1 Mart 2017 Çarşamba

Referans aldığımız harekete uygun davranalım!

Bildiğim kadarıyla 'Hılfu'l Fudül' diğer adıyla 'Erdemliler Hareketi' veya 'Erdemliler İttifakı' Mekke dışından gelen yabancıların can ve mal emniyetini sağlamak, zayıf ve güçsüzleri korumak, zulmü önlemek gibi amaçlarla toplumda saygınlığı olan, iyi niyetli kişiler tarafından kurulan bir barış cemiyetidir. Bu anlaşmaya katılanların içerisinde farklı dünya görüşüne sahip insanlar var. Hepsinin ortak noktası zulmü engellemek için ahlaki ilke çerçevesinde birleşmiş olmalarıdır. Peygamberimiz de bu anlaşmaya imza koymuş, yıllar sonra bu hareket hakkında: "Bugün böyle bir anlaşma yapılsa yine imza koyarım" diyerek övgüyle bahsetmiştir.

Erdemliler hareketi sadece o zamana mahsus değildir. Aslında her devirde olmalıdır. Çünkü insanlık tarihi kadar eskidir ezen ve ezilen mücadelesi. Hep güçlüler zayıfları ezip geçmiştir. Yine her devirde zalimler olduğu gibi zulme sesini çıkartan/çıkartacak insaf sahibi insanlar da olmuştur. Eğer dünyada cereyan etmekte olan güçlünün güçsüzü yendiği zulme dur denmek istiyorsa bireysel karşı çıkışlardan ziyade tıpkı Erdemliler İttifakında olduğu gibi ses getirecek organize hareketlere ihtiyaç var bugünlerde. Şayet böyle bir güç oluşturulmazsa bireysel çıkışların kafası ezilir suyun başını tutanlar tarafından.

Bazıları, içinde bulunduğu hareketi 'Hılfu'l Fudül'a benzetirler. Güzel bir şey bir insanın hareketini örnek alınması gereken şeylere dayandırması. Referansını böyle bir harekete  dayanak yapanların adını kullandığı şeye  uygun davranması gerekir. Yoksa gülünç duruma düşerler. Günümüzde sivil toplum kuruluşu adı verilen nerede bir cemaat, vakıf, dernek, sendika vb varsa yönetim kadrosundan üyesine varıncaya kadar aynı düşünce, aynı inanca sahip kişilerden oluştuğunu görürüz. Siz hiç farklı kulvarlarda çalışan, ayrı dünya görüşüne sahip insanların bir araya gelip birlikte iş yaptığı herhangi bir organizasyona şahit oldunuz mu? Ben görmedim. Genelde hepsi aynı fabrikanın ürünü gibidir. Yabancı zihniyetten biri gelmez, gelse de barındırılmaz, dışlanır. Herkes kendine Müslüman gibi görünüyor.

Teşkilat yapısı itibariyle günümüzdeki teşkilatlanmaları Hılfü'l Fudül'e benzetmek doğru değildir zannımca. Çünkü üye ve örgütlenme bakımından birbirinin ikizi gibidirler. Eğer bir mağdurun elinden tutacaklarsa ancak kendi üyelerinin mazlumlarına sahip çıkarlar, onun elinden tutarlar. Bir başkasına ait mazlumun elinden tutmak akıllarına bile gelmez, hatta iyi olmuş bile derler. Kazara bu STK'lar gücü eline geçirmişse muhaliflerinin üzerinden buldozerlerle geçerler. Hemen hemen her yere kendi üyelerini yerleştirmeye, kadrolaşmaya çalışırlar. Farklı bir renge asla tahammül etmezler.

Tüm STK'ları aynı kategoriye koymak doğru değil. Mutlaka mazlumun sesi olmak için ortaya çıkmış hareketler vardır. Ama genel görüntü maalesef bu. Kendileri, bırakın hemen hemen her kesimdeki mazlumların elinden tutmayı...bizzat kendileri zulmün kaynağı olabiliyor. Bilerek veya bilmeyerek eline geçirdiği güç sayesinde ne oldum delisi olanların en azından hareketlerini Erdemliler Hareketine benzetmemesinde fayda vardır. Zaten böyle tasvir edenler kendileri bu duruma inansa bile bir başkası bıyık altından güler böyle benzetmelere.

En azından kendimizi ait hissettiğimiz, benzettiğimiz harekete uygun davranmamız lazım. Yok böyle davranamıyorsak bari  böyle güzel hareketlerin adını ağzımıza almayalım... Hılfü'l Fudül de tarihteki yerinde dursun. Çünkü bu hareketi ağzımıza alarak erdemli olunmaz. Laf ile -zaten- peynir gemisi yürümez. 28/02/2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder