Hayret bir şey!
Hayırdır, hayret olan
ne?
Evin balkonunu izinsiz
ve ruhsatsız içe alıp evi genişletmek suç değil mi?
Suç.
Suç ise bunun cezası yok
mu?
Var.
O kadar kişi evin
balkonunu içe alıyor. Bunlar her biri izin ve ruhsat alıyor mu?
Bildiğim kadarıyla çoğu
bu işi kaçak yapıyor.
Cezasını ödüyor mu
hepsi?
Hepsine ceza yazılmıyor
ki...
Ama benim bir tanıdığıma
bundan dolayı ceza yazılmış.
Şikayet edilmişse,
belediye gelir o kişiye ceza yazar.
Aynen öyle olmuş.
Tanıdığım, sadece ben değil, herkesin balkonu içeride bak demiş. Görevli
görüyorum demiş. O zaman onlara da ceza yazmalısın demiş. Yazamam demiş. Niye
dediğinde, şikayet olmazsa ceza yazmayız. Size şikayet var. Size yazacağız
demiş. Olur mu böyle? Adalet bunun neresinde? Madem orta yerde bir suç var.
Herkese aynı ceza verilmeli. Ceza yazılmıyorsa, kimseye yazılmamalı değil
mi?
Dediğin gibi olmalı ama
bu ülkede bu işler maalesef böyle işliyor. Kısaca şikayet yoksa, işlediğin suç,
suç değildir. Şikayet varsa, işlediğin suç ceza gerektirir.
*
Senin neyin var.
Benim bir şeyim yok da
az önce duyduğum bir cezanın şokundayım.
Hayırdır, ne cezası?
Duyduğum bu olayı
anlatmadan önce sana birkaç soru soracağım.
Buyurun.
Devlet memurunun siyaset
yapması kanunen suç mu?
Evet, suçtur.
Bu suçu işlerse cezası
nedir?
Siyasi partilerin lehine
veya aleyhine bilfiil çalışmak fiilinden dolayı 1 ila 3 yıla kadar kademe
ilerlemeyi durdurma cezası verilir.
Ama sosyal medyada bir siyasi
partinin lehine veya aleyhine paylaşım yapanlar hatta işi trol seviyesine götürenler
var, hem de çokça.
Var, biliyorum.
Şimdi bunların hepsi ceza
mı alıyorlar? Şayet ceza alıyorlarsa, pek azı hariç çoğu memur siyaset yaptığına
göre bu durumda ceza almayan memur yok gibidir.
Tam
aksi. Siyasi içerikli paylaşım yaptığı için ceza alan memur neredeyse yok gibidir.
Ama
az önce bana disiplin cezası aldığını söyleyen kişi de bir devlet memuru ve ceza
almış. Üstelik kendi adıyla değil, müstear isimle yazdığı birkaç yazıdan dolayı
kademe ilerlemeyi durdurma cezası almış.
Almıştır.
Hiç şaşırmadım.
Bahsettiği
yazıları üşenmeyip okudum. Öyle bir partinin yararına veya zararına bilfiil çalışma
falan yok. Yazısında sadece siyasi parti isimlerine yer vermiş. Bu yazılarında “siyasi
içerik” tespit edilmiş.
İstenirse,
tespit edilir. Tespitten kolay ne var. Yeter ki o kişi hakkında karar verilsin.
Kalem kırmak kolay. Sübut ise bazı muhakkikler için çocuk oyuncağı.
Alenen
siyasi paylaşım ve yazı yazanlar ceza almazken üstü kapalı yazıdan, siyasi içerik
çıkarıp ceza vermek hakkaniyete sığar mı?
Sığmaz.
Madem
ceza verilecekse, adalet gereği tüm siyasi paylaşım yapanlar ve siyasi yazanlar
aynı cezayı alması gerekmiyor mu? Adalet bunu gerektirmiyor mu?
Taktın
sen kafayı hakkaniyet ve adalete. Bu işlerde adalet aranmaz.
Ya
ne arayacağız? Şimdi bu arkadaşa verilen cezada haksızlık yok mu?
İşin
haksızlığında değilim. Zira haksızlık olmaya haksızlık.
O
zaman?
Senin
bu bahsettiğin kişi de ceza almazdı normal şartlarda.
Sorun
ne o zaman?
Sorun,
birilerinin suyunu bulandırmada. Belli ki bahsettiğin kişi birilerinin suyunu bulandırmış.
Suyunu bulandırınca, şikayet edilmiş. Şikayet edilince de ceza verilmiş. Hele bir
de şikayet eden üstten biri ise her şey kitabına uydurulur ve defteri dürülür. Üst
daima altı ezer. Üst daima haklıdır, bilhassa haksız olduğu anlarda.
Tüm
bu anlattıklarından anladığım, bu ülkede suç işleyebilirsin, balkonu içeri alabilirsin,
siyaset de yapabilirsin. Daha başka suç olan şeyler de yapabilirsin. Başına hiçbir
şey gelmez. Ta ki şikayet edilinceye kadar. Şikayet yoksa sorun yok. Suyu bulandırmıyorsan,
yine sorun yok. O yüzden yazıp çiziyorsa, kimsenin suyunu bulandırmayacak. Bulandırmıyorsa, sonucuna katlanacak.