1 Şubat 2018 Perşembe

Ülkeyi yönetmeye talip olanların sorumluluğu

Toplumsal barışa en fazla ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde iktidar ve muhalefete mensup aşırı sempatizanlarının, gerilimi yükselten paylaşımları dikkat çekiyor. Herkes gerilim siyaseti izliyor. Bu siyaset, halkı kutuplaştırmadan öte bir işe yaramaz. Ülkeyi sevdiğini söyleyen bu kişiler, bu görüntüleriyle ülkeye zarar vermekten öte bir şey yapmıyorlar. Aşırı sevgi ve nefret duygusu göz ve anlayışlarını yok etmişe benziyor.

İktidarı savunan kişiler en ufak bir eleştiriye gelmiyor. Ağzını açanı yok etmeye çalışıyor. İktidara muhalif olan ve yıllardır iktidar yüzü görmeyen müzmin muhalifler ise ‘vur abalıya’ mantığıyla var gücüyle olur-olmaz eleştiri yapmaya çalışıyor. Tarafların yaptığı, eleştiri boyutuyla kalsa keşke…İş, hakaret ve kişilik haklarına saldırı şekline dönüşüyor. Niçin yapılıyor bu? Kimi iktidarda kalacağım, inmeyeceğim; kimi de iktidarı devirip ben veya benim zihniyetim başa geçecek psikolojisiyle yapılıyor. Toplum gerildikçe geriliyor. Bir, birbirinin boğazını sıkmadığı kalıyor. Bu gidişle o da olacak maazallah!

İktidar olmak önemli bu ülkede. Çünkü ülke yönetilecek işin sonunda. Fakat gerilim siyasetiyle iktidar olmak belki taraflara bir çıkar sağlar ama bunun ülkeye ne katkısı olur? Zarardan başka bir işe yaramaz.

İktidar olmak; ülkeye daha iyi hizmet edeceğim, Türkiye’yi yaşanabilir bir ülke yapacağım, ben rakiplerimden daha iyi yapacağım, düşüncesiyle bu iş yapılmalıdır. Aralarında bir fazilet yarışması olmalıdır. Rakibi kötüleyerek bir yere varılmaz.

İktidar olanlar bir defa toplumu kucaklamayı esas almalıdır. İktidar olamayanlar, “Biz bu işi daha iyi yaparız” deyip halka kendini iyi anlatmalıdır. Yıllar yılı iktidar olacağım diye kalkıp her defasında bir arpa boyu yol gidemeyenler iktidara ve iktidar savunucularına kızıp köpürmekten ziyade “Biz niye iktidar olamıyoruz, halk niçin bizi benimsemiyor, biz nerede hata yapıyoruz, kendimizi nasıl yenileyebiliriz, halkın dilini nasıl anlayacağız” diye düşüneceği yerde işi-gücü iktidara ve iktidara oy verenlere kızıyor. Halkın kime oy verdiğine kimin kızma hakkı var? Halkımız bu işi kim daha iyi yapacaksa ona oy verir. Bu halk maceraya yelken açmaz. Kimseye de oyu tapulu değildir. Baktı ki iktidar olan bu işi beceremiyor, muhalefetteki bu sorumluluğu daha iyi yapacak derse seçmen dünün muhalefetini iktidara taşır. İktidardakini de hatasıyla yüzleşsin diye muhalefete indirir. Türkiye’nin geçmiş siyasi tarihi bunun örnekleriyle doludur.

Muhalefet veya muhalefeti destekleyenler şunu bilsin ki siyaset bir vitrin işidir, halkı ikna etme sanatıdır, kendini iyi pazarlamadır; halkın değerlerini, ihtiyaçlarını, derdini anlama işidir. Kim halkı ikna ederse iktidarı kapar bu ülkede. Yıllar yılı patinaj siyaseti yapan ve bir arpa boyu yol gidemeyen, halkın değerlerini anlamamakta direnen ve kendi meramını anlatamayanların ülkeyi yönetme denilen iktidarı göremezler. Hatta rüyalarında bile.

Desteklediği partisi iktidar olamayınca bazıları, “Biz niye iktidar olamıyoruz” diyeceği yerde gecesini-gündüzünü iktidara kızan, hakaret eden, iktidarın her hareketini eleştiren paylaşımlara yer veriyor sosyal medyada. Bu arkadaşlara yanlış yolda olduklarını, kendilerini yenileyip yeni bir yol haritası belirlemeleri gerektiğini söylemek isterim. Yoksa bu kızma siyasetleri ancak kendi küpüne zarar verir. Bu da ne kedilerine fayda sağlar, ne de ülkeye katkı sağlar.  01/02/2018, Ramazan Yüce, Konya


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder