19 Ağustos 2017 Cumartesi

Eşlerin Birbirini Aldatma Yüzdesi

Ömrümüz birbirimizi aldatmakla geçiyor, belki de bu yüzden birbirimize güvenmiyoruz. Kendimiz başkasını aldatıyor, ama karşı tarafın bizi aldatmasına rıza göstermiyoruz. Hz Peygamber, “Aldatan bizden değildir” derken Müslüman’ın olmazsa olmaz kurallarından birine işaret ediyordu. İşin garibi aldatmanın iyi olmadığını bilmemize rağmen menzilimize ulaşmak için her türlü aldatmayı mubah görebiliyoruz. Kimimiz evlilikte eşini, kimimiz ticarette başkasını, kimimiz din alanında bizi takip edenleri aldatıp duruyor. Amaç bir menfaat temin etmek. Bunun için kimi şehvetine esir düşebiliyor, kimi fazla kazanca tamah ediyor, kimimiz de bir kariyer elde etmek; bir makam, bir mevki sahibi olmak için yaparız bunu.

İyi ki bir ahiret inancımız var, yaptıklarımızın öbür dünyada zerre miskalinin sorulacağına inancımız tam, cennet umudu ve cehennem korkusu var içimizde. Buna rağmen durum bu ise ya bir de hiç ahiret inancımız olmasaydı halimiz nice olurdu demekten kendimi alamıyorum. Günümüzde türlü türlü aldatmalar var. Ben burada eşlerin birbirini aldatmasına değinmek istiyorum. İstatistiklere bakılırsa yatacak yerimiz yok inanın. Aldatma konusunda iyi bir sicilimiz yok anlaşılan. Zaten Diyanet de bu konuyu ele aldı bu haftaki hutbesinde.
16/08/2017 günkü Hürriyet gazetesindeki köşesinde Ertuğrul Özkök, eşlerin birbirini aldatma oranını veriyor: “Cinsel Sağlık Enstitüsü verilerine göre Türk erkeklerinin yüzde 58’i karısını, kadınların yüzde 40’ı kocalarını aldatıyor. Bu rakam 2000’li yıllarda erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 11 civarında iken dünyadaki ve Türkiye’deki seviyesi de birbirine çok yakındı. Şimdi dünyada da Türkiye’de de yükseliyor. Ve size şunu söyleyeyim. Türkiye, eşini veya partnerini aldatma oranı konusunda dünyanın en yüksek oranlı ülkeleri arasında yer alıyor.”
ÖZKÖK’ün bilgisine başvurduğu ‘Cinsel Sağlık Enstitüsü’ne ne kadar güvenilir, sonra bu veriler doğru mu bilmiyorum. Ayrıca, eşlerin birbirini aldatma konusunda çok sağlıklı bilgiler alınacağına ihtimal vermiyorum. Çünkü aldatmalar iki kişi arasında üçüncü şahıslar duymayacak ve görmeyecek şekilde yapılır. Kimseye de söylenmez. Deneklerle yüz yüze görüşülmüşse veya form doldurtmak suretiyle yapılmışsa çok sağlıklı bilgi alacaklarına inanmıyorum. Çünkü bu işi yapanların çoğu bu yaptıklarını gizleme yoluna giderler. Araştırma ne şekilde, kimlerle yapıldı, Enstitü’nün bir algı ve kamuoyu oluşturma gibi bir maksadı var mı? Düşünmek lazım. Araştırma doğru değil ve yanlı ise üzerinde konuşmaya değmez. Ya doğruysa? İşte o zaman oturup düşünmek lazım. Verilen oranlara tekrar göz atarsak erkeklerin yüzde 58’, yani her iki erkekten fazlası eşini aldatıyor, kadınların da yüzde 40’ı, yani yarıya yakını eşini aldatıyor. Bu ne demektir? Kadını erkeği; tencere kapak misali birbirimizi kandırıyoruz. Aile yapımız yerlerde sürünüyor demektir. Bu durumda “iyi nesil gelmiyor, bu çocuklar nasıl çocuk böyle” diye hiç sızlanmayalım. Huzurlu, mutlu, sağlıklı ortamlarda yetişmeyen çocuklarımızdan çok şey beklemeyelim.
Görünen o ki şehvet, cinsellik aklımızın, dinimizin, utanma duygumuzun, basiret ve ferasetimizin önüne geçmiş. Hayayı öteleyen bizleri daha kötü günler bekliyor maalesef. 19/08/2017




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder