Bildiğiniz gibi Türkiye 30 Mart
2014'den bu yana 4 tane seçim yaptı:
- 30/03/2014: Mahalli İdareler
Genel Seçimleri,
-03/07/2014: Cumhurbaşkanlığı
Seçimi,
-07/06/2015: Genel Seçimler,
-01/11/2015: Genel Seçimleri.
Görüldüğü gibi 20 ayda 4 seçim
yani ortalama 5 ayda bir seçim yapmışız. Bir seçimi bitirip diğerine geçmişiz.
Neredeyse siyasilerimiz alanlardan sahalarına dönememişlerdir. Seçim çalışması
yapmaktan ülke meselelerine eğilmeye vakitleri olmamıştır. Maalesef bizde her
seçim hayat-memat olarak görülür. Siyasilerin öncülük ettiği her seçim bizi
birbirimizden daha da uzaklaştırmaktadır. Aşırı fanatik hale geliyoruz. Her
seçim öncesi başlayan kutuplaşma onulmaz yaralar açarak seçim sonuna da sirayet
etmektedir. Taraflar ve muhalifler aşırılıkta Filistin-İsrail gibiler. Hoş
Filistin-İsrail zaman zaman bir araya gelebiliyor artık. Bu şekil kutuplaşma
birliğimize ve dirliğimize dinamit koymaktadır.
Dünyanın hiç bir ülkesi bu kadar
sıklıkta bir seçim yapmamıştır. Bu kadar seçime, ekonomisi en iyi olan bir ülke
bile dayanamaz. Çünkü her seçim için bütçeden çıkan para ülke ekonomisine yeni
bir kara delik açar. Ekonomist değilim ama her seçimde harcanan para ile
işsizliğe kesin çözüm bulunur. Hiç bir hükümet seçim öncesi radikal tedbirler
alamaz. Pansuman tedbirlerle günü kurtarmaya ve uzatmaya çalışır. Hasılı her
seçim ekonomiyi felç etmektedir. Kardeşi kardeşe hasım yapmaktadır. Yatırımlar
durmakta. İnsanlar önlerini görmek için bekle-gör taktiği uygulamaktadır.
Piyasalarda ve bürokraside yaprak kıpırdamamaktadır.
Amacım seçimin olumlu-olumsuz
yönlerine değinmek değil. Yazımdan seçimlere karşı olduğum anlamı çıkarılmamalıdır.
Demokrasinin gereği seçimler yapılmalıdır. Bize özgü demokrasi anlayışımızla
maalesef siyasetin de cılkını çıkardık. 2019'un Mart, Haziran ve Kasım'ında 3
tane seçim bizi beklemektedir.
Peki o zaman ne yapmalıyız?
-3 seçim birleştirilmeli. Aynı
gün yeterince sandık konarak yapılmalıdır.
-2019 seçiminden sonra yapılacak
tüm seçimler yine aynı şekilde yapılmalıdır.
-Genel seçimler de tıpkı
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Mahalli İdareler seçimi gibi 5 yılda bir yapılacak
şekilde şimdiden anayasa değişikliği yapılmalıdır.
-Uzlaşma kültürünün tam olarak
yerleşmediği ülkemizde koalisyon, azınlık hükümeti, seçim hükümeti gibi
durumlara düşmemek için iki turlu seçim yapılmalıdır. İlk turda % 51 oy alan
parti, belediye başkanı ve Cumhurbaşkanı seçilmelidir. Şayet ilk turda % 51
çoğunluğa ulaşılamadığı takdirde 2-4 hafta arasında en yüksek oyu alan 2 parti
2.tur seçime girmelidir.
Seçimden yeni çıktığımız bir
ortamda şimdiden bu önerileri getirmek istedim ki, kamuoyu oluşsun.
Yetkililerimiz şimdiden tedbir alabilsin. Eğer bu şekilde yapıldığı takdirde
zaman kaybı olmaz. Ekonomide gelişme meydana gelebilir. Yatırıma gitmeyen seçim
masrafının ülke ekonomisine yatırım olarak dönüştürülmesi sağlanabilir. Miting
ve toplantı gibi sebeplerle meydanlara inilmez. 5 yıllığına gelen bir siyasi
partinin ülkenin inşası için çaba sarf edecek zamanı olacaktır.
İyi de kardeşim seçim olmazsa
geri kalan zamanlarda biz ne iş yapacağız diye düşünenler çıkabilir. Bu soru
ilk defa sorulmadı.
Vaktiyle Pekin-Şanghay arasına
hükümet tren yolu döşemeye karar verir. Mühendisler çalışırken köylüler gelir
ve sorarlar:
-Burada ne iş yapıyorsunuz?
-Şanghay’a kadar tren yolu
döşeyeceğiz?
-Ne işimize yarayacak bu?
-40 günde gidip geldiğiniz yolu 4
günde gidip geleceksiniz.
-Peki! Geri kalan 36 günde biz ne
iş yapacağız? Şeklinde cevap verirler.
“Seçimler toplu olarak 5 yılda
bir yapılırsa uzun kış gecelerinde, kahvehane köşelerinde, dost sohbetlerinde
geriye kalan 4,5 yılda biz ne iş yapacağız? Siyaset konuşmazsak çatlar ölürüz.”
diyenler çıkabilir. Bu şekilde ölmektense o şekilde ölmek daha iyidir. Benden
söylemesi. 11/11/2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder