Türkiye'yi iç karışıklık girdabına sokmak isteyenlerin
giriştiği 15 Temmuz kalkışmasını ülke olarak ucuz atlattık, verilmiş sadakamız
varmış. Ülke bu darbe artıklarından kurtuldukça inşallah bizi iyi günler
bekliyor diye düşünüyorum. Menfur darbeye millet olarak destan yazdık. Uçaklar,
tanklar, silahlar vız geldi bize. İnşallah ülke olarak bir daha böyle ihanet
şebekelerinin giriştiği nahoş durumlarla karşı karşıya kalmayız.
Dıştan emir alan içimizdeki hainlerin kalkıştığı bu darbe
teşebbüsünün seneyi devriyesine az bir zaman kaldı. Hazırlanan iddianamelerle
mahkemelerimiz yargılamaya başladılar. Her ilde kurulan komisyonlar vasıtasıyla
FETÖ denilen terör örgütüyle bağlantısı tespit edilenler kamudan ihraç edildi;
halen de ihraçlar, tutuklamalar, tutuklanıp salıvermeler devam ediyor.
Halihazırda ihraç edilenlerin sayısı yüz binleri buldu. Hala da açığa alma ve
ihraçlar devam etmektedir. Nereye kadar, kime kadar uzanacağı belli değil. Kimi
tutuklu, kimi ise ihraç edilmiş haliyle aramızda gezmektedir. İhraç edilenlerin
ne kadarı suçlu ne kadarı masum belli değil ama kamuoyunda cereyan eden
konuşmalara bakınca işini gücünü kaybeden mağdur kimselerin sayısının
azımsanamayacak kadar çok olduğu anlaşılmaktadır. İşin garibi ihraç edilenlerin
hepsi de okumuş insanlar. Bu ülkenin kaderi olsa gerek. Yüzyıl öncesinde
Çanakkale'de bu ülkenin okumuş insanları vatanı korumak uğruna şehadet
şerbetini içti, bugün ise ülke okumuş insanların isyanıyla karşı karşıya. Yani
okumuş insanları heba ettik. Biz onlara sahip çıkamadık. Biz sahip çıkamayınca
başkaları onları bize karşı kullandı. Çünkü tabiat boşluk kabul etmez. Sen
doldurmazsan bir başkası doldurur maalesef.
FETÖ yargılamalarını ve ihraçları düşününce aklıma
Ergenekon ve Balyoz benzeri yargılamalar geldi. O zaman bürokrasi, yargı,
emniyet ve askeriyeye hakim olan adına cemaat denilen kişilerin başı çektiği
yargılamalar bir müddet sonra suçlu-suçsuz herkese dokunmaya/had bildirmeye
başlamıştı. Çoğuna yargılamalar sonucunda cezalar bile verilmişti. Fakat
cezalar kesinleşmemiş, yargı süreci tamamlanmamıştı. Devlet cemaat eliyle bir
kumpasın kurulduğunu anlayınca Ergenekon, Balyoz türü yargılamalardan ceza
alanlar ve haklarında ceza verilmemiş tutukluların hepsi serbest bırakıldı.
Suçlu-suçsuz dışarıya çıktı. Kimse ne olduğunu anlayamadı. Devlet mağdurlara
tazminatlar ödedi, çoğunu görevine geri iade etti. Artık gündemimizde bu tür
yargılamalar kalmadı.
Günümüzde FETÖ davalarında sanık durumunda olan kişilerin
sayısı Ergenekon ve Balyoz davalarındaki sanıklardan kat kat daha fazladır.
Üstelik yargılaması yapılanların ipe un serercesine adaleti yanılmak için
aralarında anlaştığı gözlemlenmektedir. Diğer taraftan kamudan ihraç edilenlerin
durumlarını görüşmek üzere kurulan OHAL Komisyonuna gelen dilekçelerin sayısı
yine yüz binleri geçmiş durumdadır. Komisyonlar, mahkemeler bu işin içerisinden
nasıl kalkacak? Beni bu düşündürüyor şimdi. Bugüne kadar mahkemelerimizin
örgütlü suçlarda isabetli karar veremedikleri göz önüne alınırsa yargılama ve
ihraçlarda Türkiye'yi iyi günler beklemiyor demektir. Türkiye, kendisine
biçilen iç karışıklıktan kurtuldu kurtulmaya. Fakat yargılama ve ihraçlardan
dolayı Türkiye'nin başı ağrıyacak kanaatini taşıyorum. Mahkemeler ve
komisyonlar sağlam ve somut deliller ortaya koyamadan mahkum ettiklerinden veya
ihraç ettiklerinden dolayı Türkiye yüklü tazminatlar ödemekle karşı karşıya
kalabilir. Nasıl ki Ergenekon ve Balyoz davalarında suçlular var idiyse ve onların
hepsi çıkabildilerse bugün FETÖ'den dolayı yargıladığımız ve ihraç ettiğimiz
kişiler de aynı durumla karşı karşıya kalabilirler. Avrupa İnsan Haklar
Mahkemesi, büyük bir iştahla iç hukukun tüketilmesini bekliyor.
Ergenekon ve Balyoz davalarının sonucuyla karşılaşmamamız
için yargılamaların somut delillere dayalı olarak hızlı ve ciddi bir şekilde
yapılması, gerçek suçluların ortaya çıkarılması ve hak ettikleri cezaya
çarptırılmaları gerekmektedir. Kamudan ihraç edilenlerin durumunun ivedilikle
kurulan komisyon tarafından incelenmesi ve mağdur olanların suçlular
içerisinden ayıklanıp görevlerine iade edilmesi elzemdir. İhraçların
içerisindeki masumları tez elden tespit etmekte fayda vardır. Zira bu kişiler
suçsuz ise karar geciktikçe bunları kaybetmekle karşı karşıya kalabiliriz. Bu
yüzden adaletin kestiği parmak acımayacak şekilde en doğru kararların
ivedilikle verilmesinde toplumsal barış için ihtiyaç vardır. Son günlerde
olduğu gibi güçlü olanların, arkası olanların, dayısı olanların elini-kolunu sallayarak
çıktığı bir yargılama toplum nezdinde kabul görmez.
Temennim odur ki FETÖ davası, Ergenekon ve Balyoz davaları
gibi olmaz. Bu işte görev alan sorumlu kişilerin ellerini vicdanlarına koyup
yoğurdu üfleyerek yemelerinde fayda vardır. Ülkemizde adalet hakim olsun. Kamu
vicdanında tereddüt kalmasın...13/06/2017
*** 15/06/2017 günü ladik.biz'de yayımlanmıştır.
*** 15/06/2017 günü ladik.biz'de yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder