6 Aralık 2016 Salı

Anam anam..."Anan ya"

Bilgisayarıma format atılması için servise uğradım. Görevli dışında biri daha vardı yanında. Beni göstererek hemşehrimiz tanıyor musun dedi."Tanıyorum" dedi. Bana: "Hocam bak bakalım arkadaş, kimlerden tanıyabilecek misin" dedi. Yüzüne baktım: "Sen Sarıoğlangillerden misin" dedim. Evet dedi. Kimin oğlusun dedim. Babasını söyledi. Babandan ve amcandan dayak yedim küçüklüğümde. Her ikisi de benden büyüklerdi. Baban rahmetli olmuş, Allah rahmet eylesin, şimdi fırsat bu fırsat seni burada bulmuşken yediğim dayağı senden çıkartayım deyince, "yapmışlardır, buyur cezamı ver" dedi.

Önce gülüştük ardından anlatmaya başladım. Hiç adetim olmadığı halde bir gün sizin evin sokağından geçerken kaynakçılık yapan baban, elinde çekiçle çıktı dükkandan. Beni durdurdu. Çekici kaldırdı önce sağ omzuma vurdu, sonra sol omzuma. Ardından çıktığı dükkana tekrar girdi. Ben de niçin vurdun, suçum ne bile diyemeden arkama bakmadan canımı kurtardığıma şükrederek uzaklaştım oradan. Bir daha da sizin dükkanın önünden geçmedim. Daha sonraları da babana, bana niye vurdun o zaman demedim. Rahmetli olmuş mübarek! Bundan sonra da soramam artık dedim.
***
Amcan kavgacıydı. hangi ortamda sebep ne olursa olsun mutlaka kavga ederdi. Epilepsi hastası olduğundan kimse ona dokunamazdı. Köyün kelek keseni idi. Vurduğu vurduk, kırdığı kırdık idi. Bir gün Nasıf Ağanın boş bahçesinde aşık* oynuyordu birileri. Amcan da oynuyor. Ben de bazıları gibi seyirciyim. Oyunu daha iyi seyredeyim diyerekten oyun sahasının içine girmeden kenardan aşağı tarafa geçtim. Amcan oyun oynamayı bıraktı: "Sen ne geçip durun buradan" diyerekten eline bir taş aldı, ardından beni yakaladı. Taşı alnıma, kafama sürtmeye, vurmaya başladı. Can havliyle "anam anam" dedimse de amcan hiç pozisyonunu değiştirmeden bu sefer elimi ağzına aldı. Avucumun içini ısırmaya başladı. Ben anam dedikçe o, o tiz ve ince sesiyle "anan ya" dedi durmadan. Kimse de aralayamadı. Nice sonra bıraktı beni kendiliğinden. Elime bir baktım, tüm dişlerinin izi geçmişti elime... Meğersem amcan oyunda kaybediyormuş, biz ona üttürme derdik o zamanlar. Aşıklarını üttürmenin hıncını suyumu bulandırıyorsun diyerek benden aldı amcan.
***
Ben gence babası ve amcasını anlatınca bilgisayarcı biz niye kavgacı değildik o zamanlar diye sordu. Aileden gider. Sen-ben kavga etsek, niye kavga ettin diye bir de ailemizden yerdik zira. Bu gencin sülalesi kavgacı idi deyince bu sefer genç anlatmaya başladı: "Abi haklısınız. Ben bir gün birinden dayak yedim. Ağlayarak eve geldim. Babam: 'Bu eve dayak yiyerek gelmeyeceksin. O seni dövmüşse sen de onu döveceksin, dövmeden de eve gelmeyeceksin' diyerek eline alıverdi beni. Babamdan dayağı yedikten sonra gidip beni döveni dövdüm. Bu işler babadan gider. O zamanlar da ben de çok kavga ettim. Ama şimdi anlıyorum, doğru değilmiş bu yaptıklarımız" dedi.

Söylenen çayım bitmişti ki, bilgisayarı bırakarak ayrıldım oradan. 06/12/2016

*Koyun-keçi gibi hayvanların ayaklarından çıkan kemik parçası. Çizgili ve canlı oynanır, Karasınır'da da bu oyunu sokak aralarında oynamak yaygındı o zamanlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder