İnsan şeytanlarının, sinsi varlıkların, hainlerin bol
olduğu bir yılı geride bıraktık. Kan, gözyaşı, ihanetler birbirini izledi hep. -Kabus
gibi- bir yıl idi.
Yeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Yeni yıl ne getirir, ne
götürür bilinmez. Çünkü gaybı bilemeyiz. Ama görünen köy kılavuz istemez. Zira
insan denen ne menem varlık tiyniyetini değiştirmediği, bu tiplerin kökü
kurumadığı müddetçe daha çok ağlayacak gibiyiz.
Kötülerin kökünün kuruması, onların girdikleri
delikten çıkamamaları için çoğunluğu iyi ve 'eşref-i mahlukat' olan pasif
iyilerin birbirlerine karşı mücadelesini bir tarafa bırakıp kötülere karşı
birleşmeleri gerekiyor. Şer odaklarına karşı iyiler görevlerini yapmadıkları
müddetçe ihanet şebekeleri at oynatmaya devam edeceklerdir. Vicdanı kararmamış,
bana dokunmayan yılan bin yaşasın demeyen insanlar kötülere karşı kollektif mücadele
yolunu seçmelidirler. Farklı zihniyette olan rakipler, "Düşmanımın düşmanı
dostumdur" dar ve sığ bakış açısını bir tarafa bırakarak kötülere dünyayı
dar etmelidirler. İyiler bölük pörçük oldukça kötüler yarasa gibi ortaya
çıkmaya devam edeceklerdir.
2016 yılında bolca gördüğümüz canlı bomba ve terörist
eylemlerinde kötüler suçlu-suçsuz, bizden-sizden ayrımı yapmadan kalabalıklar
içerisinde kan akıttılar, kim olduklarına bakmadan. Bugün koruduğumuz,
görmezden geldiğimiz o kör kurşun hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza
çıkabilir. Bumerang gibi gelir bizi bulabilir. Teröristin benimle işi olmaz
diyenler; terörün hedef seçtiği kalabalık yerlerde eşimizin, çocuğumuzun
olmayacağına dair hiçbirimizin garantisi yoktur. Bu yüzden nerede bir terör
varsa, terör kimi hedef seçmişse ülkenin etkili ve yetkili kişileri
kendiliğinden bir araya gelerek biriz ve beraberiz imajı vermek
durumundadırlar. Bu ülke batarsa sadece iktidar yok olmayacak, hepimiz altında
kalacağız. Bu yüzden hepimizin aklını başına almasında fayda vardır. Acı ve
ayrılıklarımızı bir tarafa bırakarak ortak açıklama yapılmalıdır.
Milletçe uyanık olmalıyız. Daha çok çalışmalıyız.
Üretmeliyiz. Üretime dayalı bir ekonominin sağlam temellerini atmalıyız. 2016’da
gördüğümüz gibi düşman fırsatını bulduğu her alanda saldırı yapabiliyor. Kah canlı
bomba, kah terör, kah cinayet, kah ekonomik kriz, kah siber saldırı, kah
diplomatik kriz... olarak karşımıza çıkıyor. Bizim uyuduğumuz kadar onlar
uyumuyor, bizim ayrılığımız kadar onlar bölünmüyor. Düşman Türkiye olunca
farklı kulvarlarda birbirine düşman gibi görünen DHKP-C, FETÖ, PKK/PYD,
İŞİD/DAİŞ vb şer odakları nasıl bir araya geliyorsa biz de sünnisi, alevisi,
Kürd’ü, Türk’ü, STK’sı, Müslümanı, ateisti, iktidarı, muhalefeti bir araya
gelebilmeliyiz. Hepimiz bu ülkenin kalkınması için taşın altına elimizi
koymalıyız. Çok şey istemiyoruz. 15 Temmuz’da canını tankın altına atanlara
göre hiçbir şey bizim yapacağımız. Bugün bu ülkede hala nefes alabiliyorsak
canını bu ülke için verenler sayesindedir. Bunu unutmayalım. Birlik ve
beraberlik istiyorsak bu ülkenin mozaiği olan her kesimin temiz, dürüst ve
çalışkanlarına bürokrasi kapısı açık olmalıdır. Toplumsal barış için her kesim
kırmızı çizgilerini içine gömmelidir. Çünkü “Söz konusu olan vatansa gerisi
teferruattır” prensibi temel ilkemiz olmalıdır. Bizden öncekilerin bize miras
bıraktığı bu ülkeyi gelecek nesle emanet etmek istiyorsak yaşanabilir bir ülke
için doğru metotlarla çalışma yolunu seçmeliyiz. Yeni yıla girerken geçmişin
muhasebesini yapmalıyız. Nefis muhasebesi yaparsak gülmeye, eğlenmeye zamanımız
yoktur diye düşünüyorum. Bu sene nice bayramlarımızı acılarımızdan dolayı kutlayamadık.
Yılbaşı gelince yılın son gününü “Vur patlasın, çal oynasın”
mantalitesi ile geçiriyoruz. Yiyoruz, içiyoruz...hem de çatlayıp patlayarak.
Sabaha kadar eğleniyoruz. Sonra yılın ilk gününü dinlenerek geçiriyoruz. Hani çalışacaktık.
Oldu mu ya şimdi? İnsanoğlu ne zaman vazgeçecek: “Bindik bir alamete, gidiyoruz
kıyamete” yozlaşmasından? Bu insanoğlu kültürel emperyalizmin bize dayattığı
yaşantıyı ne zaman terk edecek? Biten yılın son gününü eğlenerek geçirse ‘Eyvallah!
Hak ettiler’ diyeceğim. 25 bin polis, görev aldığı yılbaşı gecesi herkesin
güvenliğini sağlayacak. Yeni yılın ilk gününü maalesef dinlenerek geçireceğiz. Oldu
mu ya insanoğlu, bu yaptığın şimdi? Daha başlamadan su koydun hemen. Amma da
rahatına düşkün bir varlıkmışsın meğer...
Yeni yılın huzur ve barış getirmesi dileklerimle...
31/12/2016
02/01/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
02/01/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder