19 Şubat 2017 Pazar

Kimi, kimseye muhtaç etmesin!



Bu dünya bizim için imtihan dünyasıdır. Ebedi alemin azığını hazırlıyoruz burada. Yapılan iyilikler kişiyi Cennet'e, kötülükler de Cehennem'e götürecek. Kimse de bir başkasının yükünü çekmeyecek öbür dünyada.

Yatsı namazını kıldıktan sonra okuduğumuz Bakara Süresi son iki ayetin ikincisinde  Rabbimize: "Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme" diye dua ederiz. Allah insana gücünün üzerinde bir yükler mi? Yüklemez. Çünkü aynı ayetin başında "Allah kimseye gücünün üzerinde yük yüklemez" buyurulmaktadır.

Herkesin imtihanı farklı farklıdır şu fani dünyada. Kimini babayla, kimini evlat ile, kimini fakirlik, kimini de servetle... imtihan eder. Önümüze çıkan her türlü imkan, dert ve sıkıntı da aslında imtihanın bir parçasıdır. Çünkü kimse başıboş yaratılmamıştır. Kiminin ki ağır, kiminin ki hafif. Çünkü herkese ancak taşıyabileceği kadar yük verilmektedir. Bu da adaletin bir gereğidir. Dünya meşgalesi bize bir çok değerlerimizi unuttursa da ebedi alemden kaçış yoktur. Bakmayın siz ahirete inanmıyor gibi yaşadığımıza.

Yan tarafta gördüğümüz ibretlik mezar taşı fotoğrafını Pusulahaber'de Uğur ÖZTEKE paylaşmış. Yazısının adını da "Gıcık bir pazar yazısı" olarak koymuş. Ne denir bu fotoğrafa. Söylenecek çok bir şey yok. Babanın çocuklarıyla imtihanı göze çarpmaktadır. Anladığım kadarıyla dünyada devam eden bu imtihan öldükten sonra da devam etsin istenmiş, acılı baba mezar taşıyla ebedileştirmiştir incinmişliğini. Öyle zannediyorum baba ölmeden önce mezar taşına bu şekilde yazılmasını birilerine vasiyet etmiş olmalı. Yoksa öldükten sonra kendi mezar taşını yazdırıp dikecek değil. Mevta nasıl biriydi, evlatları ise şu anda ne alemdeler, ne durumdalar bilinmez. Ama bildiğim bir şey var Tirmizi'de geçen bir hadisi şerife göre: "Üç kişinin duası geri çevrilmez. Allah katında makbul olur. Babanın (evladına) duası, misafirin duası. mazlumun duası" şeklinde. Baba ile evlatları arasındaki husumet, anlaşmazlık nedir, kim suçludur. Burası meçhuldür. Ne taşa bu şekilde yazdıran babayı, ne de babanın bedduasına maruz kalan evlatları ayıplayacak, kınayacak değilim. Allah kimseyi bu şekil bir imtihanla karşılaştırmasın.

Birkaç yıl öncesinde karşılaştığım yaşlı bir amca ile aramda geçen konuşmayı yazıya dökerek daha önce gazetemizde/blogumda paylaşmıştım. (http://dilinkemigiyok.blogspot.com.tr/2016/03/bir-huzurevi-sakini-ile-sohbet.html) 85 başında yaşlı bir amcanın 6 çocuktan sonra soluğu huzurevinde aldığını öğrenmiştim kendisinden. Günümüzde çoluğu çocuğu tarafından bakılmadığı için yolu huzurevlerine düşenleri duyuyoruz da böylesine ilk defa rastladım. Demek ki babanın canına tak ettirmiş evlatları.

Allah hiç kimseye gücünün üzerinde bir yük vermesin. Kimi, kimseye muhtaç etmesin. Herkese İsra 24. ayette dendiği gibi  «Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!» diyecek hayırlı evlatlar nasip etsin. Güya onlara "Öff bile" demeyecektik. Öften geçtik, bari beddualarını almasak...19/02/2017


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder