanlar yıllardır meyve vermeye devam eden ağacı kökünden kurutmak için hep bir ve beraber oldu. Ulu çınarın gövdesi de başka bir ağacın gövdesiyle bir araya gelerek yeşermeye, yeşerirken yetişip meyveye duran evladını da zayıp düşürmeye kalkıştı.

Meyve veren ağacı başkasının taşlaması normal de kendi kökünün aslı olan kökün attığı dikenli gül, zayıf düşürmeye ve yaralamaya devam ediyor. Gelin tüm yanlışlara rağmen bu ağacı kurutmayalım. Sürçi lisan etmişsem affola...

NOT:Bu yazıyı yazan da yazdığından bir şey anlamamıştır. 01.06.2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder