Rabbim
bu evrende yarattığı hiçbir şeyi boşu boşuna yaratmamış. Hepsini de yerli
yerinde kullansınlar diye insanın emrine vermiştir. İnsana bahşettiği organlar
ise tabir yerinde ise bir fabrikalar zinciridir sanki. Her biri Onun ayetidir
aslında. Verdiği her şeyden de bizi sorumlu tutacaktır mutlaka. Organlarımızın
mükemmelliğini bir organımız işlevini yitirdiği zaman daha iyi anlarız. Dil de
aralarında anlaşsınlar diye Allah'ın verdiği nimetlerden biridir. Zira
hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar ise konuşa konuşa anlaşabilirler.
Hayatım
boyunca Rabbimin verdiği bu lisan sayesinde anlaşamadığım, kendimi ifade
edemediğim insanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ne onlar beni ne de
ben onları anlarım. Çoğu zaman "Kellim kellim, lâ yenfeu" olur tüm
konuşmam. İstediğim kadar dil dökeyim, istediğim kadar örnek vereyim, maalesef
bir arpa boyu yol alamam. Zira bu nimet, onlara kendimi anlatmada kifayetsiz
kalmaktadır. Kimdir bana kök söktüren bu tipler? Müsaadenizle bunları
irdelemeye çalışayım sayfamın geri kalan kısmında.
*Bana,
düşünceme, fikrime, zikrime ve tipime ön yargılı olanlar… Kendi düşüncesinden
başka bir düşüncenin doğruluğuna inanmayan; kendi zekasına ve kafasına aşık
olduğu için gözleri kör olanlardır bunlar.
*Düz
mantık, düz kontak ve Aristo mantığına sahip olanlar… Espri, mizah, şakadan
anlamaz bu tipler. Kelimelere takılıp kalırlar. Maksadı anlayacak ne
kapasiteleri ne de çapları vardır. Bunların hayatında mecaza yer yoktur. Ne
dediğini anlasalar bile maksuda giden kelimelere takılıp kalırlar. Ahmak
insanın özelliği vardır bunlarda. Parmağın gösterdiği yere değil parmağa
bakarlar hep. Sonucunda da sadece parmağı görürler. İyi niyetli olmaya iyi
niyetliler ama bakış açıları Harici mantık olunca seni bir kâfir ilan
etmedikleri kalır. Kelimeler etrafında döner dururlar. Seni elfazı küfür gördükleri
bir sözcüğünden dolayı kafir ilan ediverseler mutluluklarına diyecek yoktur.
Dünya kadar yazdığın ve söylediğin sözünü görmezler. Cümlelerinin içerisinden
seçtikleri bir kelime ile avlamaya çalışırlar seni. Tek kurtuluşun, “Arkadaş
ben bu kelimeyi kullanmakla hata yaptım, iyi ki uyardın, Allah sizin gibi bir
dostumu gönderdi, sayenizde düzelttim. Allah beni affetsin” desen, tevazu
görünümlü kibirleri tavan yapar.
*Savunmacı
tipler… Konuşmana karşı hep savunma mekanizmasını geliştirdikleri için suçluluk
psikolojisi içerisinde saldırır, suçlar dururlar seni. Beyni akıllarına değil,
midelerine bağlıdır bu tiplerin.
*Seni
dinler gibi görünen tipler… Hayal alemindedirler, sadece karşında kafasını
sallar, ya da put gibi dururlar.
*Kuyruğuna
bastığın tipler…Çünkü menfaatlerine ve beslendikleri damara basmışsındır.
*Alıngan
tipler…Her söylediğinden hiç akla gelmeyecek mana çıkartan ve kendine çeken
aklı evvellerdir. Bunların seni anlamadıklarını, konuşurken yüz hattından veya
sana sordukları alakasız sorulardan anlayabilirsin ya da yanından gidip senden
uzaklaştıkları zaman anlarsın. Bir bakmışsın! Küsüvermiş ya da eskisi gibi
değil: Mesafelidir sana karşı.
*Kinci
tipler…Yıllar geçse de sende gördükleri bir hareketinden dolayı altlarına
kırmızı halı sersen de seni görünce kin moduna geçerler, hep öyle yaşarlar.
*Anlamadığını/anlayamadığını
kabul etmeyen tipler…”Efendim ben şunu kastetmiştim, sanırım anlatamadım” desen,
hemen “Biliyorum, anlamaz olur muyum?” cevabı hazır olanlardır.
Bir
elin parmaklarını geçmez dedim de gördüğüm kadarıyla beni anlayamayan ya da
kendimi anlatamadığım insan tiplerinin sayısı baya da çokmuş. Hasılı,
aklıma gelen bu tipleri görünce yine de bunları suçlamam. Suç, bana bahşedilen
dilde değil, benim anlatamayışımdadır derim çoğu zaman. İmtihanım der, yoluma
devam ederim. Mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırım. Ama çoğu zaman burnumda
bitiyor böyleleri.
Allah
beni ve sizi, anlayanlarla karşılaştırsın.
***18/06/2020 tarihinde Pusula haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder