MEB, yürürlüğe koyduğu Öğretmen Strateji Belgesiyle
dönülmez bir yola girdi. Gelen tepkiler üzerine bir yıl ertelese de
kamuoyunda veli ve öğrencilerin öğretmenlerine not vermesi şeklinde
anlaşılan bu belgenin başarılı olacağına ve öğretmenlerin performansının
yükseleceğine Bakanlık, o kadar inanmış olmalı ki yürürlüğe koymak için can
atıyor.
Büyüklerimdir,
ne yapsa yeridir, bize laf düşmez. Bize gereken ağlayıp sızlamak değil; veli ve
öğrenciden nasıl yüksek puan almanın yollarını bulmaktır. Siz, bu iş nasıl
olacak diye bekleye durun. Erken kalkan yol alır misali, ben kendim için bir
yol haritası belirledim bile.
Hedef
kitlemin birinci sırasında öğrencilerim var. Şayet onları ikna ve memnun
edersem velilerini de çantada keklik bileceğim. Çünkü çocukları için saçını
süpürge eden velilerimiz, çocuklarının memnuniyetinden bigâne kalmayacaktır. Bu
bana yol, su, elektrik olarak geri dönecektir. Önce müşteri, pardon öğrenci
memnuniyeti önemlidir. Bunun için:
1.
Başarılı olsun veya olmasın -ki başarısız öğrenci yoktur, olsa olsa başarısız
öğretmen vardır- tüm öğrencilerimin yazılı, performans ve proje puanlarının
aritmetik ortalaması, şu andan itibaren yüz üzerinden yüzdür. Bunun için
gerekirse sınavdan önce cevaplarıyla birlikte soruları vereceğim. Buna rağmen
öğrencim soruyu eksik yaparsa -ki heyecandandır- kendisi ile özel bir görüşme
yaparak kağıdını gözümün önünde düzeltmesini isteyeceğim. Öğrencim, "Benim
zamanım yok, buna vakit ayıramam, düzelteceksen sen düzelt, şayet düzeltmezsen sene
sonu görüşürüz" derse yazılı kağıdındaki yanlışları hiç üşenmeden bizzat
kendim seve seve düzelteceğim.
2.
Öğrencim derse benden sonra gelirse ona niçin geciktin demeyeceğim. "Hoş
geldin yiğidim! Zahmet edip lütfetmişsin, iste dersimi tümden senin için feda
edeyim" diyeceğim.
3.
Öğrencim ders dinlemek istemiyor mu? Ayağa kalkıp dolaşmak mı istiyor. Yavrum,
maşallah, ne güzel kalkıp dolaşıyorsun diyeceğim.
4.
Ders esnasında veya bahçede öğrencimi sakin bir şekilde görünce "Yavrum! Neyin
var, bir derdin varsa lütfen söyle. Senin için elimden geleni yaparım,
biliyorsun. Hatta saçımı süpürge bile ederim. “Müdüre kızdım” derse gerekirse müdürü
de karşıma alırım.
5.
Öğrencinin kıyafeti okul kıyafeti değilse "Yavrum bu kıyafet sana ne güzel
uymuş, uzun saç sana ne güzel yakışmış, okul idaresi seni uyarırsa lütfen benim
yanıma gel. Şayet o anda beni göremezsen şu benim telefon numaram. Lütfen 7/24
beni arayabilirsin, diyeceğim.
6. Öğrencim bana ne eleştiri getirirse getirsin müşteri
daima haklıdır, bilhassa haksız olduğu anlarda düşüncesiyle ona, “Ben demokrat bir insanım, istediğini
söyleyebilirsin” diyeceğim.
Öğrenciyi kafa kola aldıktan sonra sırada velilerle
görüşmem olacaktır:
1.
Velilerime her cuma olmak
üzere bayram vb günlerde kutlama mesajı göndereceğim.
2.
Tüm velilerime en kısa
zamanda ev ziyaretleri yapacağım. “Çocuğunuz benim hakkımda olumsuz ne söylerse
yerden göğe kadar haklı” diyeceğim. Ayrıca, “Efendim! Siz ve çocuğunuz not
kaygısı çekmesin. İbrahim peygamberin misafirperverlikte gösterdiği sahaveti
ben de not vermede göstereceğim.
3.
Ziyaretim esnasında
velim bir gaflette bulunup da çocuğu hakkında “çalışmıyor” şeklinde bir
eleştiri getirirse “Beyefendi! Çocuğunuza haksızlık etmeyin, Aslında çocuğunuz
çok zeki. Çocuğunuz, ergenliği biraz zor atlatıyor, ayrıca arkadaş kurbanı. Naçizane
ben rehberlikte biraz eksiğim. Çocuğunuzun en kısa zamanda bu badireden
kurtulacağına inanıyorum” diyeceğim.
İçinizden iş performansa dayanınca adamın veli ziyareti
yapacağı geldi şeklinde bir eleştiri getiren olursa iftira atıyorsunuz, derim. Veya
ziyaretim esnasında veli, “Sayın hocam, hangi dağda kurt öldü?” derse “Tek
amacım, hizmettir. Kimseden bir beklentim yoktur. Kendim için bir şey
istiyorsam namerdim. Tek derdim sizi ziyaret edesim geldi” olacaktır.
Veli ziyareti yaptıkça bir evde yaptığım hatayı diğer evde
yapmayacak şekilde nabza göre şerbet misali kendimi yenileyeceğim. Hâsılı velim
ve öğrencim, yüzüme tükürse bile temel felsefem “Ya Rabbi, şükür!” olacaktır. 04/03/2018, ramazan Yüce, Konya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder