07/06/2017 günü İran Meclisi ve Humeyni’nin türbesine
yapılan terör saldırısında 12 kişi ölmüş, 43 kişi de yaralanmıştı. İran,
saldırının arkasında Suudi Arabistan’ın olduğunu açıklamış, saldırıyı ise DAEŞ’in
üstlendiğini biliyoruz. Olayın ardından dört gün sonra İran İstihbarat Bakanı,
İran meclisi ve Humeyni'nin türbesine yapılan terör saldırısının planlayıcı ve
emir verenin yurt dışında yapılan bir operasyonla öldürüldüğünü, saldırıyla
alakalı ülke içinde bağlantısı olan tüm unsurların temizlendiğini açıkladı. Planlayıcının
kim olduğunu, hangi ülke sınırları içerisinde öldürüldüğüne dair bilgi
verilmedi.
Faillerin
sessiz ve derinden çabucak tespit edilip yok edilmesi dikkatimi çekti. Anladığım
kadarıyla istihbaratları çok güçlü. Dört
günde az konuşup çok iş yapmışlar. Devlet dediğin böyle olur. İstihbarat var,
operasyon var, iz sürme var. Tüm bunları yaparken sessiz ve derinden gidiyor.
Terörle bağlantılı tüm unsurlar temizlendikten sonra ilgili bakan birkaç
cümlelik bir açıklama ile ekranların karşısına çıkıyor.
İran'ı
bu başarısından dolayı alkışlayıp tebrik etmek lazım. Biz kamera ve mobese görüntüleri
olan Reina katliamcısını ancak 17 gün sonrasında bulabilmiştik. Bereket seri
katil bir başka yerde başka eylemlere kalkışmadı. Günlerce katil kaçtı,
kaçırıldı haberlerini konuştuk durduk. Bir İran devletini, bir de Türkiye
devletini gözümün önüne getirdim. Ülkem adına üzülmedim desem yalan olur. Çünkü
İran her yönüyle bizden birkaç gömlek daha üstün geldi bana. İran’da bizdeki
gibi niçin terör saldırısı olmadığını şimdi daha iyi anlıyorum. Halbuki ülkemiz
gün aşırı terörün at koşturduğu bir ülke. Biz şimdiye kadar terör konusunda
iyice uzmanlaşmamız gerekirdi. Demek ki hala bizde eksik olan bir şeyler var.
Yine PKK’nın İran’daki kolu olan PJAK’ın İran’da niçin eylemler yapamadığını
daha iyi anlamış oldum. İran; güvenlik güçleri ve istihbaratı ile operasyon yapabilme yeteneği açısından
kendisini ispatlamış görünüyor. Öyle her önüne gelen bu ülkede istediği eylemi
yapamıyor. Yapıyorsa da son terör eyleminde olduğu gibi dört gün gibi kısa bir
zaman diliminde hem ülke içindeki hem de dışarıya kaçan terör uzantılarına
haddini bildirebiliyor. Üstelik bunu yaparken ortalığı velveleye vermeden
sessiz ve derinden yapıyor bu işi.
Terörün uluslar arası çalıştığı günümüzde hiçbir ülkenin
kendi istihbaratının yeterli olmadığını iyi bilmemiz lazım. İran istihbaratı
diğer dost ülke istihbaratlarıyla da uyumlu çalıştığını söyleyebiliriz burada.
Terör saldırısının ardından teröristleri eliyle koymuş gibi operasyon yapması
da bunu gösteriyor. Hasılı İran devleti terör konusunda aciz değil. Bu ülkede teröre
kalkan İran devletinin nefesini arkasında hissettiğini iyi biliyor. İran
devletini birçok yönden eleştiririm. Ama bu yönüyle gıpta ettim onlara. Birçok
alanda rekabet halinde olduğumuz İran’dan devletimizin öğreneceği çok şeylerin
olduğunu bu olayla daha iyi anladım.
Eskiye oranla Türkiye terör konusunda epey mesafe kat etti.
İyi de mücadele ediyor. Fakat yeterli olduğunu sanmıyorum. Bunun için istihbaratımızın
yabancı istihbarat örgütleri ile karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmasında
fayda vardır. Teröristin peşine düşerken de soğukkanlı bir şekilde basını işe
karıştırmadan, basına bilgi vermeden sessiz ve derinden götürmesi lazım bu işi.
15/06/2017
*17/02/2021 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder