Toplumsal barışa en fazla ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde
iktidar ve muhalefete mensup aşırı sempatizanlarının, gerilimi yükselten
paylaşımları dikkat çekiyor. Herkes gerilim siyaseti izliyor. Bu siyaset, halkı
kutuplaştırmadan öte bir işe yaramaz. Ülkeyi sevdiğini söyleyen bu kişiler, bu
görüntüleriyle ülkeye zarar vermekten öte bir şey yapmıyorlar. Aşırı sevgi ve
nefret duygusu göz ve anlayışlarını yok etmişe benziyor.
İktidarı savunan kişiler en ufak bir eleştiriye gelmiyor.
Ağzını açanı yok etmeye çalışıyor. İktidara muhalif olan ve yıllardır iktidar
yüzü görmeyen müzmin muhalifler ise ‘vur abalıya’ mantığıyla var gücüyle
olur-olmaz eleştiri yapmaya çalışıyor. Tarafların yaptığı, eleştiri boyutuyla
kalsa keşke…İş, hakaret ve kişilik haklarına saldırı şekline dönüşüyor. Niçin
yapılıyor bu? Kimi iktidarda kalacağım, inmeyeceğim; kimi de iktidarı devirip
ben veya benim zihniyetim başa geçecek psikolojisiyle yapılıyor. Toplum
gerildikçe geriliyor. Bir, birbirinin boğazını sıkmadığı kalıyor. Bu gidişle o
da olacak maazallah!
İktidar olmak önemli bu ülkede. Çünkü ülke yönetilecek işin
sonunda. Fakat gerilim siyasetiyle iktidar olmak belki taraflara bir çıkar
sağlar ama bunun ülkeye ne katkısı olur? Zarardan başka bir işe yaramaz.
İktidar olmak; ülkeye daha iyi hizmet edeceğim, Türkiye’yi
yaşanabilir bir ülke yapacağım, ben rakiplerimden daha iyi yapacağım,
düşüncesiyle bu iş yapılmalıdır. Aralarında bir fazilet yarışması olmalıdır.
Rakibi kötüleyerek bir yere varılmaz.
İktidar olanlar bir defa toplumu kucaklamayı esas
almalıdır. İktidar olamayanlar, “Biz bu işi daha iyi yaparız” deyip halka
kendini iyi anlatmalıdır. Yıllar yılı iktidar olacağım diye kalkıp her
defasında bir arpa boyu yol gidemeyenler iktidara ve iktidar savunucularına
kızıp köpürmekten ziyade “Biz niye iktidar olamıyoruz, halk niçin bizi
benimsemiyor, biz nerede hata yapıyoruz, kendimizi nasıl yenileyebiliriz, halkın
dilini nasıl anlayacağız” diye düşüneceği yerde işi-gücü iktidara ve iktidara
oy verenlere kızıyor. Halkın kime oy verdiğine kimin kızma hakkı var? Halkımız bu
işi kim daha iyi yapacaksa ona oy verir. Bu halk maceraya yelken açmaz. Kimseye
de oyu tapulu değildir. Baktı ki iktidar olan bu işi beceremiyor, muhalefetteki
bu sorumluluğu daha iyi yapacak derse seçmen dünün muhalefetini iktidara taşır.
İktidardakini de hatasıyla yüzleşsin diye muhalefete indirir. Türkiye’nin
geçmiş siyasi tarihi bunun örnekleriyle doludur.
Muhalefet veya muhalefeti destekleyenler şunu bilsin ki
siyaset bir vitrin işidir, halkı ikna etme sanatıdır, kendini iyi pazarlamadır;
halkın değerlerini, ihtiyaçlarını, derdini anlama işidir. Kim halkı ikna ederse
iktidarı kapar bu ülkede. Yıllar yılı patinaj siyaseti yapan ve bir arpa boyu
yol gidemeyen, halkın değerlerini anlamamakta direnen ve kendi meramını
anlatamayanların ülkeyi yönetme denilen iktidarı göremezler. Hatta rüyalarında
bile.
Desteklediği partisi iktidar olamayınca bazıları, “Biz niye
iktidar olamıyoruz” diyeceği yerde gecesini-gündüzünü iktidara kızan, hakaret
eden, iktidarın her hareketini eleştiren paylaşımlara yer veriyor sosyal
medyada. Bu arkadaşlara yanlış yolda olduklarını, kendilerini yenileyip yeni
bir yol haritası belirlemeleri gerektiğini söylemek isterim. Yoksa bu kızma
siyasetleri ancak kendi küpüne zarar verir. Bu da ne kedilerine fayda sağlar,
ne de ülkeye katkı sağlar. 01/02/2018,
Ramazan Yüce, Konya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder