Cuma akşamları oturup muhabbet ettiğimiz ortaokul ve lise
arkadaşlarıyla bir cuma akşamı birlikte iftar yapalım istedik. İftarımızı
nerede yapalım derken Konya'da bulunan askeri bir lojmanda iftar menüsü servisi
yapıldığını öğrendik ve bu lojmanda iftar yapmaya karar kıldık.
Akşam ezanına yakın iftar için karar kıldığımız lojmanlara
geldik. Nizamiyenin kapısında askerimiz karşıladı bizi. İftar için geldiğimizi
söyledikten sonra görevli asker elindeki aletle aracımızın etrafını dolanarak
kontrol etti. Ardından aracı sağa çekmemizi istedi. Her birimizin kimliğini ve
aracın ruhsatını aldıktan sonra bize bir ziyaretçi kartı verdi ve gideceğimiz
yeri tarif etti. Görevli askere, "Araca da el koyacak mısınız" dedim.
Gülümseyerek "hayır efendim, olur mu" dedi.
Yol boyunca sağlı-sollu yemyeşil ağaçların arasından
tesislerin olduğu yere geldik. Konya'da böyle bir yer... Yer-gök yemyeşil dense
yeridir: Temiz hava, bol gıda ve oksijen; her şey yerli yerince düşünülmüş
sağlıklı, hijyen ve düzenli bir ortam.
Yağmurlu bir ortamda, akşam karanlığının bastırmaya
başladığı bir vakitte gördüğüm manzarayı tasvir etmek için kelime dağarcığım
yetersiz kalır. Her şey doğal! Doğallığı bozan tek şey, lojmandakiler ve gelen
misafirler otursun diye yapılan birbirine mesafeli kameriyeler.
Şehrin kirli ve gürültülü ortamında insanın rahat nefes
alabileceği, araç sesinden uzak bir ortamda kendini dinleyebileceği, "Oh
be dünya varmış!" diyebileceği rahat bir ortam. Gerginlikleri yok eden,
insanın stresini alan nezih bir ortam. Hani emsalsiz göze ve gönle hoş gelen
bir yer görünce "sanki cennet" deriz ya, işte öyle bir ortam burası.
İftarımızı yapacağımız daha önce rezerve yaptırdığımız
masamıza geçtik. İçeride bizi
nizamiyenin girişinde güvenlik amaçlı araç durdurma, araç
ve kimlik kontrolü gibi soğuk bir ortamın yerini sıcak bir ortam bekliyordu.
İftarı beklemeye koyulduk. Dışarıdaki yeşil ortamın aksine sade
düzenlenmiş, lokantayı andıran bir yerdi yemek yeri. Bizim dışımızda yirmi
civarında başka bir topluluk da vardı. Ezan sesiyle birlikte hepimiz
iftarımızı açtık, dışarıda yağmaya devam eden kırk ikindi yağmurları
eşliğinde.
Bize yemek servisi yapan az sayıdaki görevli ve çalışanın
ilgisi, nezaketi ve güler yüzü bulunduğumuz ortama ayrı bir renk kattı. Temiz
ve bakımlı kılık-kıyafetleri "böyle olmalı" dedirtti bize. Muhabbet
ortamı içerisinde yemeğimizi yerken görevlilerin arada bir yanımıza gelerek
"Bir isteğiniz var mı" demesi bu işin amatörlükten de öte
profesyonelce yapıldığını gösterdi bize.
Yemekten sonra akşam namazımızı kılmak için gözümüz mescit
aradı. Bir gün öncesinde kalabalık bir grupla yine burada iftar yapan bir
arkadaşımız "Gelin, ben biliyorum mescidi" diyerek önümüze düştü.
Karanlıklar içerisinde bir yere götürdü bizi. El yordamıyla mescidin ışığını
yaktı. Girdik içeri. Beş-altı kişinin sıkışarak namaz kılabileceği küçük büroya
benzer bir yerdi mescit yazılı yer. Bir kısmımız namazını kılarken diğer bir
kısmımız dışarıda nöbet bekler gibi bekledi. Namazın bitiminde hep beraber
anlaşmışçasına birbirimizin yüzüne baktık. "Yüz ölçüm bakımından geniş bir
alana yayılmış bir askeriyenin lojmanına -adına mescit denirse- böyle bir namaz
kılma yeri yakışmamış" dedik.
Bana halka açık bu askeri lojmanın sayılmaya değer sayısız
artılarının yanında en büyük eksikliği nedir derseniz, mescit eksikliği derim.
Lojman sakinleri burada bir mescide ihtiyaç duymayabilir. Çünkü kendi meskun
mahalleri burada olduğu için ibadetlerini yapmak için evlerine gidebilirler.
Ama dışarıdan buraya gezmek, dolaşmak ve yemek yemek için gelenler için böylesi
güzel, geniş, müreffeh ve nezih ortama geniş bir mescit yapılması, acilen
elzemdir. Mescit için yeni bir bina yapılmasına, inşaata kalkışılmasına ve
masraf edilmesine gerek olmayabilir. Geniş odalardan biri, mescit yeri olarak
tahsis edilebilir. Bu ihtiyacı askeri lojman yetkililerine buradan ben duyurmuş
olayım. Umarım dikkate alınır.
Namazın akabinde yağan yağmurun verdiği serin bir ortamda
kameriyenin altında içtiğimiz çay fazlasıyla içimizi ısıttı.
Bu iftardan sonra ben, askeri lojmana gitmeden önce
kafamda, "Acaba nasıl bir ortam bizi bekliyor" tereddütlerine mahal
olmadığını anladım. Askeriyenin halka açık iftar vermesini memnuniyetle
karşıladığımı ifade etmek isterim. Meraklı ve ihtiyaç sahipleri böyle bir
ortamda iftar yapmak isterlerse yeri, Meram Yeni Yol'daki Eğitim Fakültesinin
karşısında yer alan Cemal Tural Lojmanlarıdır. Bana reklam parası vermediler
ama herkese tavsiye ederim. Memnun ayrıldığım bu lojmanlara bir daha gitmek
nasip olursa gördüğüm tek eksikliğin yani geniş bir mescit ihtiyacının
giderildiğini görmek beni fazlasıyla mesrur edecektir.
* 04/06/2018 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 04/06/2018 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder