İslam’da
korunması gereken beş temel esas vardır. Bunlar: dinin, aklın, malın, canın ve
neslin korunmasıdır. İnsanlığın temel hak ve hürriyetleri de denebilir.
İnsanların sağlıklı ve güven içerisinde yaşayabilmesi için insanlığın olmazsa
olmazıdır.
Bu beş
temel esası korumak için İslam bu suçu işleyenlere ağır müeyyideler koymuştur,
caydırıcı olsun diye. Bazıları bu cezaları duyunca hemen İslam dininin ceza
anlayışını eleştiri konusu yapmaktadır. Cezalardan amaç caydırıcı olmasıdır. Geride
kalanlara ibret olsun demektir. İslam’ın ceza anlayışındaki hikmeti
anlayabilmek için devletlerin ceza yasasında gerekli düzenlemeleri yapmasına
rağmen suçların bir türlü önüne geçemediği, insanların suç makinesi gibi olduğu
göz önüne getirilirse İslam’ın ceza vermedeki mantığı daha iyi kavranılmış
olur. Nesli fesada uğratan, aile yapısını bozan ve neslin sağlıklı bir şekilde
gelmesinin önüne geçen zinayı da neslin korunması için İslam dini yasaklar. Hatta bırakın zina
etmeyi, “Zinaya yaklaşmayın” diyerek işin ciddiyetine işaret etmektedir. Zina
edenlere yüz sopa vurma ayeti gelmeden önce Tevrat’ın hükmüne göre peygamberin recim
cezasını uyguladığına dair hadis kaynaklarımızda rivayetler vardır. Aşağıda
peygamberin uyguladığı iki recim cezası uygulaması okuyacaksınız.
Mâiz b. Mâlik, Hz.
Peygamber'e gelerek "Beni temizle" dedi. Hz. peygamber "Yazık
sana, çık git, Allah'a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. Mâiz, pek
uzaklaşmadan geri döndü ve "Ey Allah'ın Resulu! Beni temizle" dedi.
Hz. Peygamber aynı sözlerle üç defa daha geri gönderdi. Dördüncü ikrarında
"Seni hangi konuda temizleyeyim?" diye sordu. Mâiz; "Zinadan"
dedi. Hz. Peygamber "Bunda akıl hastalığı var mıdır?" diye sordu.
Böyle bir rahatsızlığı olmadığını söylediler. "Şarap içmiş olabilir
mi?" diye sordu. Bir adam kalkıp içki kontrolü yaptı. Onda şarap kokusu
tespit edemedi. Hz. Peygamber tekrar "sen zina ettin mi?" diye sordu.
Mâiz "Evet" cevabını verdi. Artık emir buyurdular ve Mâiz recmedildi.
Recimden sonra onun hakkında sahabiler iki kısma ayrıldılar. Bir bölümü Mâiz'in
helâk olduğunu, başka bir grup ise onun en faziletli tövbeyi yaptığını
söylediler. Bu farklı yaklaşım üç gün sürdü. Daha sonra yanlarına gelen
Resulullah (s.a.s) "Mâiz b. Mâlik için dua edin" buyurdu. "Allah
Mâiz'e mağfiret eylesin" dediler. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Mâiz
öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılırsa onlara
yeterdi" (Müslim, Hudûd, 22)
***
Mâiz'in recmedilmesinden kısa bir süre sonra
Ezd kabilesinin Gâmid kolundan bir kadın geldi ve "Ey Allah'ın elçisi!
Beni temizle" dedi. Hz. Peygamber "Yazıklar olsun sana. Çık git,
Allah'a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. Kadın dedi: "Beni, Mâiz'i
çevirdiğin gibi geri çevirmek istiyorsun" Hz. Peygamber, "Sana ne
oldu?" diye sordu. Kadın kendisinin zinadan gebe olduğunu söyledi. Bunun
üzerine "Sen mi?" buyurdu. Kadın "Evet" dedi. Hz. Peygamber
"Doğuruncaya kadar git" buyurdu. Kadının bu arada geçimini Ensar'dan
bir adam üstlendi. Daha sonra Hz. Peygamber'e gelerek; "Gâmidli kadın
doğurdu" dedi. Çocuğun bakımını da Ensar'dan birisi üzerine aldı ve kadın
recmedildi" (Müslim, Hudûd, 22, 23, 24; Ibn Mâc'e, Diyât, 36; Mâlik,
Muvatta', Hudûd, II). Başka bir rivâyette, çocuk sütten kesilinceye kadar
emzirmesine izin verildiği, nakledilir. (Enfal.de)
Hadisleri dikkatlice okursak beş temel ilkeden biri olan
neslin korunmasıyla ilgili cezayı uygulamamak için peygamberimizin -tabir yerinde
ise- ipe un sermeye çalıştığını görüyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder