1 Ocak 2017 Pazar

Ahlakı iç edilmiş Müslümanlık

İslam; iman, ibadet ve ahlak ile bir bütündür. Hangisi ihmal  edilirse o İslam eksik olur. Çoğu bilginler Müslümanı bir ağaca benzetirler. Onun kökü iman, gövde ve dalları; amel ve ibadet, yaprakları ilim, meyvesi de güzel ahlaktır. 

Kök olmadan bir ağacın yaşaması mümkün değildir, çabuk kurur. Gövde ve dalları olmayan ağacın meyve vermesi mümkün değildir. Kökü ve gövdesi olduğu halde meyve vermeyen ağaç tasvip edilmez. Hatta çoğu yerde meyve vermeyen ağaç ya kesilir ya da bir başka meyve vermesi için aşı yapılır. Buradan ağacın olmazsa olmaz şartı meyve vermesidir. Meyve vermeyen ağaç asıl görevini yapmamış demektir.

Bugün yaşayan Müslümanların ekserisinin en büyük sorunu meyve verme sorunudur. Ağacın olmazsa olmaz üç temel unsurundan iman ve ibadette pek bir sorun yok. Çünkü nerede kendisini Müslüman diye tanımlayan birini görsek; "Elhamdülillah Müslümanım" der. İbadetleri yerine getirip getiremediği sorulduğunda, "Allah kabul etsin, yapabildiğim kadar ibadetlerimi yerine getiriyorum" şeklinde ifade eder. Kişinin inanıp inanmadığını, inancında samimi olup olmadığını Allah bilir. Biz insanları ibadet ederken gördüğümüz zaman kendisi hakkında Müslüman diye tanımlarız. Özellikle namaz kişinin alameti farikalarından biridir. Vakit namazlarında fazla olmasa da cuma ve bayram namazlarında bu toplumun ekseriyetini görmemiz mümkündür.  Yine bu ülkede yapılan istatistiklerde namaza göre daha zor bir ibadet olan orucu tutanların oranı daha fazladır. Kur'an okuyan, kursa giden, hayır ve hasenatta bulunan insanımızın sayısı yine azımsanamayacak kadar çoktur. Esefle söylemek gerekirse kök ve gövde yani iman ve ibadetlerimiz  nedense meyve vermiyor, yani ahlak ortaya çıkmıyor. Halbuki ibadetlerin amacı kişiyi güzel ahlak sahibi yapmaktır. Hasılı bizde dil ile ikrar ve kalp ile tasdik dediğimiz iman var, Allah rızası için yapılan fiil dediğimiz uzuvlarla amel olan ibadet var. Fakat ahlak yok. İkrar ve eylem var, sonuç sıfır elde var sıfır. Bu demektir ki iman ve ibadete verdiğimiz önemi ahlaka vermiyoruz. Ya ahlak bizim için önemli değil veya inandığımızı söylediğimiz imanımızda, ifa ediyoruz dediğimiz ibadetlerimizde bir sorun var. İman dilden kalbe geçmemiş, ibadetler ise el, kol, dil ve uzuvlardan öte gitmemiştir.

"İyilik ve takvada yardımlaşın, kötülük ve düşmanlıkta yardımlaşmayın" ayeti geldiği zaman sahabe: "İyilik (birr) nedir" diye sorar. "Güzel ahlaktır" cevabı verir Peygamberimiz. Yine Peygamberimiz "Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" buyurur. Görüldüğü gibi İslam; en az iman, ibadet kadar ahlaka da önem vermektedir. O zaman bizim yaşantımızda bir sorun göze çarpmaktadır. En'am 162'de "Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” buyrulmaktadır. Bu ayeti -iman ve- ibadetin Allah ile kulun arasında bir ilişki biçimi şeklinde anlarsak ahlakın ise insanın toplumsal ilişki biçimi şeklinde yorumlayabiliriz. Meyve vermeyen bir ağaç nasıl ki istenmezse ahlaka dönüşmeyen iman ve ibadette -öyle zannediyorum- tasvip edilmez. Müslümanlar ahlakı es geçiyor demektir bu.

Ahlakını geliştirmeyen ve bunun için çaba sarf etmeyen bir Müslümanın Müslümanlığını gözden geçirmesinde fayda vardır. Müslüman kimliğini taşıdığı halde her türlü kötülüğü yapmaya devam eden  kimselerin Müslümanları küçük küçürme, boynunu öne eğdirme, utandırma gibi bir lüksü olamaz. Ya adam gibi yaşasınlar. Ya da gölge etmeyip İslam dairesinden çıksınlar. 01/01/2017


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder